XIII: Frankofon Ekolünün Ünlü Casusluk-Politik Gerilim Serisi

//
15 dakikalık okuma

Batuhan Cantürk / İzzet Kalaonra

En güzel bomba, patlamasına ramak kalmış bombadır.

                                                                                     Antonin Artaud

XIII serisi, Frankofon çizgi roman türünün önemli bir kolu olan Belçika ekolünün önde gelen isimleri, senarist Jean Van Hamme ve çizer William Vance işbirliğiyle yaratılmıştır. 1984’te yayımlanan ilk albüm “Kara Güneşin Günü” ile başlayan saga, 2007’de okurla buluşan 19. albüm “Son Raunt” ile tamamlanmıştır. 

Dargaud Yayınevi, okurun yoğun isteğiyle  yaratıcılarının da onayını alarak bu popüler eseri Yves Sente (senaryo) ve Youri Jigounov (desen) ikilisiyle 2011 yılından beri sürdürmektedir. Ülkemizde ise Marmara Çizgi tarafından 8 sayısı yayımlanan seri, okurun ilgisizliği yüzünden yayınına son vermiştir. 

Çok satan kitapların formülünü başarıyla çizgi romana uyarlayan XIII serisi, ilk etapta hayranların fısıltı gazetesiyle adını duyurdu. İlerleyen yıllarda modern pazarlama tekniklerini de iyi kullanarak albüm başına yüz binlere varan satış grafiğiyle BD* ekolünde kült statüsüne ulaştı. Sinema filmi ve TV şovlarına da  uyarlanarak ününü pekiştirdi.

Yukarıda bahsedilen 19 albümlük ana seri ve şu an 7. albüme ulaşan ikinci seri dışında, her bir albümü ana karakterlere ayrılan ve her biri ayrı yazar-çizer ekibi tarafından gerçekleştirilen “XIII Mystery ” dizisi de 2008-2018 zaman dilimine yayılan 13 albümle XIII evrenini zenginleştirmiştir. 

Van Hamme,  XIII’ü yaratırken Kennedy suikasti, Rosenbergler davası, Küba devrimi, Vietnam savaşı gibi gerçek olaylardan esinlenmiştir. Hafızasını kaybeden ve denizden kurtarılan ajan ise Robert Ludlum’un, 1980’de yayınlanan Jason Bourne serisinin ilk kitabı Geçmişi Olmayan Adam’a göndermedir. 

Serüvenin Başlangıcı ve Kurgusu

Yarı ölü haldeki baygın bir adam, yaşlı bir çiftin sahildeki evlerinin yakınında karaya vurur. İsmi dahil hiçbir şey hatırlamayan bu adamın üzerinde, kimliğiyle ilgili ipucu sayılabilecek çok az şey vardır: Giysilerine dikilmiş bir anahtar, kafatasındaki kurşun yarası ve omuzundaki XIII dövmesi. Acaba bunlar kişinin kendini tanımaya başlaması için yeterli midir?  Şimdi gelin, biraz geriye gidelim:

Pentagon’da çok önemli ve gizli görevler yürüten General Carrington’un kızı Kim, gizli serviste ajan olarak çalışmaktadır.

Kim Carrington bir görev sırasında, Güneyli zengin bir toprak sahibinin vârisi Steve Rolland ile tanışır. İlişki kısa bir süre sonunda evlikle sonuçlanır. Kim ajanlık görevini bırakır ancak Steve’e bir zamanlar ajan olduğunu asla söylemez. 

Bir süre sonra neofaşist eğilimlere sahip olan Steve, orduya katılmaya karar verir. Seçkin bir nişancı subay olur, daha sonra General Carrington’un kurduğu özel kontrgerilla timi olan SPADS’a katılır. Burada çok parlak işler çıkarır. Bir gün, gizli bir operasyon sırasında, uçak kazasında öldüğü haberi gelir. Kim Carrington yıkılır ve acı kaderiyle baş başa kalır ancak bir süre sonra öldüğünü sandığı kocasından bir  telefon alır. Kocası yaşamaktadır ve onunla gizlice buluşmak ister. Kim riskleri göze alarak kocasıyla buluşur ama karşısındaki adam sanki başka birisidir. Steve,  karısına, dünyayı değiştirebilecek bir görev için seçildiğini söyler. Steve gizli bir örgüte katılmıştır. Bu örgüt, yüzlerini gizleyen kukuletalar takarak toplantılar yapmaktadır. Örgüt, kendine “XX’ler Konseyi” adını veren aşırı sağcı bir yapıdır ve devletin yüksek kademelerine kadar sızmıştır. Örgütteki hiyerarşi sol köprücükkemiği üzerine yaptırılan latin rakamlı dövmelerle sağlanmaktadır. I numara örgütün lideridir. Steve’in numarası ise XIII’tür. 

