SUAT DUMAN ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM, 5 DİZİ

SUAT DUMAN ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM, 5 DİZİ

İçinde bulunduğumuz bu zor günlerin en büyük ilacı bol bol okumak ve izlemek… Biz de okurlarımız için yeni bir yazı dizisine başlıyoruz, önemli yazarlarımızın kitap, film ve dizi önerilerini sizlerle paylaşacağız. Bugünün önerisi, ödüllü polisiye yazarı Suat Duman’dan geliyor.   Suat Duman’ın ilk romanı, Cinayet Mevsimi, Ankara’da üniversite kampüsünde işlenen cinayetleri çözmeye çalışan üçüncü sınıf öğrencisi Mehmet Cemil’in macerasını anlatır. İkinci romanı Müruruzaman Cinayetleri zamanaşımına uğrayıp kapanan bir cinayet dosyasının yeniden açılmasına sebep olan bir dizi güncel cinayeti soruşturan Mehmet Cemil’in yeni maceralarına odaklanmıştır. Üçüncü romanı Dünyanın Leşleri hapisten çıkan isimsiz bir karakterin içine çekildiği gayrimeşru dünyayı anlatırken arka planda İstanbul’da haftalarca hayatı durduran Gezi direnişinin de karakterin hikâyesiyle kesiştiği ölçüde görmektedir. İstanbul’un kuyruğu birbirine dolanmış gece canlıları arasında geçen bir labirent olarak kurguladığı ve bir taksi şoförünün çevresinde halkalanan son romanı Rakun, 2018’de “Yılın En İyi Polisiyesi” ödülü almıştır.   SUAT DUMAN ÖNERİYOR: … KİTAPLAR VEBA YILI GÜNLÜĞÜ / DANİEL DEFOE 221B’nin son sayısında Çağatay Yaşmut’un yazısında adı geçiyordu, merak ettim hemen aldım okumaya başladım. Bitirmedim ama öneririm, başka bir yüzyıl ve uzak bir coğrafyadan salgın hastalık manzaraları. Büyük bir yazarın kaleminden. İŞGAL GÜNLERİNDE İSTANBUL / HAKKI SÜHA GEZGİN Aslında bir süredir okuduğum, sonra dönüp yeniden okuduğum bir başucu kitabı. Yüzyıl öncesinin devamını oku...
JEAN-CHRISTOPHE GRANGÉ’NİN KIZIL NEHİRLER’İ I ALİ TİLBE

JEAN-CHRISTOPHE GRANGÉ’NİN KIZIL NEHİRLER’İ I ALİ TİLBE

Kızıl Nehirler’de cinayet/hırsızlık, iz sürme, kovalamaca gibi eylemler birbirini izler. Biri hırsızlık, öteki cinayet soruşturmasıyla görevli iki dedektifin soruşturmaları derinleştikçe birbirlerine yaklaşmaları, eşsüremli olarak gelişen olay örgüsünü birleştirir.  Grangé ve Kızıl Nehirler Çağdaş Fransız yazınının öne çıkan yazarlarından biri olan Jean-Christophe Grangé, polisiye-serüven türünde yazdığı romanlarla büyük bir beğeni toplar. Romanları yirmiden fazla dile çevrilen Grangé’nin Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Siyah Kan, Şeytan Yemini, Kurtlar İmparatorluğu, Koloni ve Zener’in Laneti adlı romanları Türk okuruyla buluşmuştur. Yalnızca Fransa’da 450.000’den fazla satan ve Fransa’da 6 bölümlük bir uzgöreç dizisi olarak TF1 kanalında yayımlanan, aynı zamanda beyazperdeye de aktarılan Grangé’nin ikinci romanı Kızıl Nehirler, karmaşık cinayetler ve gerçekçi şiddet betimlemeleriyle örülü bir kurguyla okuru sarıp sarmalayan bir polisiye serüvendir. Gerilim yüklü anlatı, birbirlerinden ayrı cinayet ve hırsızlık soruşturmasını üstlenen iki dedektifin yollarının kesişmesiyle devinim kazanır ve kurnazca işlenmiş cinayetlerin gizemi açığa çıkarılır. İki dedektifin bir dizi cinayeti aydınlatmak için verdikleri uğraş, bir üniversitede yapılanmış üç yüz yıllık bir geleneğe bağlı olarak gelişen bir suç yumağının ortaya çıkmasını sağlar. 12 bölüm ve 60 alt bölümden oluşan Kızıl Nehirler, Tankut Gökçe tarafından yayıma hazırlanarak Türkçeye kazandırılır. Kısa bir süre içinde 35’in üzerinde Türkçe baskı yapan romanın çeviri baskısı 405 sayfadır. Bir metin çevresi yanmetinsel öğe devamını oku...
STORYTEL ÜCRETSİZ DENEME SÜRESİNİ 30 GÜNE ÇIKARTTI

