“Kara Kitap”, Polisiye mi Tasavvuf Eseri mi? İkisi de! I Çağla Üren

“Kara Kitap”, Polisiye mi Tasavvuf Eseri mi? İkisi de! I Çağla Üren

Kara Kitap, polisiye roman türünde olsa da katili arayan bir dedektif anlatısından ayrılan ve katili bulmanın gittikçe önem kaybettiği bir metindir. Çünkü Galip’in yolculuğu sonunda bulduğu şey, kayıp karısı Rüya’dan çok yazma edimidir. Roman, bu olay örgüsü aracılığıyla yazma edimi ve yazarlık konusunu temel sorun haline getirir. Böylece yapısal olarak, kayıp şahsı arayan bir dedektifin hikâyesiyle geleneksel edebiyatın tasavvufi metinlerini yeniden yazmış olur… Berna Moran, Orhan Pamuk’un Kara Kitap romanı için, “Birçok postmodernist romanda olduğu gibi Kara Kitap‘ın konusu da anlatının kendidir,” der. Polisiye türdeki Kara Kitap‘ta yazarlık ve yazma edimi gerçekten de çok fazla irdelenir. Hatta romanın polisiyeliğini de çoğu zaman gölgede bırakır. Romanın başkarakteri Galip’in kendisini terk eden karısı Rüya’yı arayışında somut hale gelen polisiye olay örgüsü, aşağıda bahsedeceğimiz anlatım teknikleri, romanın yapısı ve karakter çizimleri aracılığıyla yerini tasavvufi ve yaratıcılıkla ilgili bir arayışa bırakır. Galip: Dedektif değil, yazar ve kâşif Romanda bir dedektif edasıyla karısını aramaya başlayan Galip karakterinin zihinsel süreçlerine iç monologlar aracılığıyla şahit oluruz. Onunla birlikte hem önemli tartışmalar yapar hem de cinayetle sonuçlanan tekinsiz bir yolculuğa çıkarız. Ancak Galip’in takındığı dedektif tavrı gittikçe değişir ve İstanbul sokaklarında ipuçlarına değil, tesadüflere dayanan keşif haline gelir. Galip, bu şekilde aslında romanın henüz başında talep ettiğini üretir. devamını oku...
Yaz ve Sonbahar Döneminde İzleyebileceğiniz 8 Yeni Polisiye Dizi

Yaz ve Sonbahar Döneminde İzleyebileceğiniz 8 Yeni Polisiye Dizi

Şu ara sadece ilkbaharın son günlerini değil sevdiğimiz birçok dizinin de sezon sonu ya da final bölümlerini izliyoruz. Ancak canımız sıkılmasın. Çünkü yeni dönemde yepyeni diziler de izleyicilerle buluşmayı bekliyor. Bizler de dizileri takip eden okurlarımız için yaz ve sonbahar döneminde ekranlara gelecek bu yeni polisiye dizileri derledik. İyi seyirler dileriz. 9-1-1 (Dokuz Yüz On Bir) Yayın tarihi henüz belli olmasa da son baharın ortalarında Fox’ta yayın hayatına başlayacak dizi, başkalarının hayatlarını korumak adına kendi hayatını ortaya koyan polisler, adli tıpçılar ve itfaiyecilerin hayatını konu alacak. Dizinin oyuncu kadrosunda American Horror Story’den tanıdığımız Angela Bassett yer alıyor. The Crossing Yine son baharda ABC kanalında yayınlanmaya başlayacak polisiye dizi The Crossing, gelecekte yaşanan bir savaştan geçmişe kaçıp Amerika’da güvenli bir barınak arayan göçmenleri konu ediniyor. Göçmenlerden biri kaybolunca yerel şerif ve bir FBI ajanı kaybolan göçmen kadını aramaya başlıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda The Shield’ten Jay Karnes, House of Cards’tan Sadrine Holt ve Mad Dogs’tan tanıdığımız Steve Zahn yer alıyor. Deception Son baharda ABC’de izleyebileceğimiz bir diğer polisiye dizi olan Deception, bir skandal ile hayatı mahvolan ünlü bir ilizyonisti konu alıyor. Bu sihirbaz, her şeyini kaybedince yeteneklierini sergilemek için yeni yollar arıyor ve FBI’a danışmanlık hizmeti veren ilk sihirbaz olarak cinayetleri çözmeye devamını oku...
Agatha Christie Bibliyografyası | Çağla Üren

