Bayan Begonvil – Yaprak Öz

/
8 dakikalık okuma

Yazmaya 1986’da başlayan Yaprak Öz’ü bugün tanıyorsak bunu ortaokul Türkçe öğretmenine borçluyuz. Ergenlik döneminin sancılı zamanlarında izlediği ve okuduğu korku türünden oldukça etkilenmiş ve korku hikâyeleri yazmaya başlamış. Zaten hep derim, var kadınların karanlık tarafları. Bakmayın, yazıp sakinleşiyoruz işte. Sadece korku, gerilim ve polisiye ustası değil kendisi, ülkemizde şairlere verilen saygın ödüllerden biri olan Cemal Süreya Ödülü’nün sahibi bir şair aynı zamanda.

Oldukça üretken olan yazarın Yıldız Alatan serisi dışında birbirinden bağımsız korku/ gerilim türünde “Tilki, Baykuş, Bakire”, “Şeytan Disko”, “Sobe Siyah Orkide”, “Berlinli Apartmanı” ve “Dolapta Biri Var” adında beş kitabı var. Açıkçası hepsi de kapı gıcırtısına yerinizden hoplayacağınız, sıkışıp tuvalete gitmeden altınıza kaçıracağınız kurgularıyla gerim gerim geriyor. Şiir yazacak kadar nahif birinin romanlarında bizi bu denli gerebilmesi de enteresan doğrusu.

Fahri Dedektif Yıldız Alatan

Yıldız Alatan serisi ise Farahnaz’ın Çiçeği ile başladı. Bizi 70’li yılların sonuna götüren yazarın kahramanı Yıldız Alatan ile tanıştık ve onu çok sevdik. Kendisi usta bir terzi, dört dörtlük bir ev hanımı, tatlı bir komşu ve eğlenceli bir anneanne. Zonguldak’ta yaşayan, polisiye roman meraklısı Yıldız Alatan yaşadığı yerde işlenen bir cinayeti, tamamı ev kadınlarından oluşan arkadaşlarıyla çözüme kavuşturunca Fahri Dedektif unvanı da alıyor. Bütün romanlarında okunan kitapların, dinlenen müziklerin adı geçiyor, bu durum kahramanları daha ete kemiğe büründürüyor. Bölüm başlıkları ise elbise modelleri, bölüme öyle başlıyorsunuz. Bütün modelleri de Yaprak Öz çizmiş hatta. Bir gün o elbiseleri dikip bir defile yapmasını da bekliyorum açıkçası.

Yazının konusu olan Bayan Begonvil artık ünü ülke sınırlarını aşmış Yıldız Alatan’ın yeni macerası. Haydi, toplaşın. Yunanistan’a gidiyoruz.

1987 yazındayız. Yıldız Alatan, eşi Ziya, torunu Berrak ve cici komşuları Yağmur ve Yakup çiftiyle beraber, işi dolayısıyla Atina’da yaşayan kızı Berrin’in yanına tatile gidiyorlar. Tolo’da iki katlı, eski bir evde kalıyorlar ama bir de çatı katı var binanın. Yıldız Alatan, boş çatı katını görünce biraz huzursuzlanıyor. Alıştı tabii müstakil evlerde yaşamaya, “Biri gelip kiralamasa bari,” diye düşünmekten kendini alamıyor. Ama üzgünüm, çatı katı kiralanıyor. Acaba sorun çıkar mı?

Tolo sokaklarında yürürken fırını olan Bay Gerzelis’le tanışıyorlar ve arkadaş oluyorlar. İki hafta kadar geçtikten sonra Bay Gerzelis çalıyor kapılarını. Komşusu Bayan Katerina’nın Anastasia adındaki torununun bir senedir kayıp olduğunu anlatıyor. Yıldız Alatan, Katerina ile görüşmeyi kabul edince bizim yeni maceranın da kapısı aralanmış oluyor.