STORYTEL ÜCRETSİZ DENEME SÜRESİNİ 30 GÜNE ÇIKARTTI

Yaşamakta olduğumuz olağanüstü koşullar, hayatın normal akışını değiştirerek dünyanın her köşesindeki insanların yaşamlarında sosyal izolasyonu zorunlu kıldı. Sesli kitap uygulaması Storytel, sosyal izolasyon günlerini daha keyifli ve kaliteli hale getirmek için 14 gün olan ücretsiz deneme süresini 30 güne çıkarttı. Her türden binlerce sesli kitap, Storytel’de dinleyicilerle şimdi 30 gün ücretsiz buluşuyor. Kulaklığınızı takın, gözlerinizi kapayın ve evinizden çıkmadan sesli kitaplarda saklı büyülü dünyaları keşfedin. Zor zamanlarda en iyi destek, iyi dostlardan gelir. Kitap da her zaman çok iyi bir dosttur, hangi formatta olursa olsun. Hele ki çoğu dostumuzla görüşemediğimiz bugünlerde. Sesli kitapların, bu zorlu süreci atlatırken evlerde geçirilen zamanı daha kaliteli ve keyifli hale getirerek insanlara bir nebze de olsa faydalı olabileceğine inandığını söyleyen Storytel Türkiye Ülke Müdürü Berk İmamoğlu, ‘Storytel’in vizyonu, herkes tarafından her yerde ve her zaman zevkle paylaşılacak harika hikayelerle dünyayı daha anlayışlı bir yere dönüştürmek. Biz de Storytel Türkiye olarak bulunduğumuz coğrafyada yaşayan insanların sosyal izolasyon süreçlerine, sunduğumuz hizmetle destek sunma kararı aldık. Ücretsiz deneme süremizi bu süreçte 30 güne çıkarttık.” dedi. Storytel kütüphanesine 30 gün ücretsiz erişim kampanyasından yararlanmak için kullanıcıların yapması gereken tek şey, Storytel web sitesinden ya da cep telefonlarına indirecekleri Storytel uygulaması üzerinden bir abonelik başlatmak. Ayrıca aboneliklerini devam ettirmek istemeyen devamını oku...
CAMORRA’DAN GOMORRA’YA BİR NAPOLİ HİKÂYESİ I EZGİ ÖZCAN

