Alper Kaya: “Bir süre boyunca içeride o fikirleri ‘pişiriyorum’”

6 dakikalık okuma

Sevgili 221B okurları, yeni bir dosyayla karşınızdayız: Polisiye Yazarları Anlatıyor. Polisiye yazarlarıyla, pandemi döneminin üretimlerini nasıl etkilediğini, önümüzdeki döneme dair planlarını, çalışmalarını ve çok daha fazlasını konuştuğumuz keyifli röportajlar gerçekleştirdik.


Dosyamızın bugünkü konuğu, özellikle de Komiser Tahsin romanlarıyla polisiyeseverleri heyecanlı maceralara davet eden Alper Kaya. 

Pandemi dönemini bir okur ve yazar olarak nasıl geçirdiniz? Yazarların yeni romanlarını, kitaplarını tamamlayabildiği bir dönem olurken aynı zamanda yazmak için gerekli konsantrasyonu bulmakta zorlanılan, daha çok okuma, dizi-film izleme yapılan bir dönem de oldu bazı yazarlar için. Siz anlatır mısınız bu dönemi nasıl geçirdiğinizi?

İşin aslı, ilk başlarda boşlukta hissettiğim bir dönem oldu. Sonuçta hep kitaplardan okuduğumuz veya filmlerde / dizilerde izlediğimiz o distopik ortamın tam göbeğine düşmüş gibiyidik. Ancak sonrasında yavaş yavaş, bir şeyleri planlayarak ilerleyebildiğim zaman daha isabet kat eden kültürel faaliyetler içine girebildim. Bu dönemde ilk olarak pandemi atmosferini yansıtan ve uzun süre boyunca her akşam bir parçasını Instagram hikâye formatında paylaşılacak şekilde, “Hiç Kimsenin Ölüleri” isimli bir ‘story’ tefrikası yayınladım. Bildiğim kadarıyla bu formatta şimdilik ilk ve tek olan bir çalışma oldu… Ardından da yeni bir roman yazdım. Disiplinli çalışma formuna tekrar kavuşmak güzel geldi. Bu dönemde yayımlanan; Oğuzhan Aslan’ın derlediği, hukuk ve polisiye ilişkisini cinayet dışındaki suçlar ekseninde irdeleyen kolektif “Cürmümeşhut” kitabında da hırsızlık suçu hakkında “Şüphe” isimli bir öykü yazdım.

Daha öncesinde yoğunluktan ya da başka gündemlerden ertelemek zorunda kaldığınız ancak pandemi/karantina döneminde zaman ayırabildiğiniz kitaplar, filmler, diziler vb oldu mu? Hangi eserleri keşfettiniz bu dönemde?

Uzun süredir okuyamadığım kitapları okuma fırsatı buldum. Çünkü günlük hayata / normal şartlarda eşlik ederken bazı detayları ıskalayabiliyoruz. Pandemi döneminde (bilhassa evde kapalı kaldığımız süreçte) yakın tarihte yayımlanmış ama duyurusu layıkıyla yapılmadığı için gözlerden de ırak olmuş pek çok yerli polisiye romanı keşfetme şansım oldu. Bunları da peyderpey, 221B’de yazmaya çalışacağım… Bu yüzden şimdiden ‘spoiler’ vermesem daha iyi olur diye düşünüyorum.

Eylül 2020- Eylül 2021 yayın dönemi için planlarınız, hedefleriniz nelerdir?

Yeni bir karakter üzerinde çalıştığım son romanım hakkında istediğim dönüşleri alabilirsem devam romanına başlamaya niyetliyim. Bir de bu dönemde açıkçası ıskaladığımı yeni fark ettiğim bazı kitapları ve yazarları daha çok keşfetmeye vakit ayırmak istiyorum.

Roman ya da öykü dışında, TV/dijital platformlara dönük senaryo yazımı ya da romanlarınızın uyarlanması konularında bir çalışmanız var mı?

Yazıp bitirdiğim iki uzun metraj film senaryom bulunuyor fakat bu konuda henüz bir girişimde bulunmadım. Belki ilerleyen dönemde dijital platformların güç kazanması ile değerlendirilme şansı bulurlar…

Olay örgüsünü ve karakteri inşa ederken nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir çalışma tarzınız var? Nasıl bir yazma ritminiz ve ritüeliniz var?

Hikâye ve karakterler gün içinde bir anda aklıma geliyorlar ve ardından bir süre boyunca içeride o fikirleri ‘pişiriyorum’. En sonunda ocakta taşacak duruma geldiklerinde zaten benim oturup yazmaya başlamaktan başka çarem kalmıyor…

Bir polisiye yazarı olarak sevdiğiniz polisiye karakterler, yazarlar, romanlar, filmler, diziler nelerdir? Türkiye’den ve dünyadan takip ettiğiniz işler var mı?

Açıkçası uzun süredir dizi takip etmiyorum. Filmlerde ise son dönemde İspanyol ve Norveç polisiye filmlerini çok sevdiğimi söyleyebilirim. İlk aklıma gelen örnek ise “Kafesteki Kadın”, “Sülün Katilleri” ve “İnancın Tuzağı” filmleri ile karşımıza çıkan ‘Departman Q’ polisiyeleri oldu. Türkiye’de ise son dönemde ilk romanını yayımlatan isimler arasında güzel çalışmalara rast gelmek sevindiriyor. Çünkü malumunuz, böylesi bir keşmekeşte ilk yapıt yayımlatabilmek gerçekten takdir ister oldu…

Yeni yayın döneminde merakla eserlerini/eserini beklediğiniz yazarlar/yönetmenler kimlerdir?

Doğrudan doğruya bir beklenti içinde olduğum isimler pek yok ama açıkçası okuyup çok beğendiğim Adrian McKinty’nin kitaplarını merakla ettiğimi söyleyebilirim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Danimarka Yapımı Mini Dizi Equinox 'tan Fragman

Sonraki Hikaye

Cenk Çalışır: İyi bir anlatı her zaman merak uyandıran bir karaktere ihtiyaç duyar

En Son Yazılar