Durumdan korkan Kim, babasına haber verir. General Carrington, Kim’in örgüte sızmasını ve Steve’in bu çok gizli görevini öğrenmesini ister ancak Kim, bu bilgiye zamanında ulaşamaz. Maalesef bu korkunç görev, Başkan Sheridan’ın öldürülmesidir!  Başkanın ölümünün hemen ardından Steve, ağır yaralı olarak Kim’in yanına gelir. Ölmeden önce dudaklarından üç kelime dökülür. “İhanet, Mangos,  Kaç!”

Bu arada başkanın babası Henry Sheridan, oğlunu öldürenleri açığa çıkarmayı kafasına koyar. Baba Sheridan, oğlunun hükümetle bağlantılı yüksek finans çevreleri tarafından öldürüldüğüne emindir. Resmi soruşturmaya güvenmeyerek  General Harrington ve gizli servisten yardım ister. Yardım isteği kabul görür. Komplonun başındakileri ortaya çıkarmak için, XX Konsey’ini  Steve Rowland’ın yaşadığına inandıracak bir plan yaparlar. Bunun için Gizli Servis’in veri tabanından anatomik yapısı ve askeri yetenekleri Steve Rolland’a benzeyen biri bulunur. Bu kişi, geçmişi bir sır olan ve görünürde hiçbir akrabası bulunmayan Jason Fly’dır. Fly bir dizi estetik ameliyattan sonra tamamen Steve Rolland’a benzer hale getirilir. Artık  XIII, Jason Fly’dır. Fly kaza sonucu ölmüş gibi gösterilerek Steve Rolland’ın bedeni, sözde ölmüş Fly’ın mezarına gömülür. Jason, Kim Rolland tarafından eğitilir ve ölmüş kocasının kişiliği ve geçmişiyle ilgili bilgilendirilir. 

Jason Fly, Steve Rolland’ın takma adı olan Shelton kimliğiyle ortaya çıkar. Konsey şaşırmıştır ancak operasyon ters gider ve Fly, örgütün en tehlikeli katili Mongos tarafından tuzağa düşürülür. Vurularak bir tekneden düşer. Baygın halde sahile ulaşır.Yaşlı çift tarafından kurtarılır. Ancak başına aldığı yara yüzünden belleğini yitirmiştir ve kim olduğunu hatırlamamaktadır. Bu noktada hikâyenin başına döneriz.

Entrika ilmik ilmik çözülürken her ipucunun  ve  tarihsel olayların yazarın ve çizerin objektifinden ele alındığı öykülere gizlenmiş olması ve ustalıkla birbirine bağlanan albümler okura çok sürükleyici, dinamik lezzetli bir okuma sunmaktadır.

İlerleyen maceralarda Jason Fly,  “XX’ler Konseyi” ile son büyük savaşa girecek ve sonunda Konsey lideri I numarayı da bulacaktır. Bununla da kalmayarak kendi geçmişini ve gerçek kimliğini de öğrenecektir. 

Yazar ve Çizerin Başarısı

Jean Van Hamme’ın ilk düşüncesi hikâyeyi beş ciltle sınırlamaktı. Ona göre bu kadar karmaşık bir senaryoyu uzatmak gerilimin düşmesine yol açarak okurun ilgisini kaybetmesine neden olabilirdi. Ancak işler beklenenden iyi gitti. Okurlar diziye olağanüstü ilgi gösterdi ve Van Hamme’a diziyi sürdürme cesareti verdi. Üstelik Van Hamme yazdığı her yeni serüvende hikâyeyi daha da zenginleştirmeyi başardı.  Van Hamme, bu durumla ilgili, “Bir hikâyeyi desteklemek için birçok şey hayal edebilirsiniz ancak hiçbir şey onu, geliştirebilen ‘çarpıcı bir  yenilikten’ daha iyi hale getiremez. Ben de kapana kısılan okuru tuzağa düşürdüm,” demiştir.