CAMORRA’DAN GOMORRA’YA BİR NAPOLİ HİKÂYESİ I EZGİ ÖZCAN

19. yüzyılda, özellikle Sicilya’da devletin baskıcı uygulamaları sonucu ezilen halkın kendi arasında örgütlenmesi ve kendi hukuk sistemini kurması, ilk zamanlar dayanışma ve kolluk kuvveti görevini üstlenmesi, daha sonra yasadışı işlere bulaşıp bugünkü dünya çapındaki organize suç yapılanmasına dönüşmesi, İtalyan mafyasının bütün macerasını kısaca anlatıyor. Aklınıza hemen Godfather gelmesin. İtalyan mafyasına Hollywood gözünden bakmanın sonuçları başka, içgörünün gösterdikleriyse bambaşka. “Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya, o art düşünceli Tanrı, en belalısı toprak oğullarının ve diş biledi yıldızlı babasına.” Hesiodos’un satırlarının bizi haberdar ettiği zamanlardan bugüne hiçbir şeyin değişmemiş olması bazen büyülü geliyor, bazen korkutucu. Baba ve oğul arasındaki ilişkinin doğal yansıması kabul edilen iktidar döngüsünün, gerçekten doğal mı olduğu uzun bir tartışmanın konusu. Ancak yansımasını tarihte olduğu kadar günlük hayatlarımızda da izleyip okuduğumuz kurgularda da gördüğümüz bir gerçek. Baba-oğul arasındaki iktidar ve hayatta kalma çatışmasını yakın sayılabilecek bir geçmişte Muhteşem Yüzyıl’da izlemiştik. Osmanlı tarihinin en bilindik konularından biri olan “şehzade katli”ni biz hep “kardeş katli” olarak tanımladık. Ancak biliyoruz ki Topkapı Sarayı’nda birbirini öldürmek isteyenler her zaman kardeşler değildi. Babalar yani padişahlar da kendini tahttan indirebileceğini düşündüğü oğullarını, türlü yaratıcı yöntemle katledebiliyordu. Oğlu Şehzade Mustafa’yı sefer çadırında boğduran Kanuni Sultan Süleyman’ı daha önce babası Yavuz Sultan Selim, zehirli kaftanla öldürmek istemiş ancak devamını oku...
HAYDUTLUKTAN DEDEKTİFLİĞE: İLK ÖZEL DEDEKTİF VIDOCQ I ÇINLA AKDERE

HAYDUTLUKTAN DEDEKTİFLİĞE: İLK ÖZEL DEDEKTİF VIDOCQ I ÇINLA AKDERE

221B Dergi sayfalarında Paris’e gitmeye yeni başladık. Biraz haksızlık yapmıyor muyuz Paris’e? Sherlock Holmes ve dolayısıyla Londra’nın adı hemen her sayıda geçiyor. Amerika’ya uzansak mutlaka New York karşımıza çıkıyor. İskandinav ülkelerinin soğuk şehirlerini, İspanya’nın renkli dekorlarını ziyaret ettik. Hani, nerede Paris? Hemingway, I. Dünya Savaşı sonrası Paris’ini gözlemleyip, “Paris bir şenliktir,”1 demiş. Ama Paris ne zaman bir şenlik olmadı ki? Île de la Cité ve Île Saint-Louis adlı iki küçük adacığın etrafında, suya atılan bir taşın yüzeyde yarattığı daireler gibi dalga dalga büyüyen bu yerleşim alanı, insanlık tarihine damgasını vurmuş nice olay ve kişinin kimi zaman vatanı kimi zaman uğrak yeri oldu. Peki ya bizim kişisel tarihlerimizdeki yerine ne demeli? Kısa kalınmış olsa da herkesin bir Paris’i vardır. Henüz gidilememiş olunsa da en azından mutlak hayali kurulmuştur bu kimsenin kendisine kayıtsız kalamadığı şehrin. Hem kendi öğrencilik yıllarım hem Paris sevgimi bilip bana kendi Paris’ini anlatanlardan aklımda kalanlar bu şehri kişileştirmemi, onunla konuşur kalmamı sağladı. Yıllarca ona sorduğum soruları yanıtlamaya çalıştı Paris, insanlık tarihinden kendisine kalan mirasla. Paris’te bir gün ve gece boyunca sayısız iz sürülebilir. İşte, şenliği de buradan gelir şehrin. Seine Nehri’nin kıyısında piknik yapılmış bir yaz gününün gecesinde, Tino Rossi çardağında huşu içinde Arjantion Tango ya da arka devamını oku...
221B’NİN YENİ SAYISI RAFLARDA VE DİJİTAL PLATFORMLARDA!

221B’NİN YENİ SAYISI RAFLARDA VE DİJİTAL PLATFORMLARDA!

