DORUK TATAR ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM

DORUK TATAR ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM

Okurlarımız için başladığımız yazı dizisine devam ediyoruz, önemli yazarlarımızın kitap, film ve dizi önerilerini sizlerle paylaşacağız. Bugünün önerisi, Doruk Tatar’dan geliyor. … Doruk Tatar 2010’da Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisansını tamamladıktan sonra Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Bölümü’nde yüksek lisans ve Buffalo Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde doktora yaptı. Aralık 2018’de bitirdiği “On Guard Against Contamination: Espionage, Conspiracism, and Imperial Nostalgia in British and Turkish Literatures” başlıklı doktora tezi, Türk ve İngiliz edebiyatlarının imparatorluğun çöküşüne verdikleri reaksiyonlar üzerinden istihbarat, paranoya ve komploculuk temalarını ele alır. Mayıs 2017’den beri 221B, Birikim, Episode ve BÜMED dergilerinde çeşitli yazıları yayımlandı. 2019 Güz döneminde Sabancı Üniversitesi’nde “Türk Edebiyatı’nda Komplo ve Paranoya” üzerine ders verdi. … DORUK TATAR ÖNERİYOR: KİTAPLAR Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, Haruki Murakami Belki kelimenin tam anlamıyla dünyanın sonunu getirmeyecek bugünler ama alışık olduğumuz gerçekliğin sonunu getirmiş olduğu kesin gibi. Bütün dünyayı ‘mute’a almayı mümkün kılacak bir teknoloji için iki gizemli organizasyon savaştığı bir hikaye ile tek boynuzlu atların kafataslarından düşünce okunduğu rüyavari bir evren arasında geçen bu roman da dünyanın sonunun beraberinde getirdiği şiirsel deneyimi bize çıtlatıyor. Murakami’nin romanı bir yandan komplo – istihbarat temalarından yoğunlukla faydalanırken bize içinde bulunduğumuz gerçeklikten dünyanın sonuna doğru edebi lezzeti zengin bir kaçış sunuyor. Yeni Hayat, Orhan devamını oku...
POLİSİYE SİNEMANIN “ALTIN ÇAĞI”: ALFRED HITCHCOCK I ÇAĞLA ÜREN

POLİSİYE SİNEMANIN “ALTIN ÇAĞI”: ALFRED HITCHCOCK I ÇAĞLA ÜREN

Hitchcock filmleri bana genellikle Altın Çağ polisiyelerini hatırlatır. Aslında film-noir olarak tanımlanan bu filmler; komik, erotik, karmaşık ve karanlık bir atmosfere sahiptir. Üstelik Hitchcock, Holywood ile birlikte Kara Roman’ı andıran birçok casusluk filmi de çekmiştir. Ancak o, ne Hercule Poirot gibi zeki dedektiflere ne de Kara Romanların sert polislerine ihtiyaç duyar. Çoğu zaman da sır perdesini sıradan, masum insanlar başlarını belaya sokarak aydınlatır. Hitchcock sinemasının bana Altın Çağ’ı hatırlatan özellikleriyse bulmacaya benzeyen ve izleyiciyi kolayca içine çeken yapısı ile pozitivist tutumu ve güçlü adalet duygusudur. Buradaki pozitivist tutumdan kastım, örneğin Kubrick ve Polanski gibi yönetmenlerin gizem filmlerinde görmeye alıştığımız mistik öğelere hiç yer verilmemesi, her şeyin “akıl” ile açıklanabilmesi ve Hitchcock üzerinde büyük bir etkisi olan Freudyen temalardır. Hitchcock, işte bu pozitivist tavrı çeşitli yöntemlerle izleyiciyle buluşturabildiği ve onu film boyunca sürükleyebildiği için polisiye sinemaya kelime anlamıyla “altın çağ” yaşatmış bir yönetmendir. Dilerseniz biz de onun sinemasında bahsettiğim bu özellikler çerçevesinde, “spoiler” dolu kısa bir yolculuğa çıkalım.   Polisiyenin “öteki” yüzü Freud Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, insanın Eros ve Thanatos olarak adlandırılan iki temel içgüdüyle var olduğunu iddia eder. Ona göre Eros; insanın karşılamak zorunda olduğu yeme, içme ve cinsellik gibi temel ihtiyaçlarını sağlayan yaşama içgüdüsüdür. Thanatos ise öldürme, kendine devamını oku...
SUAT DUMAN ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM, 5 DİZİ