Agatha Christie Bibliyografyası | Çağla Üren

Türkiye’nin tek polisiye dergisi 221B olarak, Mart-Nisan 2017 tarihli 8.sayımızda hazırladığımız “Agatha!” kapak dosyası paralelinde, dergide yer veremediğimiz Agatha Christie kitapları bibliyografyasını sizlerle paylaşmaktan zevk duyarız. İyi okumalar! Agatha Christie Romanları   The Mysterious Affair at Styles (Ölüm Sessiz Geldi) Basım Yılı: 1920 Agatha Christie’nin ilk romanı olan kitap Hercule Poirot’nun da ilk kez yer aldığı romandır. Romanda Styles St. Mary köyündeki Styles Köşkü’nde ilginç ve acayip şeyler olur. Köşkün sahibi yaşlı Bayan Inglethorp’un yardımcısı Bayan Howard evden çıktıktan sonra Bayan Inglethorp ölür. Tıbbi araştırmalar sonucu kadının kalp krizi sonucu ölmediği açıklanır. Bu sırada evde misafir bulunan Arthur Hastings, eski dostu Hercule Poirot ile karşılaşır ve ondan yardım ister. Hercule Poirot araştırmalara başlar. The Secret Adversary (Gizli Düşman) Basım Yılı: 1922 Agatha Christie’nin yarattığı Tommy ve Tuppence karakterlerinin ilk kez sahneye çıktığı romandır. Roman, Çarlık Rusya’sı dönemindeki uluslararası entrikaları, cinayetleri ve gerilimi anlatır. Murder on the Links (Dersimiz Cinayet) Basım Yılı: 1923 Dedektif Hercule Poirot “Tanrı aşkına hemen gelin!” diye bir yardım çağrısı almıştır ama bu yardım çağrısını aldığında geç kalmış, milyoner Paul Renauld ölmüştür. Kurban sırtı bıçaklanmış bir şekilde Merlinville’deki malikanesinin yanındaki golf sahasında, yeni kazılmış bir mezarın yanında bulunur. The Man In The Brown Suit (Kahvepisoded_221bgi Elbiseli Adam) Basım Yılı: 1924 devamını oku...
Polisiyenin Güçlü Kadınları

Polisiyenin Güçlü Kadınları

”Kocalar her gün ölür Dolores. Bazen metreslerinin evinden dönerken frenleri tutmaz. Bir kaza Dolores, mutsuz bir kadının en iyi dostu olabilir.” Stephen King- Dolores Claiborne Tarihi bir şeyler uğruna mücadele eden insanlar, büyük çoğunlukla da kadınlar yazar. Ancak resmi tarih, genellikle kadınları yazmaktan kaçınır. Ne acı değil mi? Özellikle ülkemizde, birçok kişiye “İnsan insandır.” ya da “Kadın kadındır.” diye en baştan derdimizi anlatmaya ve var olmaya, yaşamaya çalışıyoruz. Ancak yaşama hakkı elinden alınan birçok kadının acısı hala taze iken güçleniyor ve okuduğumuz kitaplardan izlediğimiz filmlere kadar yalnız olmadığımızı görüyoruz. Bu yazıda da sevgili okurlarımız, polisiyenin en güçlü kadınları yer alıyor. Ancak sadece dedektif kadınlar değil, erkek şiddetine karşı mücadele etmiş, farklı rollerden kadınları derledik sizin için. Bu Sekiz Mart’ta da iyi dileklerimizle girizgahı bitirelim: Keşke kimse kimseyi öldürmese ve öldürmek zorunda kalmasa. Keşke dünyamızda hiç ölüm kalmasa. Keşke kadınlar özgür olsa. Not: Karakterler hakkında spoiler içerir. 1) Aileen Wuornos (Monster)   Çoğumuz onu Charlize Theron’un Aileen rolüne hayat verdiği Monster filmiyle tanıdık. Üstelik oyuncu o kadar iyiydi ki bu rol ile Oscar da kazandı. Ancak Aileen Wournos gerçek bir karakter. Ona kötü davranan, tecavüz eden ya da döven erkekleri öldüren bir fahişe olmasıyla karakter, adeta baş tacı edilecek biri. 2) Dolores devamını oku...
Seyirlik Polisiyelerden Derlenmiş Renkliden Karanlığa 20 Şarkı