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültür dergisi 221B’nin 25. sayısı raflarda yerini aldı. “Polisiye Eserlerde Dedektifin Evrimi” kapak dosyasıyla çıkan 221B, ilk polisiye eserden bugüne dedektif kavramının nasıl değiştiğini, bilimsel ve toplumsal açıdan yaşanan büyük gelişim ve değişimlerin dedektif karakterini nasıl farklılaştırdığını inceliyor. Alessandra Calanchi, 221B için özel olarak kaleme aldı: “Suç Edebiyatında Dedektif Karakterinin Evrimi”. Sevin Okyay “Perdede ve Ekranda Dedektifin Evrimi”ni, Erol Üyepazarcı, “Polisiye Edebiyatımızda Dedektif Kavramı”nı, Mesut Demirbilek, geleceğin suçları ve geleceğin dedektiflerini yazdı. Dosya kapsamında elbette kadın dedektiflerin gelişimini de detaylarıyla inceledik. Özlem Özdemir, Nisan ayı içinde BluTV’de yayınlanacak yerli polisiye dizi Alef’in ilk bölümünü izledi ve 221B okurları için özel röportajlar yaptı… Ödüllü yönetmen Emin Alper, dizinin yapımcısı Mehmet Altıoklar, başrol oyuncuları Kenan İmirzalıoğlu, Melisa Sözen ve Ahmet Mümtaz Taylan Alef’i anlattı. Bülent Ayyıldız, Gül’ün Adı romanının 40. yaşında Bakervilleli William’ı irdeledi. Suat Duman, Zodiac ile ilgili iki kült suç filmini çekildikleri dönem ve siyasi arka planlarıyla karşılaştırdı. Çağatay Yaşmut, Epsilon Yayınları tarafından yayımlanan Londra Nehirleri polisiyesini inceledi. Fulya Turhan, “Dedektifler Ne Yer, Ne İçer” köşesinde, geçen sene yitirdiğimiz, İtalyan polisiye edebiyatının ustası Andrea Camilleri’nin unutulmaz karakteri Montalbano’nun gastronomik tercihlerini anlattı. Ezgi Özcan, “Ekran Dedektifi” köşesinde Stephen King’in romanından uyarlanan ve bugünlerde tüm dünyada çok konuşulan devamını oku...
TÜRK SİNEMASINDA İLK POLİSİYE KURGULU FİLMLER

TÜRK SİNEMASINDA İLK POLİSİYE KURGULU FİLMLER

Bütün dünya sinemasında polisiye kurgulu filmler, sinemanın ilk gününden beri başat rol oynarlar. Bunun nedeni ise polisiye romanın çağdaşlık denen olgunun en içten yazınsal anlatımı olmasıdır. Bu yönüyle de bir anlamda sıkı ilişkiler içinde bulunduğu sinema hatta caz ile ilişkisi anlaşılabilir çünkü polisiye roman da bu iki sanat dalı gibi kökeni ve yayılma tarzıyla bir halk ürünüdür ve yine onlar gibi sıradan, basmakalıp olanı kullanmayı ve yenilikçi yaratıcılıkla uzlaştırmayı bilir. Türk sineması da polisiye kurguyu esas alan senaryoları 1940’lı yıllardan beri sürekli kullanmış ve beyazperdeye ilginç eserleri yansıtmayı bilmiştir. Bu filmleri kronolojik sırayla anlatmadan önce belli bir hususu belirtmekte yarar görüyoruz; belirtmek istediğimiz konu, polisiye kurguyu doğru bir şekilde tanımlamaktır. Sinemamızda melodram dediğimiz inanılmaz tesadüflerin başrolde olduğu, kötülerin çok kötü, iyilerin çok iyi olduğu ve seyirciyi ağlatmayı amaçlayan yapımlar özellikle ilk yıllarda yaygındır. Melodram filmlerinin çoğunda suç özellikle de cinayet başat öğedir ancak suç öğesinin olması bu filmleri polisiye kurgulu yapmaz. Bir yapıtın polisiye kurgulu olabilmesi için artık genel kabul gören polisiye kurgu tanımına uyması gerekir. Polisiye eser “muamma içeren suçun öyküsü”dür. Yani tek başına suç, yapıtı polisiye yapmaz; suçla birlikte onun içinde bir muamma, bir giz öğesi olması gerekir. Yani bir adam herhangi bir nedenle suç işleyip adam öldürebilir, devamını oku...
“MARTIN BECK” SERİSİNİN DÖRDÜNCÜ KİTABI “GÜLEN POLİS” YAYIMLANDI