SUAT DUMAN ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM, 5 DİZİ

İçinde bulunduğumuz bu zor günlerin en büyük ilacı bol bol okumak ve izlemek… Biz de okurlarımız için yeni bir yazı dizisine başlıyoruz, önemli yazarlarımızın kitap, film ve dizi önerilerini sizlerle paylaşacağız. Bugünün önerisi, ödüllü polisiye yazarı Suat Duman’dan geliyor.   Suat Duman’ın ilk romanı, Cinayet Mevsimi, Ankara’da üniversite kampüsünde işlenen cinayetleri çözmeye çalışan üçüncü sınıf öğrencisi Mehmet Cemil’in macerasını anlatır. İkinci romanı Müruruzaman Cinayetleri zamanaşımına uğrayıp kapanan bir cinayet dosyasının yeniden açılmasına sebep olan bir dizi güncel cinayeti soruşturan Mehmet Cemil’in yeni maceralarına odaklanmıştır. Üçüncü romanı Dünyanın Leşleri hapisten çıkan isimsiz bir karakterin içine çekildiği gayrimeşru dünyayı anlatırken arka planda İstanbul’da haftalarca hayatı durduran Gezi direnişinin de karakterin hikâyesiyle kesiştiği ölçüde görmektedir. İstanbul’un kuyruğu birbirine dolanmış gece canlıları arasında geçen bir labirent olarak kurguladığı ve bir taksi şoförünün çevresinde halkalanan son romanı Rakun, 2018’de “Yılın En İyi Polisiyesi” ödülü almıştır.   SUAT DUMAN ÖNERİYOR: … KİTAPLAR VEBA YILI GÜNLÜĞÜ / DANİEL DEFOE 221B’nin son sayısında Çağatay Yaşmut’un yazısında adı geçiyordu, merak ettim hemen aldım okumaya başladım. Bitirmedim ama öneririm, başka bir yüzyıl ve uzak bir coğrafyadan salgın hastalık manzaraları. Büyük bir yazarın kaleminden. İŞGAL GÜNLERİNDE İSTANBUL / HAKKI SÜHA GEZGİN Aslında bir süredir okuduğum, sonra dönüp yeniden okuduğum bir başucu kitabı. Yüzyıl öncesinin devamını oku...
TÜRK SİNEMASINDA İLK POLİSİYE KURGULU FİLMLER

TÜRK SİNEMASINDA İLK POLİSİYE KURGULU FİLMLER

Bütün dünya sinemasında polisiye kurgulu filmler, sinemanın ilk gününden beri başat rol oynarlar. Bunun nedeni ise polisiye romanın çağdaşlık denen olgunun en içten yazınsal anlatımı olmasıdır. Bu yönüyle de bir anlamda sıkı ilişkiler içinde bulunduğu sinema hatta caz ile ilişkisi anlaşılabilir çünkü polisiye roman da bu iki sanat dalı gibi kökeni ve yayılma tarzıyla bir halk ürünüdür ve yine onlar gibi sıradan, basmakalıp olanı kullanmayı ve yenilikçi yaratıcılıkla uzlaştırmayı bilir. Türk sineması da polisiye kurguyu esas alan senaryoları 1940’lı yıllardan beri sürekli kullanmış ve beyazperdeye ilginç eserleri yansıtmayı bilmiştir. Bu filmleri kronolojik sırayla anlatmadan önce belli bir hususu belirtmekte yarar görüyoruz; belirtmek istediğimiz konu, polisiye kurguyu doğru bir şekilde tanımlamaktır. Sinemamızda melodram dediğimiz inanılmaz tesadüflerin başrolde olduğu, kötülerin çok kötü, iyilerin çok iyi olduğu ve seyirciyi ağlatmayı amaçlayan yapımlar özellikle ilk yıllarda yaygındır. Melodram filmlerinin çoğunda suç özellikle de cinayet başat öğedir ancak suç öğesinin olması bu filmleri polisiye kurgulu yapmaz. Bir yapıtın polisiye kurgulu olabilmesi için artık genel kabul gören polisiye kurgu tanımına uyması gerekir. Polisiye eser “muamma içeren suçun öyküsü”dür. Yani tek başına suç, yapıtı polisiye yapmaz; suçla birlikte onun içinde bir muamma, bir giz öğesi olması gerekir. Yani bir adam herhangi bir nedenle suç işleyip adam öldürebilir, devamını oku...
“Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi” 28 Şubat’ta Sinemalarda!

“Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi” 28 Şubat’ta Sinemalarda!

“Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi” 28 Şubat’ta Sinemalarda! Assassin’s Creed ve Macbeth’in yönetmeni, Justin Kurzel imzalı Kelly Çetesinin Gerçek Hikayesi, Avustralya’nın ünlü kanun kaçağı Ned Kelly’nin hayat hikâyesini ve bir ülkenin vahşi geçmişini, daha önce hiç anlatılmayan kısımlarıyla gözler önüne seriyor. Başrollerini 1917 filmiyle adından söz ettiren genç oyuncu George Mackay’in yanı sıra Russell Crowe, Charlie Hunnam, Nicholas Hault ve Essie Davis’in paylaştığı film, Peter Carey’nin Man Booker ödüllü romanından uyarlandı. Oyuncular: George Mackay Essie Davis Charlie Hunnam Russell Crowe Nicholas Hault —– Yönetmen: Justin Kurzel Senaryo: Shaun Grant, Peter Carey (roman) Yapımcı: Naima Abed, David Aukin, Peter Carey Görüntü Yönetmeni: Ari Wegner Kurgu: Nick Fenton Müzik: Jed Kurzel Yapım Yılı: 2019 Ülke: İngiltere, Avustralya FRAGMAN
“O: Bölüm 2″nin Oyuncuları Favori Stephen King Kitaplarını Seçti

“O: Bölüm 2″nin Oyuncuları Favori Stephen King Kitaplarını Seçti

Vizyona girmesinin ilk haftasında hem olumlu eleştiriler alan hem de gişe başarısı sağlayan Stephen King uyarlaması O: Bölüm 2‘nin (It: Chapter 2) oyuncuları, korku-gerilim üstadının kitaplarına yabancı değil. Peki favorileri hangileri dersiniz? Jessica Chastain, Bill Hader, Isaiah Mustafa, Jay Ryan, James Ransone, Andy Bean ve James McAvoy, O filmindeki çocukların yetişkinlik hallerini oynuyor ikinci filmde. Hepsi de bu rolleri almadan önce birer Stephen King hayranıymış. McAvoy haricindeki oyuncular, filmin başladığı Derry kasabasında muhabirlerle buluşup Stephen King’in kitaplarını değerlendirdi. Birlikte bakalım… Jessica Chastain/Sadist (Misery) Jessica Chastain, Stephen King’in en önemli kitaplarından biriyle ortak bir özelliğe sahip. “Sanırım Hayvan Mezarlığı, rol almayıp okuduğum ilk kitaplardan biriydi,” diyor ve ekliyor: “Buradan Medyum‘a (Shinning) ve Sadist‘e (Misery) ulaştım. İsminin Misery Chastain olmasını çok sevdim. Evet, ben bir Stephen King hayranıyım!” Bill Hader/Korku Ağı (Salem’s Lot) Bill Hader, Stephen King kitaplarıyla büyükbabası sayesinde tanışmış: “Büyükbabam beni kitapçıya götürdü ve okul için Cesaretin Kırmızı Rozeti‘ni (Red Badge of Courage) almak zorunda kaldım. Biraz sinirlenmiştim ve büyükbabam ‘İstersen başka bir kitap da alabilirsin,’ dedi. Bunun üzerine genç yetişkin bölümüne gittim ve büyükbabam, ‘Hayır hayır, kurgu bölümüne bakmalısın. 12 yaşındasın ve bu senin için daha uygun olur,’ dedi.” Rafların arasında dolaşırken bir Stephen King klasiğini keşfetmiş oyuncu. “Korku devamını oku...
“Enola Holmes” Geliyor: Sherlock’ün Kız Kardeşini Millie Bobby Brown Canlandıracak

