Asya Yola Çıktı, Kadınlar ve Gençler Artık Burada: 2022’de Casusiye Filmler/Diziler

15 dakikalık okuma

2022 casusiye için verimli bir yıl oldu. Son on yılın trendi, sayıları artan dijital platformlar sayesinde iyice ayyuka çıktı. Jeopolitik, toplumsal ve kültürel gelişmelerle casusiye arasındaki ilişki pek çok araştırmacı ve akademisyen tarafından tartışılır. Günümüz casusiyesini irdelerken bunu aklımızda tutmamız faydalı olur. Biz sıradan fanilerin tanık olmadığı sonsuz bir savaş olarak tarif edilen istihbarat mücadelesinde son yıllarda şiddet iyice artmıştı. Artık casuslar sadece yakalanıp hapsedilmiyor, sıklıkla öldürülüyorlardı. Konu hakkında yazıp çizenler bu durumun uluslararası sistemde savaşa dönüşmeye aday bir enerji birikiminin işareti olduğunu söylüyorlardı. Ve 2022 yılında tahminler gerçekleşti: Avrupa’nın (göbeğinde olmasa bile) çeperinde açık bir savaş patladı. Bu savaş henüz kültürel üretime yansımasa da uzun zamandır gündemi meşgul eden “Rus tehdidi” geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu seneki casusiye yapımlarında da Rus karakterlerin ön planda olmasını sağlamış gözüküyor. In From the Cold, The Recruit, Killing Eve, All the Old Knives gibi işlerde Rusya bağlantısı ön planda.

Dijital platformların ama daha çok değişen uluslararası sistemin etkisiyle İngilizce konuşan dünyanın ve Avrupa’nın dışında da casusiye palazlandı. Özellikle Uzakdoğu’dan (başta Japonya ve Kore olmak üzere) pek çok örnek çıkmaya başladı. Bugüne dair bir diğer önemli jeopolitik eğilim ise yükselen Çin tehdidi ve Asya’nın önemi. Kore, Japonya ve Çin ayakları olan Yaksha: Ruthless Operations ile Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Ortadoğu’yu içeren Code Name: Tiranga, 2022 yılında bu eğilime denk düşen iki casusiye örneği.

Casusiye türünde güçlü kadın kahramanların görünürlüğü de iyice artmış durumda. Malum, casusiye 20. yüzyıl boyunca eril bir tür olageldi. Son on yılda ise Guy Ritchie’nin The Man from U.N.C.L.E. uyarlaması ve Mr. and Mrs. Smith’in aralarında olduğu bazı filmler casusiyenin eril anlatı biçimlerini tersyüz ederken Spy, Atomic Blonde, Red Sparrow gibi filmlerde kadınlar, başrolü erkeklerin elinden aldı. Killing Eve ise ikisini birden yaptı. Sadece öne çıkan karakterler değil, aynı zamanda casusiye hikâyelerin içeriği ve anlatım şekilleri de ciddi bir dönüşümden geçiyor. Casusiye anlatılar artık sadece yetişkin casuslarla alakalı değil, aynı zamanda aile hayatına sıkışmış kadınların, yeni hayata atılan gençlerin, sömürülen işçilerin, ayrımcılığa uğrayan grupların gerçekliğiyle birebir alakalı. Bu doğrultuda komedi, melodram, toplumsal gerçekçilik gibi unsurlar da casusiyede daha çok yer kaplamaya başlamış gibi görünüyor. Geçtiğimiz yılın öne çıkan casusiye yapımlarına hızlı bir göz atalım dedik, aşağıdaki liste çıktı.

Slow Horses

Bir Apple+ işi ve 2022’nin belki de en iyisi. Yeni Le Carré olarak gösterilen Mick Herron’un Slough House serisinin ilk kitabının uyarlaması olan Slow Horses, yaptıkları beceriksizlik ve ters düştükleri patronlar nedeniyle “ıskartaya” çıkarılan istihbarat elemanlarını anlatıyor. Çalışma şartları ve kurum içinde maruz kaldıkları yoğun aşağılanma nedeniyle dizi boyunca sempatiyle baktığımız bu ekip sayesinde kendimizi İngiliz istihbaratı çalışanlarıyla ister istemez empati yaparken bulabiliyoruz. 1945’ten sonra kaybettiği imparatorluğun acısını halen atlatamayan Britanya, Brexit ile eski güzel günlerine dönmeyi umarken Herron’un resmettiği dünyada kendi pisliğine iyiden iyiye saplanmış ve yoğun bir yapısal ahmaklıkla körleşmiş bir İngiliz istihbaratı görüyoruz. Her ne kadar kitaplarının pek çoğunu 2016 öncesinde yazsa da Herron’un bir “post-Brexit yazarı” olarak anılmasının nedeni bu dönemin kurumsal ve toplumsal aptallığını romanlarının merkezine oturtması galiba. Dizinin ikinci sezonu (Dead Lions) yayında, üç ve dördüncü sezonlar için de Apple+ onay vermiş durumda.