“MARTIN BECK” SERİSİNİN DÖRDÜNCÜ KİTABI “GÜLEN POLİS” YAYIMLANDI

Modern polisiye edebiyatının mihenk taşlarından olan İsveçli yazarlar Maj Sjöwall ve Per Wahlöö’nün 1960 ve 70’lerde yazdıkları on seriden oluşan Martin Beck efsanesi Ayrıksı Kitap’tan yayımlanmaya devam ediyor. Soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde bir otobüste dokuz yolcu katledilir. Hayatını kaybeden yolculardan biri de polistir. Cinayet masasından olan bu polisin otobüste bulunmasının tesadüf olmadığını düşünen başkomiser Martin Beck’in yeni macerasının anlatıldığı serinin bu kitabında da koşuşturma ve takip devam ediyor. Modern toplumun ekşi dokusuna ayna tutarken tüm dünyada sayısız polisiye yazarına da esin kaynağı olan serinin dördüncü kitabı Gülen Polis okuyucusuyla buluştu. Sürükleyici ve derin polisiye serilerinden biri olan bu kitapta soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde işlenen cinayeti çözmeye çalışacak başkomiser Martin Beck’in macerasını çok seveceksiniz. Edip Cansever’in, “Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz,” dizelerinden esinlenen yayın çizgisiyle yayın hayatına adım atan Ayrıksı Kitap, kitap türlerinde de ayrıksılık gösteriyor. Gülen Polis kitabının ayrıksı türü, “Bana öyle bir kitap verin ki başkahramanıyla birlikte olay çözelim,” olarak belirtiliyor.   Kitap Hakkında BİR MODERN POLİSİYE KLASİĞİ: MARTIN BECK Soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde bir otobüste dokuz yolcu katledilir. Hayatını kaybeden bu yolculardan biri de polistir. Cinayet masasından olan bu polisin otobüste bulunması tesadüf müdür? Martin Beck aksini düşünüyordur. “Kurgu polis karakterleri devamını oku...
ERTELENDİ: TÜRKİYE’ NİN İLK “POLİSİYE GÜNLERİ”

ERTELENDİ: TÜRKİYE’ NİN İLK “POLİSİYE GÜNLERİ”

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan Corona Virüs tedbirleri kapsamında; “Capitol Polisiye Günleri” etkinliğimizi ileri bir tarihe erteliyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklama doğrultusunda; ortak kullanım alanlarımızı son teknoloji vegan nano hijyen yöntemi ile dezenfekte ettik ve etkinliğimizin ilk gününü keyifli bir şekilde sonlandırdık. Fakat bu sabah Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci vakanın açıklanması ve takiben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ nun yaptığı açıklamalara duyarsız kalamadık. 221B olarak, sizlerin sağlığı ve güveni öncelikli görevimizdir. En yakın sürede, tekrar bir araya gelebilmek dileğiyle, Anlayışınız için teşekkür ederiz. 221B Dergi
“Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi” 28 Şubat’ta Sinemalarda!

“Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi” 28 Şubat’ta Sinemalarda!

“Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi” 28 Şubat’ta Sinemalarda! Assassin’s Creed ve Macbeth’in yönetmeni, Justin Kurzel imzalı Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi, Avustralya’nın ünlü kanun kaçağı Ned Kelly’nin hayat hikâyesini ve bir ülkenin vahşi geçmişini, daha önce hiç anlatılmayan kısımlarıyla gözler önüne seriyor. Başrollerini 1917 filmiyle adından söz ettiren genç oyuncu George Mackay’in yanı sıra Russell Crowe, Charlie Hunnam, Nicholas Hault ve Essie Davis’in paylaştığı film, Peter Carey’nin Man Booker ödüllü romanından uyarlandı. Oyuncular: George Mackay Essie Davis Charlie Hunnam Russell Crowe Nicholas Hault —– Yönetmen: Justin Kurzel Senaryo: Shaun Grant, Peter Carey (roman) Yapımcı: Naima Abed, David Aukin, Peter Carey Görüntü Yönetmeni: Ari Wegner Kurgu: Nick Fenton Müzik: Jed Kurzel Yapım Yılı: 2019 Ülke: İngiltere, Avustralya FRAGMAN