Seyirlik Polisiyelerden Derlenmiş Renkliden Karanlığa 20 Şarkı

Bu kez dev bir hizmetle okurlarımızın karşısındayız. Sevgili polisiyeciler bu listede sizler için derlenmiş en iyi polisiye film ve diziler var. Ancak bu kadarla sınırlı değil. Ayrıca en iyi polisiyelerden derlediğimiz en iyi şarkıları da huzurlarınıza sunuyoruz. Hangi şarkılar mı var? Bu listede en eğlenceli ve en renkli olan şarkılardan karanlıklara ve diplere doğru bir yolculuk yapacağız sizinle. Sonra biraz rahatlatacak ve iç huzuru bulmuş şekilde dış dünyaya salacağız sizi. Funk aleminden blues, jazz ve metal müziğe oradan anadolu topraklarına ve arabeske yuvarlanacak en sonunda da bir couny harikası ve klasik müzikle katarsisi yaşayacağız. Öyleyse iyi yolculuklar. 1) Strawberry Letter 23- The Brothers Johnson (Jackie Brown) Listeye bir Tarantino harikası ile başlamasak ayıp olurdu. Eğer koyu bir karanlığa dalmak yerine hem karanlık hem de renkli polisiyeleri tutuyorsanız bir numaralı yönetmeniniz muhakkak Quentin Tarantino’dur. Birbirinden eğlenceli film müziklerini anlatmaya gerek yok. Sıradaki funky Tarantinoculara gelsin. Funk müziğin dedelerinden…   2) Chuck Berry – You Never Can Tell (Pulp Fiction) Yine yeniden Quentin Tarantino filmiyle karşı karşıyayız. Ne yapalım? Pulp Fiction’ın o unutulmaz dansını ve Chuck Berry’i yok mu sayalım? 3) Tu Vuo Fa l’americano- Renato Carosone (Yetenekli Bay Ripley) Sırada sinemanın ve edebiyatın en karanlık polisiyelerinden Yetenekli Bay Ripley var. Bir devamını oku...
Polisiyenin En Sıra Dışı Dedektifleri

Polisiyenin En Sıra Dışı Dedektifleri

Bu listemizde sizleri küçük bir yolculuğa çıkacaracak ve bugüne dek tanıştığımız birçok dedektifin kapısını çalarak hasret gidereceğiz. Başlıkta en sıra dışı dedektiflerden bahsetmemize rağmen soralım: Sıra dışı olmayan dedektif mi var? Lafı uzatmadan en sıra dışı olan dedektiflerden derlediğimiz listemizin aslında romanlardan çok film ve dizi kahramanlarından oluştuğunu belirtelim. Ne de olsa görsel bir çağda yaşıyoruz. İyi okumalar. 1) Sherlock Holmes   Aslında tüm okurlarımızın tahmin edebileceği gibi listenin birinci sırasında Sherlock Holmes var. Polisiye edebiyatın henüz ilk örneklerinden biri olmasına rağmen Sherlock Holmes, günümüzde hala en çok uyarlaması yapılan ve en sevilen dedektiflerden biri. Onun kalıcı olmasını sağlayan şey de zaten sıra dışı olması. Hatta polisiye tarihinin en sıra dışı dedektifi olması, diyebiliriz. Onu böyle bir listeye dahil etmemek oldukça yanlış olurdu. Sherlock, üstün zekası ve soğuk kanlı karakteriyle hepimize “ayrıntıların” ne kadar önemli olduğunu gösterdi ve polisiye edebiyatın sembollerinden biri haline geldi. 2) Dale Cooper   Kuşkusuz aklımıza kolayca gelmeyecek isimlerden biri Ajan Cooper. Şaşırtıcı olan da bu ya! Twin Peaks’in yayın hayatına başlamasının üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen kendisi hala fenomenliğini koruyan bir karakter. Vakaları Tibet’ten öğrendiği garip meditasyonlarıyla çözen en iyi arkadaşları arasında bir dev ve cüce bulunan ancak tüm bu garipliklerine rağmen o kadar hayat devamını oku...
Reklamın ve Piyasanın Gölgesinde: “Allied (Müttefik)” | Çağla Üren

