Yasen Atour ve Charles Mnene ile Özel Röportaj

/
9 dakikalık okuma

Kardeş dergimiz Episode, 22. sayısında Henning Mankell’in dedektifi Kurt Wallander’ın genç bir polis olduğu 20’li yaşlarını anlatan “Young Wallander” dizisini kapağına taşımış ve dizinin oyuncuları, senaristi ve yapımcısıyla özel röportajlar gerçekleştirmişti.

Dizide ünlü dedektifin meslektaşı ve en yakın arkadaşı Reza’yı canlandıran Yasen Atour ve Wallander’la zaman içinde yakınlık kuran bir “çete lideri”ni, Bashir’i canlandıran Charles Mnene ile gerçekleştirilen röportajlar 221bdergi.com’da.

Young Wallander, tüm dünyada aynı anda yayınlandı. Ne hissediyorsunuz, bu diziyle ilgili sizi en çok heyecanlandıran şeyler nelerdir?

Yasen: Dizinin tüm dünyada yayınlanması çok heyecan verici gerçekten. Beni başta en çok heyecanlandıran şey de karakterdi sanırım. Senaryo da öyle, aksiyon dolu, muamma dolu bir olay örgüsü. Böyle bir projenin, samimi bir projenin parçası olmak muhteşem. 

Charles: Yasen’e katılıyorum. Karakterim Bashir’in yolculuğu beni çok etkiledi. Wallander’ın hayatındaki yeri de oldukça önemli. Tüm bunlar çok heyecan vericiydi ve aynı zamanda büyük bir sorumluluktu. 

Projeye nasıl dahil oldunuz? Rollerinize nasıl hazırlandınız?

Charles: Benim için çok derin bir soru bu. Sürecin başı her zaman olduğu gibiydi. Seçmelere katıldım. Yönetmenlerle, yapım ekibiyle görüştüm. Benim için proje, karakteri araştırma aşamasında tam anlamıyla başladı. Malmö’yü araştırdım, karakteri araştırdım. O süreç çok etkiledi beni. Bu yolculuk sırasında diğer karakterlerle de etkileşime giriyorsunuz. Beni çok heyecanlandıran bir süreç bu.

Yasen: Size hemen kısa bir hikâye anlatayım bu süreçle ilgili. Bundan önce iki yıl boyunca müthiş projelerde yer alma imkânı buldum. Fakat bu sürecin sonunda gerçekten çok yorulduğumu ve tükendiğimi fark ettim, iş ve özel hayat dengesi çok yorucu. Menajerimi aradım ve oyunculuğa bir süre ara veriyorum dedim (gülüyor). Peki, dedi. Bir ay yokum, Fas’a gidiyorum, dedim. Ailem orada yaşıyor. Bu arada bütün Faslılar Türk dizilerine bayılıyorlar (gülüyor). Annemin aynı anda beş dizi takip ettiğini biliyorum. Müthiş diziler. Neyse, bir ay yokum dedim, sahile indim, uzanıyordum. Telefonum çaldı. Menajerim, mailine bakman lazım, dedi. Lütfen beni rahat bırak, dedim ama ısrar etti. Ben de mailime baktım. Karakteri, senaryoyu, projeyi okudum. “Tanrım!” diyebildim sadece (gülüyor). Artık tatilde değildim, anında âşık olmuştum. Hemen döndüm ve işe koyuldum tabii. 

Wallander karakterinin esinlendiği romanları okudunuz mu projeyle anlaştıktan sonra? Kült bir roman karakterinin bugünün dünyasında hiç yazılmadığı 20’li yaşlarına uyarlanması size neler hissettiriyor?

Charles: Romanları okumamıştım açıkçası. Ama tabii bu projede bir karakterin tarihinden bahsediyoruz ve bu karakteri öğrenmek büyük önem taşıyor. Mankell tüm dünyada çok sevilen bir yazar. Kurt Wallander’a yeni bir gözle yaklaştım diyebilirim ve aynı derecede derin bir saygıyla. 

Yasen: Dizileri biliyordum, Mankell’in romanlarını da biliyordum. Taze bir bakış açısıyla yaklaşmaya çalıştım tüm hikâyeye ve karaktere çünkü öncekilerden çok farklı bir iş bu. En başından beri bunun farkındaydım. Önceki işlerle ya da romanlarla karşılaştırmamaya çalıştım. Wallander karakterine yepyeni bir bakış açısı getiriyor çünkü bu dizi. 

Yasen, Wallander’ın en yakın ve belki de tek dostu Reza’yı canlandırıyorsunuz. Reza bir polis ve ırkçıların yürüyüşü sırasında saldırıya uğruyor, ölümden dönüyor. Reza karakteri size neler hissettirdi?

