Yaprak Öz: Bazı sahneleri defterime çizerek canlandırmayı seviyorum

9 dakikalık okuma

Sevgili 221B okurları, yeni bir dosyayla karşınızdayız: Polisiye Yazarları Anlatıyor. Polisiye yazarlarıyla, pandemi döneminin üretimlerini nasıl etkilediğini, önümüzdeki döneme dair planlarını, çalışmalarını ve çok daha fazlasını konuştuğumuz keyifli röportajlar gerçekleştirdik.


Dosyamızın bugünkü konuğu, özellikle de Yıldız Alatan maceralarıyla Türk polisiyesine yeni bir soluk getiren ve özgün bir kadın dedektif karakteri kazandıran Yaprak Öz. 

Pandemi dönemini bir okur ve yazar olarak nasıl geçirdiniz? Yazarların yeni romanlarını, kitaplarını tamamlayabildiği bir dönem olurken aynı zamanda yazmak için gerekli konsantrasyonu bulmakta zorlanılan, daha çok okuma, dizi-film izleme yapılan bir dönem de oldu bazı yazarlar için. Siz anlatır mısınız bu dönemi nasıl geçirdiğinizi?

Hem okur hem de yazar olarak dönemi zor geçirdim. Özellikle mart ve nisan aylarında kitap okurken sık sık odaklanma sorunu yaşadım. Salgın haberleri ve endişe yüzünden kolayca dikkatim dağılıyordu. Fakat okuyamayınca daha fazla sinirim bozulduğu için kendi kendimi zorladım ve her gün belli bir sayıda sayfa okumak, elimdeki kitabı şu kadar zamanda bitirmek gibi hedefler belirleyerek bunları mümkün olduğunca gerçekleştirdim. Ondan sonra okumalarım düzene girdi. Yazma aşamasında ise okumaktan daha fazla zorlandım. Yeni romanım üzerinde çalıştım ama yazma hızım yavaşladı. Eskiden bir oturuşta on sayfa yazıyorsam mesela, bu dönemde yarı yarıya indi diyebilirim. Dizi ve film de izledim kendimi dinlendirmek, beslemek için. Ancak izleme eyleminin beni ele geçirmesine izin vermedim çünkü sadece bir şeyler izleyerek vakit geçirmek bana kolay bir kaçış gibi geliyor. Kendime basit hedefler koyarak, eskiye göre nispeten az da olsa okumaya ve yazmaya mutlaka vakit ayırmayı pandemi döneminde ihmal etmemeyi başardım.

Daha öncesinde yoğunluktan ya da başka gündemlerden ertelemek zorunda kaldığınız ancak pandemi/karantina döneminde zaman ayırabildiğiniz kitaplar, filmler, diziler vb oldu mu? Hangi eserleri keşfettiniz bu dönemde?

Oldu. Uzun süredir beklettiğim şiir derlemeleri vardı, onları bitirdim. Epey süredir topluca vakit ayırmak istediğim polisiye serilerini okudum. Eski Fransız ve İtalyan sinemasından izlemediğim ne kadar film varsa hepsini izledim. Yenilerden ise Miss Scarlett and The Duke dizisini keyif alarak seyrettim. Ben daha ziyade eskici bir tip olduğum için, The Alfred Hitchcock Hour serisinin tamamına ulaşıp izlemek de büyük keyif verdi.

Eylül 2020- Eylül 2021 yayın dönemi için planlarınız, hedefleriniz nelerdir?

Yeni romanımı bitirmek ve yayınevime teslim etmek ilk hedefim. Bir yandan şiirle haşır neşirim; çeviriler yapmaya ve şiire vakit ayırmaya devam edeceğim elbette. Yılın ikinci yarısında ise, bir aksilik olmazsa bir sonraki romanım için çalışmalara başlamayı arzu ediyorum.

Roman ya da öykü dışında, TV/dijital platformlara dönük senaryo yazımı ya da romanlarınızın uyarlanması konularında bir çalışmanız var mı?