Reklamın ve Piyasanın Gölgesinde: “Allied (Müttefik)” | Çağla Üren

Bir casusluk filmi olan Allied, Türkçesi ile Müttefik, 23 Kasım 2016 tarihinde ABD’de vizyona girdi. Başrollerini Brad Pitt ve Marion Cotillard’ın paylaşmasıyla dikkatleri üzerine çeken film, “Brad Pitt, Angelina Jolly’den Marion Cotillard için ayrılıyor.” gibi dedikoduların da yayılmasına neden oldu. Yapımcılar ise bu dedikoduları “Reklamın iyisi kötüsü olmaz,” mantığıyla görmüş olacak ki Cotillard, birlikte olduğu Guillaume Canet’ten hamile olduğunu açıklayana kadar dedikodulara kesin bir cevap vepisoded_221b olmadı. Çoğumuz Brad Pitt’in Soysuzlar Çetesi’ndeki casusluk performansını ve Cotillard’ın oyunculuğunu düşünüp heyecanlansak da film, tüm bu dedikodular eşliğinde yükselen bir reklam tufanıyla vizyona girdi. Öyle ki filmin fragmanları bile tüm hikâyeyi anlatmaya yetecek kadar ayrıntılıydı. Ben de bu sebeplerden dolayı, filme birçok insan gibi korku ve aynı zamanda beklentiyle gittim. Çünkü oyuncularının yanı sıra yönetmen koltuğunda da Oscar ödüllü, Geleceğe Dönüş ve Forest Gump filmlerinden tanıdığımız Robert Zemeckis oturuyordu. Peki Müttefik, beklentilerimizi karşılayan bir casusluk efsanesi olabildi mi? Dilerseniz bunu, yazının diğer kısmında tartışmaya açabiliriz. Yazının kalan kısmının ise önemli miktarda “spoiler” içerdiğini şimdiden belirtelim. Üç Filmlik Macera “Ve ruhunun ta derinlerinde sıcak yuvasını Karısının mavi gözlerini hayal edenler Çukurun bağrında ebedi bir mezar bulur.” Barbier- Newcastle Madencileri Film, RCAF (Royal Canadian Air Force) subayı Max Vatan ile Fransız direnişçi Marianne Beausejour’un Fas’ta evli devamını oku...
En İyi Polisiye Filmlerden Seçilmiş 10 Düşündüren Replik | Çağla Üren

En İyi Polisiye Filmlerden Seçilmiş 10 Düşündüren Replik | Çağla Üren

“İyi Polisiye iyi edebiyattır.” Erol Üyepazarcı’dan alıntıladığımız bu söz, polisiye edebiyat üzerine yapılan tartışmaları noktalar nitelikte. Ayrıca, yalnızca polisiye roman da değil, iyi polisiye film de iyi edebiyattır. Şiirin, romanın ve kısaca edebiyatın ekranlara taşınmaya başladığı teknolojik bir çağda yaşıyoruz. Polisiye ise buna en iyi uyum sağlayan türlerden biri. Haliyle, kitaplarda okurken altını çizdiğimiz cümleler ya da aforizmalar da bilgisayarlarımıza ve televizyonlarımıza taşındı. Biz de bu mecralarda izleyip kenarlara not aldığımız polisiye film repliklerini, sizler için derlemeye karar verdik. Listede neler mi var? Tabi ki en iyileri! Sherlock Holmes’ten Karındeşen Jack’e kadar en iyi karakterlerin hafızalardan silinmeyen replikleri yer alıyor. Dizi bonusları ise tüm “bebeleri” duygulandıracak cinsten. İşte en iyi 10 polisiye filmin en iyi 10 repliği! 1) Seven (1995) “İnsanların dikkatini çekmek için onların omuzlarına dokunmanız artık yeterli değil. onlara bir balyozla vurmanız gerekiyor.”  David Mills 2) Olağan Şüpheliler (The Usual Suspects, 1995) “Şeytanın yapmış olduğu en büyük hile, tüm dünyaya yaşamadığına inandırmaktır.” Verbal Kint 3) Sherlock Holmes (2009) “Apaçık bir gerçek kadar, yakalaması zor bir şey yoktur.” Sherlock Holmes 4) Zindan Adası (Shutter Island, 2010) Hangisi daha kötü olurdu; bi canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi ? “ Teddy Daniels 5) Köstebek (The Departed, 2006) devamını oku...
Adını Muhtemelen Hiç Duymadığınız, Sizi Dehşete Düşürecek 10 Seri Katil | Çağla Üren