slow horses

The Recruit

Netflix’te yayınlanan dizi senenin en iyilerinden. Üniversiteden yeni mezun Owen’ın CIA’de hukuk müşaviri olarak işe başladığı ilk günleri konu alan 8 bölümlük dizi, Slow Horses’a benzer bir şekilde çalışma hayatı ve ofis dramalarına odaklanıyor. Ekipteki en yeni eleman olduğu için üzerine yıkılan angarya işlerle uğraşırken CIA’in sırlarını açıklamakla tehdit eden Max ile yolu kesişen Owen, her çırpınışında bataklığa daha fazla saplanıyor. Çalışma hayatına dair pek çok veriyi barındıran dizide Slow Horses’ın merkezindeki ıskartalara benzeyen Phoenix ekibini de buraya not edelim. Başlarda Chuck (2007-2012) benzeri komik ve hafif bir casusiye hissi veren dizi sezon sonlarına doğru Amerikan istihbarat ve bürokrasinin kara bir parodisine dönüşüyor. Özellikle sezon sonlarına doğru kıvamını bulmuş bu Amerikan soslu cozy-imsi casusluk dizisini izlemeniz önerilir.

the recruit

Yaksha: Ruthless Operations

Küresel güç merkezinin Asya-Pasifik’e kaydığı, Obama döneminin sonlarında konuşulmaya başlamıştı. Secret City (2016) ve Pine Gap (2018) dizileri Çin’in bölgede artan etkisini Avustralya perspektifinden ele almıştı. Yine 2022’de gösterime giren Spy filmi ise Güney ile Kuzey Kore gerilimi üzerinde duruyor. Yaksha ise Çin’in endüstri şehri Shenyang’da farklı istihbarat örgütleri arasındaki mücadeleyi konu alıyor. Shenyang’daki casusluk birimini incelemek için Seul’den yollanan bir müfettişin gözünden Güney Kore ile Japon istihbaratı arasında patlak veren savaşı izliyoruz. Güney ve Kuzey Kore’nin barışmasını istemeyen Japon istihbaratı burada kötüyü temsil ederken Japonya’nın II. Dünya Savaşı’nda bu bölgede yaptıklarını da aklımızda tutmamız gerekiyor. Bir Kore yapımından beklenen aksiyon kalitesini karşılamasa da izlemeye değer bir casusiye Yaksha.

yaksha

Code Name: Tiranga

Hint sineması ile casusiye birleşirse ne olur? Code Name: Tiranga bu soruya beklenen bir cevap niteliğinde. Afganistan’da gönüllü tıp hizmeti veren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Doktor Mirza Ali ile gazetecilik yapan Ismat şans eseri aynı taksiye binince aralarında ani bir aşk palazlanır, Hint müziği eşliğinde flört eder ve evlenirler. Filmin yaklaşık ilk 10 dakikasın tekabül eden bu bölümün ardından casusiye unsurları kendini belli eder. Ismat aslında Hindistan istihbaratı için çalışan Durga’dır. 2001’de Hindistan parlamentosuna yapılan saldırıdan sorumlu teröristin peşindedir. Ve çiftin beraber gittiği düğünde Durga’yı elinde silahla gören Mirza Ali onu terk eder. Filmin kalanında Hindistan, Ürdün ve Türkiye’ye uğrarken, ayrı düşen âşıkların kavuşmasını ve güneş gözlüklü kötü adamın yakalanıp cezalandırılmasını izliyoruz. Yaksha gibi Asya merkezli bir casusiye olan Code Name: Tiranga özellikle Hint filmlerini sevenlere önerilir.

code name tiranga

Fauda (4. Sezon)

2016’da Netflix Orijinal etiketiyle hayatımıza giren Fauda çokça tartışma yarattı. Kimi İsrail propagandası dedi. İsrail istihbaratının ve silahlı güçlerinin müdahale ettikleri her olayda işleri çığırından çıkarmasını göstermesi nedeniyle diziyi başka bir gözle izlemek de mümkün. Hikâyenin yılmaz ve yorulmaz kahramanı Doron. Ortadoğu’nun Jack Bauer’i demek yanlış olmaz. Her sezonda kendisini tekinsiz ve tehlikeli komploların ortasında bulan Doron, ailesini ve arkadaşlarını kaybetse de aksiyona girmekten imtina etmez. 2022’de gösterime giren dördüncü sezonu da bol aksiyon, şiddet ve ölüm içermektedir. Fazlasıyla İsrail yanlısı olmakla eleştirilen Netflix, Fauda’nın Filistinli muadiline sponsor olana kadar bölgeye dair ve bölgede üretilen en iyi casusiye halihazırda budur. Şiddet sevmeyenlerin uzak durması tavsiye edilir.

fauda

Hunters (2. Sezon)