Aile perspektifinden baktığımda bu karakterle kendimi özdeşleştirdiğim çok nokta var. Benim de çocuklarım var çünkü. Bunu yanı sıra karakterin dünyasına da aşinayım. O nedenle böyle bir karakteri canlandırmak onur vericiydi. Role kendimden de, kendi tecrübelerimden de çok şey kattım. 

Charles, bir çete lideri Bash’ı canlandırıyorsunuz. Komşuları Wallander’ın polis olduğunu öğrendikten sonra gerilimli başlayan Bash-Wallander ilişkisi zamanla güvene dayalı bir dostluğa dönüşüyor ve birlikte İbra’yı kurtarmaya çalışıyorlar. Bash karakteri size neler hissettirdi?

Evet, dışarıdan bakıldığında Bash kesinlikle bir çete lideri gibi algılanabilir. Bu aslında bir savunma mekanizması. Karakteri tanıyınca, hikâyesini, nereden geldiğini öğrenince Bash’te bundan çok daha fazlası olduğunu anlayabiliyorsunuz. Oldukça zeki bir karakter. Kendisi için İsveç’te epey iyi bir hayat kurmuş. Geçmişe dönmek istemiyor ve Kurt’le etkileşime geçtikçe de karakterin katmanlarını görüyorsunuz. Yaptığı seçimler, Kurt’le kurduğu ilişki güvene dayalı bir dostluğa dönüşüyor ama aslında Bash insanlara kolay güvenen biri değil. Bu, onu o yapan geçmişinden kaynaklanıyor. Başlarda epey gönülsüz olduğunu görüyorsunuz ama sonrasında sevdiği insanlar için neler yapabileceğini de anlıyorsunuz.  

Young Wallander’da göçmen karşıtlığı, ırkçılık meselesi ön planda. Siz dünyanın içinde bulunduğu duruma, ağırlıklı olarak Avrupa’da ve Amerika’daki göçmen karşıtlığına,  yükselen ırkçılığa ve bununla paralel ilerleyen polis şiddetine dair neler düşünürsünüz?

Yasen: Bence hâlâ gitmemiz gereken çok yol var ama doğru yolda olduğumuza inanıyorum. George Floyd olayı ve ondan önceki onlarca örnek bizi derinden etkiliyor. Tüm dünya olarak değişime ihtiyacımız var. Hepimizin buna katkıda bulunması gerekiyor. Kendi çevrenizi düzeltmeden dünyayı düzeltemezsiniz, buna inanıyorum. 

Charles: Üzerinde çalışmamız gereken çok şey var. Young Wallander topluma dair eleştiri sunan bir proje. Göçmenlerin durumu, ayrımcılık… Hepimiz bunları yaşıyoruz. Toplumsal olarak bunun sorumluluğunu üstlenmemiz ve değişmemiz gerekiyor. 

Young Wallander’dan önce de polisiye dizileri sever miydiniz?

Charles: Çok severim. Belgeselleri de kurgusal polisiyeleri de çok izlerim. 

Yasen: Ben de Charles gibiyim. Beni kurgusal bir dünyanın içine alan her eseri keyifle izliyorum ama polisiyenin ayrı bir yer var. Young Wallander diye bir dizi çıkmış mesela, merakla bekliyorum (gülüyor).

Türkiye’deki izleyiciler için bir mesajınız var mı, neler söylemek istersiniz?

Charles: Heyecan verici, aksiyon dolu bir dizi izleyecekler. Bundan çok daha fazlası da var. Kurgusal bir karakterle ilgili anlatılmamış şeyleri izleyecekler. Wallander hakkında çok şey öğrenecekler. 

Yasen: Bunun dışında çok iyi bir muamma hikâyesi. Umarım beğenirler. Açıkçası devamının gelmesi için sabırsızlanıyorum. 

Özlem Özdemir

1984 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu, aynı bölümde yüksek lisans yaparken eğitim yayıncılığı alanında çalışmaya başladı, iki yıl sonra kültür yayıncılığı alanına geçti. Bilim ve Gelecek dergisinde Yazı İşleri Müdürü, Esen Kitap'ta Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. SoL gazetesinin bilim eki BilimsoL'a ve kitap ekine katkı sundu. Mylos Yayın Grubu'nun kurucularından. Episode ve 221B'nin yayın yönetmeni.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Leanne Best ve Ellise Chappell ile Özel Röportaj

Sonraki Hikaye

Tess Gerritsen'ın Yeni Romanı Yörünge Yakında Raflarda!

En Son Yazılar