Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 İngiliz Polisiyesi-1

//
10 dakikalık okuma

İngiliz dizilerinin çoğumuzun gönlünde ayrı bir yeri var. Konu polisiye olunca İngilizlerin mahareti kendini daha da belli ediyor. Durum böyleyken gözden kaçıranlar ya da tekrar izlemek isteyenler için, mutlaka izlemeniz gereken İngiliz polisiyeleriyle ilgili iki parçalık bir yazı dizisi hazırladık. Bu yazı dizisinin 10 dizilik ilk bölümü sizlerle…

Not: Modern zamanlara uyarlanmasıyla Martin Freeman’ı ve Benedict Cumberbatch’iyle hafızalara kazınan Sherlock dizisi, üzerine fazla söz söylemeye gerek olmadığı için bilerek listeye alınmadı. Bunun yerine favori Sherlock’um olan Jeremy Brett’in başrolde olduğu diziyle listeyi açıyorum. Keyifli okumalar ve izlemeler…

The Adventures of Sherlock Holmes (1984-1985)

Tüm zamanların en iyi Sherlock Holmes’ü; adeta Sherlock’u canlandırmak için doğmuş Jeremy Brett… Granada TV, 1984’te çekimleri başlanan dizi için Jeremy Brett’i seçtiği andan itibaren karakterini olabildiğince iyi resmedebilmek için çalışmaya başlamış Brett. Sherlock Holmes ve hikayeleriyle ilgili kapsamlı bir araştırmaya koyulmuş ve ünlü dedektif gibi, detaylara büyük önem göstererek rolünü canlandırmaya çalışmış. Tüm bunların sonucunda da çok rahatlıkla listenin en başına geçebilecek incelikli ve eksantrik bir performansa imza atmış ünlü aktör.

Brett’in bipolar rahatsızlığı ve depresif kişiliği de ünlü dedektifin ruhsal durumunu da başarıyla canlandırabilmesine imkan tanımış şüphesiz. Neyse ki Brett yıllar içerisinde sayısız yapımda Sherlock Holmes’ü canlandırdı. Bunlardan bazıları şöyle: The Return of Sherlock Holmes (1986-1988), The Case-Book of Sherlock Holmes (1991-1993), The Memoirs of Sherlock Holmes (1994).

Broadchurch (2013-2017)

Küçük bir çocuğun cinayete kurban gitmesi, deniz kıyısındaki ufak İngiliz kasabasını altüst eder. Karanlık İngiliz dizilerini seviyorsanız tam size göre. Broadchurch aslında polisiye türüne inanılmaz yenilikler getiren bir dizi değil, birinci sezonun tamamı tek bir cinayet ve bu cinayetin çözüm süreci üzerine odaklanıyor. Ancak soruşturma süreci ilerledikçe yeni sırlar açığa çıkıyor ve dizinin bu katmanlı doğası izleyicinin merakını sürekli ayakta tutuyor. Bunun yanında dizinin geçtiği kasaba, o devasa uçurumun manzarası ve bu manzaranın verdiği his, polisiyeyle çok iyi örtüşüyor. David Tennant ve Olivia Colman’ın inanılmaz oyunculukları da cabası.

Luther (2010- )

Muhteşem Idris Elba tek başına bu diziyi izlenebilir kılıyor aslında. Ama Luther, Elba’dan çok daha fazlasını sunuyor izleyicilere. İnanılmaz derecede zeki ve bir o kadar da sıkıntılı bir dedektif karakterini, John Luther’ı canlandırıyor Elba. Zekice tasarlanmış olay örgüsü, şaşırtıcı ters köşeleri ve özgün baş karakteriyle tüm zamanların en iyi polisiyelerinden biri Luther ve John Luther da tüm zamanların en özgün kurgusal dedektif karakterlerinden biri. Londra’nın klostrofobik ve kasvetli sokakları, izleyiciyi her an tetikte tutuyor. Elba’nın karizması ise diziye ihtiyacı olan canlılığı katıyor.

Marcella (2016- )

MarcellaBron/Broen‘in de senaristlerinden Hans Rosenfeldt’in elinden çıkma bir dizi. Hal böyle olunca özellikle kadın dedektif karakteri konusunda beklentiler yüksek oluyor. Hiç merak etmeyin, Marcella bu beklentileri fazlasıyla karşılayan bir dizi.

Anna Friel’in canlandırdığı dedektif Marcella Backland oldukça yetenekli bir dedektiftir ama olağan dışı bir marazı vardır. Fazla yükseldiği zamanlarda kısa süreli bilinç kayıpları yaşar. Bu süre içerisinde şiddete eğilim gösterir ya da daha doğrusu, şiddete eğilim gösterdiğini düşünür. İzleyiciler olarak biz de öyle düşünürüz ama gerçekten de öyle mi? Dizinin lokomotifi olan cinayet soruşturmasının dışında Marcella’nın bu marazı ve özel hayatında çözmesi gereken meseleler, Rosenfeldt’ten beklenen özgünlüğün yakalandığını gösteriyor.

Grantchester (2014- )

1950’ler İngiltere’si… Genç ve aydınlık fikirli bir bölge papazı, amatör bir dedektif olarak karşımıza çıkıyor. James Runcie’nin Grantchester romanlarından uyarlanan dizi, polisiye ve tarihi birleştiren yapımları sevenler için bire bir.

