Diabolik: Acımasız Bir Hırsızın Serüvenleri

//
15 dakikalık okuma

                                                  Gördüğünüz her yerdeyim. Binlerce isme girerim.

                                                                                                                    Arsen Lüpen

İlk sayısı 1962 yılında yayımlanan Diabolik, İtalyan ekolünün en ünlü ve en çok satan  polisiye çizgi romanıdır. Yaratıcıları, birçok çizgi romanın tersine erkek değil, Angela ve Luciana Giussani adında iki kız kardeştir. 

Diabolik fikri, her gün Milano metrosuyla işe giden Angela Giussani’nin gözlemlerinden doğdu. Angela, seyahat sırasında kolayca okunabilmesi için cepte taşınabilecek kadar küçük bir formatta  bir çizgi roman çıkarmak istiyordu. Trenle seyahat eden okurları gözlemleyen Angela, yolcuların en çok  polisiye/macera romanları okuduğunu gördü.  Hatta bazı kaynaklar, Diabolik fikrinin Angela’nın aklına düşmesinin nedeninin trende unutulmuş bir Fantoma romanı olduğunu söyler. Fantoma serisi, dönemin kült romanlarındandı.   Angela bu romanlardan esinlenerek yıllardır hayalini kurduğu çizgi romanı kafasında oluşturdu. Karakterin ismi Diabolik olacaktı. Ardından kendisine yardım etmesi için kız kardeşi Luciana’yı yanına çağırdı. Yoğun çalışmalar sonunda karakterin kişiliği ve serüvenlerin kurgusu oluşturuldu.Grafik yaratımında aktör Robert Taylor’dan yararlanıldı. Sonunda 1 Kasım 1962’de Diabolik raflarda yerini aldı ve bir daha o raflardan inmedi. 

Ülkemizde ise Diabolik ilk olarak 1985 yılında Günaydın gazetesinin eki olarak yayımlandı. Bu seride  14 kitap yayımlandı.  2010 yılında ise Gerekli Şeyler Yayınevi, İl  Grande Diabolik serisinin 5 kitabını yayımladı. 

Diabolik Kimdir?

Tipik bir antikahraman olan Diabolik,  paha biçilmez sanat eserlerini ve mücevherleri çalan acımasız bir hırsızdır. Kibar Hırsız Arsen Lüpen ile tamamen zıt bir kişiliğe sahiptir. Başlangıçta Diabolik,  2. sınıf romanlardan fırlamış  pulp bir karakter görünümündeydi. İlk sayılarda, amacına ulaşmak için herkesi öldürmekten çekinmeyen empati ve vicdan yoksunu bir soyguncuydu. Antikahramanlık sınırını da geçmiş, sosyopat bir kişilikti. Zamanla Diabolik kendini geliştirerek  onur, dostluk, sadakat  gibi sağlıklı kökler ve etik ilkelere sahip bir karaktere dönüştü. 

Diabolik ateşli silahlar,  dövüş sporları ve birtakım özel silahlar konusunda uzmandır. En çok kullandığı silahları, olağanüstü bir yetenekle fırlattığı hançerler ve  darta benzeyen ince uçlu oklardır. Diabolik ayrıca gerçeklik serumu olarak bilinen pentotal, akıl karışıklığına yol açan scopalamin ve öldürücü siyanür gibi kimyasal silahlar kullanmaktadır. 

Alameti farikası sadece gözlerini ve kaşlarını açıkta bırakan, dalgıç kıyafetine benzer siyah bir giysidir. Soygunlarda rahat hareket edebilmek ve kimliğini gizlemek için bu giysiyi kullanmaktadır. Giysinin içinde çeşitli aletler ve silahlar gizlidir. Giysi yanmaz özelliğe sahip olup su altında onu soğuktan koruyabilmektedir. 

Diabolik‘in başarısı iki aksiyon filminin çekilmesine, bir radyo şovuna, animasyon dizisine, bilgisayar oyunlarına kadar taşındı

Diabololik geniş bir sanatsal ve bilimsel bilgiye sahip,  birçok yabancı dil bilen bir entelektüeldir. Fotografik hafızaya sahiptir. Mükemmel bir pilot olan Diabolik,  kimyasal maddeler konusunda uzmandır. Bu kimya bilgisi sayesinde kurbanlarını ve düşmanlarını taklit etmek için olağanüstü gerçekçi plastik yüz maskeleri yapar.