Van Hamme gibi usta  yazarlar bile bu tip zorlu kurmacalarda zorlanabilir. Sanatçı XIII serisinde her zamanki akıcı dilinin ve başarılı kurguculuğunun yanında başka araçlar da kullanmıştır: Diyaloglardaki hafif ironi, dinamik verimlilik ve psikanalitik teknik. Bunlara ek olarak dozunda kullanılmış şiddet ve baş döndüren bir gerilim. Ancak tüm bunların ötesinde Jean Van Hamme ve William Vance’ın sıradışı uyumu ve onları birbirine bağlayan çok güçlü bir duygu söz konusudur.

Van Hamme göre Vance’ın olağanüstü çizimleri olmasa dizi hiçbir zaman bu büyük başarıyı yakalayamazdı. Öncelikle Vance’ın anatomi bilgisi ve deseni kusursuza yakındır. Son derece temiz çizgilerini olgunluk döneminde hafif taramalarla süslemiştir. Vance’in realist, dinamik desenleri ve kullandığı yaratıcı sinematografik planlar senaryoda  görselliğin de üst düzey olmasını sağlamıştır. Vance bu işe el atmadan önce de Bob Morane, Bruno Brazil gibi başarılı BD serilerinin usta çizeri olarak tanınan bir sanatçıydı.  XIII, Vance’ın son gözdesi ve ustalık dönemi çalışmasıydı. Ne yazık ki büyük çizer, 2018’de aramızdan ayrıldı.

Vance ve Van Hamme işbirliği, popüler kültür referanslarını koz olarak bol bol kullanmış, ana karakterleri de sevilen starlardan seçerek okura aşinalık ve kolay ısınma sağlamıştır. Başlıca örnekleri; XIII’ün baş destekçisi General Carrington: Lee Marvin, XIII’ün  yoldaşı, Binbaşı Jones: Whitney Houston, Başkan William Sheridan: John F. Kennedy olarak sayabiliriz. 

Son Söz 

XIII serisi, bugün kıta Avrupa’sında, tüm çizgi roman okurları tarafından tanınan bir seri ancak bu noktaya çok kolay gelinmedi. İlk sayı, Fransa’da bir çizgi romanın yaşamını sürdürebilme sınırı olarak kabul edilen 10 bin satış rakamını güçlükle aştı. İkinci sayı 20 bini, üçüncü sayı 30 bini güçlükle geçtikten sonra okurun  büyük ilgisi sonunda sekizinci sayı, 175 bine ulaştı.

Bu başarıda Van Hamme ve Vance’ın olağanüstü çabaları başrol oynamıştır.  İki büyük sanatçı (özellikle Vance), seriyi çok benimsemiş ve inatla savaşmıştır.  İki büyük sanatçının bu inatçı mücadelesinin başka bir kazanımı da olmuştur: Forensik polisiye (CSI sendromu),  2000’li yıllarda, TV dizilerinin etkisiyle de başta “casusluk- polisiye “romanları olmak kaydıyla “polisiye edebiyat” üzerinde aşırı,  hatta zararlı sayılabilecek  bir üstünlük kurmuştu.  XIII‘ün bu başarısı casusluk/polisiye edebiyatına can suyu vermiş, bu türün tekrar ayağa kalkmasına yardımcı olmuştur.

Bugün XIII serisi gelmiş geçmiş en iyi “casusluk-politik gerilim “çizgi romanı  olarak kabul edilmekte ve otoriteler tarafından saygın bir çizgi roman olarak değerlendirilmektedir. 

*BD: Band Designe. Frankofon kültüründe çizgi romana verilen isim.

221B’nin 28. sayısında yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Steven Knight Peaky Blinders'ın bir filmle sonlanacağını açıkladı

Sonraki Hikaye

100. Yıla Özel Hercule Poirot Seçkisi Seti

En Son Yazılar

Polisiye Bilgini Test Et!

221B Polisiye Festivali kapsamında Ayrıksı Kitap Yayın Yönetmeni Özkan Özdem, 28 Şubat'ta kuzey polisiyesi sevenlerle buluşuyor.…