Grantchester polisiyenin iki klasik alttürünü birleştiriyor. Rahat polisiyeler olarak bildiğimiz “cozy mysteries” ve geçmişinden kurtulamayan, dürüst, yakışıklı ve sevilesi bir başkarakter. James Norton’ın canlandırdığı Sidney Chambers, klasik bir papaz karakterinden çok farklı. Alkol alıyor,caz dinlemeye bayılıyor… Kara roman tipolojisine ait polis dedektifi Geordie Keating ile birlikte cinayetleri aydınlatmaya çalışan Chambers’ı konu alan Grantchester izlenesi polisiyelerden.

The Fall (2013 – 2016)

Kameraları Kuzey İrlanda’ya, Belfast’a çeviriyoruz. Kendi ayakları üzerinde durabilen kadınları hedef alan bir seri katil… Keskin zekası ve buz gibi mizacıyla hafızalara kazınan, muhteşem Gillian Anderson’ın canlandırdığı Stella Gibson karakteri…

The Fall, noir esintileri barındıran, feminist eğilimleri olan ve karmaşık karakterler sunan bir polisiye. Suç dizilerinde çok nadir karşılaştığımız bir kadın karakterizasyonu sunuyor izleyiciye The Fall ve bunu sadece Stella Gibson karakteriyle yapmıyor. Kurbanlar, yakışıklı seri katilimiz Paul Spector’un karısı Sally Ann ve polis teşkilatında görev yapan kadın polislerin bazıları dizinin öne çıkan kadın karakterlerinden. İzleyicilerin daha ilk bölümden katilin kim olduğunu bilmesi de farklı bir gizem katıyor.

The Bletchley Circle (2012-2014)

İkinci Dünya Savaşı’nda kripto analisti olarak çalışan dört kadın, bundan neredeyse on yıl sonra, suçları aydınlatmak için bir araya gelir. 1950’ler Londra’sında erkek egemenliğini kıran dört parlak kadın dedektif… Savaş sırasında Bletchley Park istihbarat merkezinde kodları kıran kahramanlarımız, dokuz sene sonra savaş sonrasında sınırlandırılmış hayatlarından kaçar ve komplike suçları çözmeye koyulur.

River (2015)

Altı bölümlük bu mini dizide Stellan Skarsgård’ın canlandırdığı dedektif John River, eski partnerinin cinayetini araştırır. Diziyi ilginç kılan şeylerden biri ise şudur; River, bunu yaparken ölülerin ruhlarından yardım alır. John River’ın zekası, kırılgan zihniyle birlikte sunulur izleyicilere. İlk bakışta, keskin köşeleri olan polisiyenin mantığına aykırı gelse de zekice yazılmış senaryosu ve ustalıkla icra edilmiş bir başrol, mutlaka izlenmesi gereken yapımların arasına sokuyor River‘ı.

Shetland (2013- )

İskoç adalarında, kötülerin peşinde koşan iyi bir polis… İskandinav Noir esintileri barındıran Shetland, fazlasıyla sevilesi karakterler sunuyor izleyiciye. Douglas Henshall’ın canlandırdığı Jimmy Perez, o bildiğimiz hasarlı ve ciddi polislerden değildir. Kanunların doğru tarafında yer alan, gerçek anlamda iyi bir insandır. Küçük bir kasabada geçen dizide ele alınan vakalar da oldukça tatmin edicidir aslında. Bu kasabada, çıldırmış bir seri katille karşılaşmayız. Vakalar, trajik hatalar yapan ve yanlış dürtülere boyun eğen “normal” insanları konu alır.

Inspector Morse (1987-2000)

Colin Dexter’ın romanlarından uyarlama olan dizide John Thaw’ın canlandırdığı Endeavor Morse karakterini, Oxford’da suçları aydınlatırken izliyoruz. Opera seven, bira içmekten hoşlanan Morse, partneri Dedektif Lewis ile birlikte, suç dizileri tarihinin en iyi ikililerinden birini oluşturur. Yayınlandığı 12 sezon boyunca izleyicileri ekrana kilitlemeyi başaran Inspector Morse, en iyi İngiliz polisiyelerinden biri olarak kabul edilir.

Ekstra – Agatha Christie Uyarlamaları

İngiliz polisiyelerinden bahsedip, Agatha Christie uyarlamalarına değinmemek olmaz. Christie uyarlamaları üzerine ayrıntılı listemizi buradan okuyabilirsiniz.

2011’de Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. 2014 yılında, lisans tezi olan çalışması “Sherlock Holmes & Peder Brown, Rasyonalite ve İnancın Çatışması” ismiyle yayımlandı. Özellikle polisiye edebiyat alanındaki çalışmalarına ağırlık veren Fulya Turhan, Episode ve 221B editörlerindendir. Türkiye’de sayılı Sherlock Holmes uzmanlarından biridir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

ITW Thriller Ödülleri'nin Finalistleri Açıklandı

Sonraki Hikaye

Suç Edebiyatı Festivalleri Online Ortama Taşınıyor

En Son Yazılar