Diabolik’in geçmişi sırlarla doludur. Gerçek adını kimse bilmez. Çocukken ailesini kaybettiği  bir deniz kazasından kurtulan tek kişidir. Sığındığı adada King adlı bir katil tarafından kurtarılmış ve bir suç çetesinde büyümüştür. King tarafından yönetilen bu çetenin barınağı, gemi rotalarından uzak bir adadır. Diabolik bu çetede kendini yetiştirmiş ve birçok yetenek geliştirmiştir.Bunların başlıcaları kimyevi maddeler konusunda dâhi olan Doktor Wolf’tan öğrendiği plastik maske yapımı ve ateşli silah konusunda kazandığı deneyimlerdir. 

Yıllar sonra Diabolik kendi başına çalışmaya karar verip adadan kaçar. Ancak King bu ihaneti affetmez, adamlarını Diabolik’in peşine takar. Bu  dönemde yaptığı işlerden birinde çaldığı mücevherleri satın almak isteyen  Li Ping adında bir müşteri tarafından oyuna getirilir. Li Ping  aslında King için çalışmaktadır. Li Ping onu ölümcül bir tuzağa çeker ancak Ronin adında gizemli bir adamın  yardımıyla Diabolik bu tuzaktan  kurtulur.

Ronin ona,  yeterince deneyimli olmadığını ve yeteneklerini geliştirmesi gerektiğini söyler. Ronin’in,  Decaan’da dövüş sanatları ve tek başına hayatta kalabilme sanatını öğreten bir okulu vardır.Genç Diabolik, Ronin’in teklifini kabul eder ve okula katılır.Okulda Maestro Chang’ın hocalığı altında seçkin bir öğrenci grubuyla eğitime başlar. Her geçen gün kendini geliştiren Diabolik, Maestro Chang’ın en başarılı öğrencisi olur. Birçok sınavdan başarıyla geçer. Aynı zamanda grupta kendisi gibi eğitim alan  Jin adlı bir kıza âşık olur.

Bir gece, kimliği belirsiz bir grup tarafından okul saldırıya uğrar. Çıkan çatışmada Maestro Chang dahil herkes öldürülür. Saldırıdan sadece Jin ve Diabolik kurtulur. Diabolik kısa sürede Jin’in ihanetini anlar ve onu öldürür. Jin, King’in ajanıdır.

Daha sonra Diabolik, Ronin’i aramaya başlar. Maalesef o da King tarafından öldürülmüş ve işkenceye uğramıştır. Hayattaki tek dostunu kaybeden Diabolik intikam almaya yemin eder. Ronin ve Maestro Chang ile geçirdiği zaman ve sonunda yaşadığı trajedi Diabolik üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Bu olaydan sonra daha güçlü ve daha yalnız bir kişiye dönüşür. 

Yan Karakterler

Ginko:  Akıllı, dürüst ve cesur polis dedektifi olan Ginko, tabiri caizse Diabolik’in başının belasıdır. Çok başarılı bir polis olan Ginko,  Diabolik kadar yaratıcı zekâya sahiptir. Diabolik’i yakalamayı kafasına takmıştır. Birçok macerada Diabolik’e çok yaklaşmış ama onu yakalayamamıştır. Bazı maceralarda ise mafyaya karşı Diabolik’le  işbirliği bile yapmıştır. Enteresan bir biçimde Diabolik bu polis müfettişine içten içe saygı duyar.

Eva Kant: Diabolik’in sevgilisi ve suç ortağıdır. Sarışın ve büyüleyici yeşil gözlere sahip olan Eva birçok macerada kahramanımıza yardım eder. Eva Kant, ilk olarak Diabolik’in üçüncü sayısında görülmüştür. Bu macerada onun hayatını kurtaran Eva bir daha Diabolik’in yanından ayrılmamıştır.

Altea:  Vallenberg düşesi olan Altea Vallenberg, Ginko’nun sevgilisidir. Ginko ile ilişkisinden dolayı ait olduğu sosyete çevresinden sık sık tepki alan  Altea, Kızıl Haç gibi kurumlarda hayır işleri için çalışmaktadır. Ginko’ya âşık olan Altea, onun için sürekli endişelenir. Soğukkanlı Eva Kant’ın tersine duygusal bir kadındır.