Şu anda böyle bir çalışmam yok. Zaman zaman birtakım teklifler alıyorum ve bazı ortak projelere destek verdiğim oluyor ama bireysel olarak sürdürdüğüm herhangi bir çalışmam bulunmuyor.

Olay örgüsünü ve karakteri inşa ederken nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir çalışma tarzınız var? Nasıl bir yazma ritminiz ve ritüeliniz var?

Olay örgüsüne dair özellikle dikkat ettiğim bir şey olmuyor ama mümkün olduğunca oyuncaklı olay örgüsü ortaya çıkarmayı seviyorum. Aklımda bir fikir oluştuktan sonra kendimi zamana ve hayal gücümün akışına bırakıyorum, o süre zarfında olay örgüsü yavaş yavaş belirmeye başlıyor. Kendimi düşünce akışına bıraktığım için, o ham fikir halinden yola çıkıp üzerinde çalışmaya başlıyorum. Birkaç ay boyunca defter tutuyorum, notlar alıyorum, karakterlerin profilini çıkarıyorum, romanda bahsi geçecek evleri dekore ediyorum, çizim de yapıyorum. Bazı sahneleri defterime çizerek canlandırmayı seviyorum. Eski zamanda geçen bir romansa arşiv çalışmasına vakit ayırıyorum; o dönemin önemli olayları, gözde şarkıları vesaire gibi. O birkaç aylık hazırlık aşamasının ardından kendimi hazır hissettiğim ilk an ne zamansa, o gün yazmaya başlıyorum. Mümkünse, tamamen evde olduğum her gün yazmaya gayret gösteriyorum ve özellikle sabah erken saatten öğlene dek minik molalarla yazıyorum. Bu şekilde çalıştıktan sonra da düzeltmelere geçiyorum ve birkaç ay boyunca da üç son okuma yapıyorum. Yazma ritmim normal şartlarda hızlı; mesela bir günde bir bölüm bitirebiliyorum. Ancak pandemi döneminde bu pek mümkün olmadı. Dikkatimin kolayca dağılması sebebiyle daha yavaş yazmaya başladım. O vakit de kendimi zorlamamayı, stresli yazmak yerine yavaş yazmayı hedef edindim.

Bir polisiye yazarı olarak sevdiğiniz polisiye karakterler, yazarlar, romanlar, filmler, diziler nelerdir? Türkiye’den ve dünyadan takip ettiğiniz işler var mı?

Ben Dedektif Maigret, Cingöz Recai, Hercule Poirot ve Philip Marlowe gibi klasik karakterleri seviyorum. Daphne du Maurier ile J.M. Simmel’in yarattığı gizemli atmosferlere hayranım, sahaflarda hep bu iki yazarın kitaplarının peşindeyim. Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği’ndeki pek çok yazar arkadaşımı dönem dönem okudum ve çalışmalarını takip ediyor, fırsat buldukça okuyorum. Suphi Varım ve Çağatay Yaşmut’un romanlarını ise bir başka seviyorum. Kırklı yılların kara filmlerinin ve İtalyan giallo sinemasının hayranıyım, bu iki janr beni çok beslemiştir. Dizi olarak özellikle tercih ettiğim şeyler yok ama İskandinav yahut İspanyol polisiyesi bulursam çok severek izliyorum genelde. 

Yeni yayın döneminde merakla eserlerini/eserini beklediğiniz yazarlar/yönetmenler kimlerdir?

Özellikle bende merak uyandıran dünya çapında bir yazar yok ama kendi arkadaşlarımın kitaplarını elbette hep merakla bekliyorum. Yönetmenlerden ise, canım Tarantino çekiyor sık sık. Dizilerden The Servant‘ın devamını dört gözle bekliyorum. 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Su Tunç: Karakterleri inşa ederken onlar hakkında ne hissettiğime dikkat ediyorum

Sonraki Hikaye

Gaston Leroux - Siyahlı Kadının Parfümü

En Son Yazılar