Adını Muhtemelen Hiç Duymadığınız, Sizi Dehşete Düşürecek 10 Seri Katil | Çağla Üren

(İnsanlık tarihindeki en korkunç canavarlardan bazılarının bir listesi) 21. Yüzyıl, seri katil konseptinin popüler kültür içerisinde bir efsaneye dönüşebileceğini görmemizi sağladı. Bu konsept daha önce hiç bu kadar karizmatik, zeki, sanatsal ve hatta şiirsel olmamıştı. En iyi ve en parlak aktörler tarafından canlandırılır, bir insandan daha fazlası olarak gösterilir, delilikleri insanın sahip olduğu umutsuz, sapkın karmaşayla daha iyi örülmek için tasarlanmış bir süper akıl şeklinde yeniden üretilir. Gerçek hayatta ise seri katiller korkunç insanlar, fakat çoğu zaman da umutsuz yaratıklardır. Çevrelerinden dolayı bükülmüş, kırılmışlar ve hasar görmüşlerdir. Gerçek seri katiller hakkında karizmatik ve büyüleyici olan hiçbir şey olmasa da, biz yine de isimlerini biliyor, onların suçları hakkında kitaplar okuyor ve hayatlarının ayrıntılarını tekrar tekrar tekrar gözler önüne seriyoruz. İçimizdeki canavarı bilmek istiyoruz. Canavarların gerçek hayatta yapabileceği her şeyi takıntılı bir şekilde öğrenmek için olsun ya da popüler kültürde çarpık bir yere koymak amacıyla olsun,  canavarlar bizim üzerimizde bir tür güç sahibi. 10. Gerçek Hayattaki Dexter Morgan   Pedro Rodrigues Filho kurbanlarını rastgele öldüren bir katilden daha çok, bir tür yasadışı düzen sağlayıcı olarak sınıflandırılabilecek Brezilyalı bir seri katil. Filho, özellikle kurbanlarını suç dünyasından seçti. Kurbanlarına bir çeşit adalet uygulamak gerektiğini düşünüyordu. Tabii bu Filho’nun bir çeşit adalet dağıtıcı olduğunu göstermiyor, devamını oku...
En Az James Bond Kadar Belalı Olan 10 Casus

En Az James Bond Kadar Belalı Olan 10 Casus

Derleyen ve çeviren: Çağla Üren James Bond, Ian Fleming’in yarattığı, hakkında çokça roman yazılıp filmlere uyarlanmış, eh biraz da aksiyonu ve yetenekleri abartılmış bir ajan…  Yine de hiçbir zaman popüleritesini yitirmiş değil, öyle ki henüz geçtiğimiz sene yirmi dördüncü James Bond filmini geride bıraktık. Peki bundan şikayetçi miyiz? Tabii ki hayır! Ancak bu kadar kitap ve filme rağmen, onun gerçek dünyadaki casuslarla karşılaştırıldığını hiç görmedik. Halbuki Ian Fleming’in romanları, gerçek casusların yaşadığı maceralardan; James Bond karakteri de bu casuslardan esinlenerek yaratılıyor. Bu casuslar, KGB’den CIA’e; MI6’ten SOE’ye birçok kurum ve teşkilat için çalışan gözü pek insanlar. Biz de bunları düşünerek birilerine en az James Bond kadar baş belası olmuş on casusu sizler için derledik. Keyifli okumalar. 10) Lenin’i Öldürmeye çalışan Sidney Reilly   James Bond’un en büyük ilham kaynağı olan casus, “Casusların Ası” ünvanını almış olan Sidney Reilly’dir. Kendisi öyle bir yalan ve hile ustası olmuş ki başından geçen maceraların doğru olup olmadığını dahi tam anlamıyla saptayabilen kimse çıkmadı. Kendisi, 20. yüzyılın başlarında Sovyet gizli servisi olan ÇEKA’ya sızmış ve hükümeti düşürmek için çalışmalar yapmış. Dönemin Sovyet lideri Lenin’e bir suikast tezgahlamış ancak başarılı olamamıştır. Ancak eşi görülmemiş sahte kimlik tasarlama yeteneği sayesinde sınırı geçmeyi başarmıştır. 9) Gerilla Lideri Nancy Wake devamını oku...