II. Dünya Savaşı sonrası varlığını sürdüren Nazileri, Marathon Man ve The Boys from Brazil gibi kült yapımlardan bilirsiniz. Amazon Prime Video dizisiolan Hunters, Nazi artıklarıyla toplama kampından sağ çıkan Yahudiler ve onların çocukları/torunları/müttefikleri arasında geçen savaşı anlatıyor. Eve gelen bir yabancının anneannesini öldürmesi sonucu Jonah Heidelbaum bu gizli savaşın parçası haline gelir. Nazi avcılarının lideri olarak gördüğümüz Al Pacino’nun ilk dijital platform işi olması nedeniyle de ses getiren dizinin ikinci sezonu 2023’ün ilk günlerinde yayınlandı. Hunters tabii ki izlenebilir fakat beklentiyi çok da yüksek tutmamak en iyisi.

hunters

Kleo

1980’lerin sonunda Doğu Almanya’nın başarılı bir casusuyken kumpas sonucu hapse giren Kleo, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla gelen aftan faydalanarak dışarı çıkar ve kendisine ihanet edenlerden intikam almaya başlar. Konusu veya olay örgüsünden daha çok dönemin tarzını ve renklerini ekrana taşımayı amaçlayan Kleo’yu bir gençlik dizisi olarak izlemek mümkün. Deutschland 83 ve devam sezonlarını (86 ve 89) izleyip beğendiyseniz Kleo’yu sevebilirsiniz.

kleo

All the Old Knives

Her şey bir uçağın kaçırılmasıyla başlar… O sırada CIA Viyana ofisinde çalışan Henry ve Celia birbirlerine âşıktır. Kaçırılan uçaktaki herkesin ölümüyle sonlanan olaydan sonra Celia hiçbir açıklama yapmadan başka bir ofise tayinini ister ve bir süre sonra CIA’den ayrılır. Yıllar sonra uçak kaçırma eyleminden sorumlu olan Ilyas ismindeki Çeçen militanın yakalanmasıyla dosya tekrar açılır ve şüphelilerden biri olan Celia’yı sorgulaması için Henry görevlendirilir. Aşk, özlem, ihanet gibi duygularla iş iç içe geçince casusiye de yer yer melodrama göz kırpar. Casuslar arasında dokunaklı bir aşk hikâyesi izlemek isterseniz önerilir.

all the old knives

Killing Eve (4. Sezon)

2018’de izleyenleri büyüleyen bir başka Phoebe Waller-Bridge (bkz. Fleabag) işi olarak karşımıza çıkan Killing Eve, 2022’de final yaptı. Dünyanın çeşitli yerlerinde suikastlar düzenleyen, lüks düşkünü psikopat Villanelle ile onun peşindeki takıntılı ve sürprizlerle dolu Eve arasında önüne çıkan her şeyi yakıp yıkan aşkı anlatan dizi casusiye türüne son on yılda yapılan en orijinal katkı olabilir. Son yıllarda karşımıza daha çok çıkan “güçlü kadın kahraman” formüllerini (bkz. Atomic Blonde, Red Sparrow, The 355) katbekat aşan Killing Eve, kaliteli mizahı ve çekici karakterleriyle ilk sezonlarında çok daha büyüleyiciydi. Fakat başladıysanız bitirilmeyi, başlamadıysanız izlenmeyi hak eden bir iş olduğu kesin.

killing eve

Doruk Tatar

2010’da Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde lisansını tamamladıktan sonra Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Bölümü'nde yüksek lisans ve Buffalo Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde doktora yaptı. Aralık 2018'de bitirdiği “On Guard Against Contamination: Espionage, Conspiracism, and Imperial Nostalgia in British and Turkish Literatures” başlıklı doktora tezi, Türk ve İngiliz edebiyatlarının imparatorluğun çöküşüne verdikleri reaksiyonlar üzerinden istihbarat, paranoya ve komploculuk temalarını ele alır. İki bölümden oluşan doktora tezi, ilk ayağında İngiliz casusluk edebiyatındaki farklı ekolleri incelerken Rudyard Kipling, John Buchan, Ian Fleming, Joseph Conrad, Graham Greene ve John le Carré gibi yazarlara odaklanır. Casusluk edebiyat türünü oluşturan bu yazarları analiz ederken paranoya temasını odağa alarak politik teori ve psikanalizden de yoğun bir şekilde istifade eder.
Mayıs 2017’den beri 221B, Birikim, Episode ve BÜMED dergilerinde çeşitli yazıları yayımlandı. 2019 Güz döneminde Sabancı Üniversitesi’nde Türk Edebiyatı’nda Komplo ve Paranoya üzerine ders verdi.

Önceki Hikaye

Dünyanın En Meşhur Kriminoloğu Julia’nın Maceraları Sürüyor: Kırmızı Yağmur

Sonraki Hikaye

75. Yılını Kutlayan Tex’in Yeni Maceraları Mylos Kitap'ta

En Son Yazılar