Anneanne Katerina ile görüştüğünde, Anastasia’nın kaybolduğunda 24 yaşında, tahsilli, maddi durumu gayet yerinde, bir işi ve çevresi olan genç bir kadın olduğunu öğreniyor Yıldız Alatan. Anastasia’nın görüştüğü tüm arkadaşlarının bilgilerini de almayı ihmal etmiyor. Kaybolmadan birkaç ay önce biriyle tanıştığını ama henüz kendisiyle tanıştıracak kadar güven duymadığını da ekliyor. Çünkü en son sevgilisi (aynı zamanda çalıştığı yayınevinin patronu) evli çıktığından Anastasia’nın daha temkinli yaklaştığını söylüyor. Polisin bulduğu, kayıp kadına ait, kurumuş begonviller yapıştırılmış günlük ve kadının ev anahtarıyla anneannenin yanından ayrılıyorlar.

Yıldız Alatan ve yaverleri, Anastasia’nın en yakın arkadaşlarıyla görüşüyorlar. Görüştükleri iki kadının da birbiriyle çelişen konuşmaları elbette dikkatimizden kaçmıyor. Biz de Yıldız Alatan okuya okuya anlıyoruz artık bir şeyler, haliyle. Günlükte buldukları tek isim, gizemli son sevgili Stelios’u araştırdıklarında iki kişiye ulaşıyorlar. Biri işadamı Stelios, diğeri de fabrikatör Stelios. İşadamı olan ilk sevgili adayıyla görüştüklerinde adamın evli ve çoluk çocuk sahibi olduğunu öğreniyorlar. Belki de Anastasia yine gönlünü evli bir adama kaptırdı, kim bilir… İşadamı, genç kadını tanımadığını söylüyor tabii. İkinci şüpheli sevgili Stelios ise aslında tam sevgili olabilecek biri gibi görünüyor. Genç, yakışıklı ve zengin, üstelik evli değil. Ablasıyla yaşadığı villada görüştükleri bu adam da kayıp kadını tanımadığını söyleyince bizim Yıldız Alatan ve yaverlerinin yolu tıkanıyor. Ama Yıldız abla bu işin peşini bırakır mı? Asla!

Gerçekten bir dedektif gibi çalışıyor, en ince detaylara dikkat ediyor, kılıktan kılığa giriyor, neredeyse hayatını riske atacak kadar da ileri gidiyor. Aman bu aramızda kalsın, Ziya Bey’in bundan haberi yok. İşte bu zekâsı ve dikkati sayesinde Anastasia’nın neden ve nasıl kaybolduğunu buluyor Yıldız Alatan.

Okuduğum en iyi Yıldız Alatan kitabıydı. Polisiye kitaplarda yazarın, asıl kurgunun altına gizlediği meseleleri olmasını hep çok severim. Bu kitapta da sevgili Yaprak Öz, en takıntılı olduğum konulardan birini mesele edinmiş kendine. Konuyu söyleyemem, spoiler olur ama bulması size 172 sayfa uzakta. Bu kitap, gizemli bir kayboluşun soluk kesen macerası.

*Bayan Begonvil, Yaprak Öz, Oğlak Yayınları ,172 sayfa.

Selin Bak

1981 yılında Trabzon’da doğdu. Atatürk Üniversitesi’ nde Hemşirelik okudu. Polisiye merakı gençlik yıllarında (hala çok genç, ortaokul yılları diyelim) Agatha Christie ile başladı. Galiba yapmak isteyip de yapamadıklarını okumak (cinayeti çözmek değil işlemek kısmından bahsediliyor) kendisine garip bir tatmin duygusu vermiş olacak polisiye dışında başka bir tür okuyamaz oldu. En
sevdiği yazarların Türk yazarlar olduğunu her zaman gururla söyler. Çok polisiye okur, çok polisiye dizi ve film izler, fazlaca cinayet kurguları yapar. Aslında çok da yazar ama çaktırmaz. Bu biyografiyi yazarken hayatında enteresan bir şey olmadığını fark eden Selin, hemşirelik yapmaya ve Trabzon’da yaşamaya devam ediyor, şimdilik...

Önceki Hikaye

Röportaj: Mahfi Eğilmez

Sonraki Hikaye

Haftalık Polisiye Seyir Rehberi

En Son Yazılar