Genel Yapı

Kitabı elimize aldığımızda diğer çizgi romanlardan farklı olarak geniş panellerle karşılaşırız. Çizgiler, yalın ve temiz üsluba sahiptir. Bu sayede okurun gözünü yormayan bir  sayfa düzeni amaçlanmıştır. Bir amaç da hikâyenin çizginin önüne geçmesini sağlamaktır.  1960’lardan bu yana sayfa düzeni değiştirilmemiştir. Uzun yıllar Sergio Zaniboni tarafından uygulanan bu yapı, onun ölümünün ardından başta Di Bernardo olmak üzere diğer çizerler tarafından da sürdürülmüştür.

Serüvenler iyi kurgulanmış entrikalarla süslenmiştir. Bunlar zaman zaman okuru serüvenin sonunda çok şaşırtan iyi kurgulanmış entrikalardır. Serüvenler erişkinlere uygun, sert sahnelere sahiptir. Diabolik’in acımasız bir karakter olması böyle bir yapıyı gerektirmektedir. Senaryolar karakterin kişiliğiyle uyumlu ve merak uyandırıcıdır. 

Kara romanın bir alttürü olan “suspence” romanları  özellikle fiziksel ve ruhsal olarak yaşam mücadelesi veren kişinin öyküsünü anlatır. Bu türün özünde karmaşık bir kişiliğin psikolojik çözümlenmesi ya da davranışsal incelemesi sözkonusudur. Türün yazarları, kahramanlarına yaşam dengesinin ve normal akışının yıkıldığı anda yaklaşırlar. Diabolik’te de  karakterin oluşum sürecinin kırılma anlarında bu tekniğin (belki de farkında olmadan) kullanıldığını söyleyebiliriz.

Diabolik

Serüvenler iyi kurgulanmış entrikalarla süslenmiştir. Bunlar zaman zaman okuru serüvenin sonunda çok şaşırtan iyi kurgulanmış entrikalardır.

Bu romanların bünyesinde edebi romandaki cinayetin estetize edilmesi ve karmaşıklık olgularına yer verilirken aslında estetik ya da felsefi bir amaç güdülmez. Kara roman adına sanat felsefesindeki bu gelişmelerden çıkarılan yarar, cinayet (suç) olgusunu ahlaki vurgudan arındırılmış bir biçimde daha rahat kullanabilme imkânıdır. 

Birçok polisiye romanda önemli olan,  cinayetin ya da suçun sosyal ve ahlaki değerlendirilişi değil, merak uyandıran gizemidir. Modern sanatta genelleştirilmiş insanın yerini birey  vurgusunun alması, ahlaki yargının yerine estetik yargının geçmesi; romana kişiliğiyle  katılan yazarın yerini gözlem ve analiz yapan yazara bırakmıştır. Diabolik serüvenlerinde de genel olarak bu sosyopsikolojik mekanizmanın başarıyla kullanıldığını görürüz. Serüvenlerde iyi-kötü düalizmine dayanan ahlaki benliğin  yerini daha karmaşık bir görünümde olan  varoluşsal  benliğin aldığını söyleyebiliriz.

Son Söz

Angela Giussani, 1987’de, Lucian Guissani ise 2001’de hayata gözlerini yumdu. Artlarında 150 milyonu aşkın satış rakamıyla Avrupa’nın en çok satan çizgi romanlarından birini bıraktılar. Diabolik‘in başarısı iki aksiyon filminin çekilmesine, bir radyo şovuna, animasyon dizisine, bilgisayar oyunlarına kadar taşındı. Bugün Diabolik, geniş hayran kitlesine sahip bir çizgi roman olarak rafları süslemeye devam ediyor. Dilerim ülkemizde de tekrar onu kitabevi raflarında  görebiliriz.

221B’nin 31. sayısında yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Büyücünün Ölümü - Karanlık Harlem'de Gizemli Bir Hikaye

Sonraki Hikaye

Nihal Orhan: "Bütün hayatını bir dosyaya vakfetmiş bir polisi, savcıyı dönüp dönüp yazmak bana artık biraz komik de geliyor açıkçası"

En Son Yazılar