“Enola Holmes” Geliyor: Sherlock’ün Kız Kardeşini Millie Bobby Brown Canlandıracak

Yeni bir Sherlock Holmes filmi yolda ama bu kez tüm zamanların en popüler dedektifi değil küçük kız kardeşi başrolde. Stranger Things‘in genç yıldızı Millie Bobby Brown’ın Sherlock’un kardeşini canlandıracağı Enola Holmes‘ün çekimleri, önümüzdeki günlerde başlıyor… Nancy Springer’ın altı kitaplık serisinin ilk romanı The Case of the Missing Marquess‘den uyarlanacak filmde Sherlock rolünü, son dönemin önemli aksiyon yıldızı Henry Cavill üstlenecek. Ama dediğimiz gibi film, Sherlock’u değil onun yolundan giden küçük kız kardeşi Enola’nın maceralarını odağına alıyor. Enola Holmes‘de başrolde Millie Bobby Brown’ı izleyeceğiz. Brown, 3. sezonuna sayılı gün kalan Stranger Things‘in yıldızı, malumunuz… Filmde usta oyuncu Helena Bonham Carter da Enola’nın annesini canlandıracak. Sherlock Holmes’ün ağabeyi Mycroft’u oynayacak isimse henüz açıklanmış değil… Senaryosunu Wonder ve His Dark Materials ile tanınan Jack Thorne’un yazdığı Enola Holmes‘ün yönetmeni, portföyünde Fleabag ve Killing Eve gibi iki önemli yapım bulunan Harry Bradbeer. Filmin çekimlerine önümüzdeki günlerde başlanacak…
25. Bond Filminden Son Haberler: Rami Malek’in “Kötüyü” Oynaması Kesinleşti

25. Bond Filminden Son Haberler: Rami Malek’in “Kötüyü” Oynaması Kesinleşti

Yapım süreci yılan hikâyesine dönen 25. Bond filmi nihayet rayına oturdu. Daniel Craig’in son kez Ajan 007’yi canlandıracağı filmin çekimleri başladı. Filmin “kötüsü” Oscar’lı oyuncu Rami Malek, senaryoya Phoebe Waller-Bridge el atıyor, adıysa henüz konulmuş değil… Serisinin sıkı takipçileri hatırlayacaktır; 25. Bond filmiyle ilgili haberler, bundan sonra Daniel Craig’in yerini dolduracak isim hakkındaki tartışmalar üzerinden ilerlemişti uzun süre. Aralarında kadınların da olduğu pek çok önemli oyuncunun bahsi geçti, geçmeye de devam ediyor ama o isim, belirlenmiş değil henüz. Odaksa, filmin senaryosu ve yönetmeninin kim olacağına kaydı zamanla. Sancılı bir süreç vardı bu kez: Oscar’lı yönetmen Danny Boyle, ekibiyle gelip senaryoyu yeniden yazdı, yönetmenliği de üstlenecekti ama sonrasında “fikir ayrılıklarını” gerekçe göstererek projeden çekildi. Yapımcılarla filmin nasıl olacağına dair anlaşamamıştı Boyle. Yerini bir başka önemli isim Cary Joji Fukunaga aldı ardından. İş, senaryoyu “canlandırmaya” kalmıştı. Bunun için bizzat Daniel Craig devreye girdi, onun talebi ve yönlendirmesiyle son işi Killing Eve‘le harikalar yaratan Phoebe Waller-Bridge ekibe katıldı. Senaryo ekibi, son açıklamaya göre şu isimlerden oluşuyor: Waller-Bridge, Scott Z. Burns, Neal Purvis ve Robert Wade. Gelelim filmde “kötü adamı” kimin canlandıracağı bahsine: Kapısı çalınan ilk isim, Bohemian Rhapsody ile Oscar’a uzanan Rami Malek’ti. Malek istekliydi ama programının nasıl ayarlanacağı sorun oldu. Neyse ki devamını oku...
“The Girl In The Spider’s Web”den Fragman Var

“The Girl In The Spider’s Web”den Fragman Var

Yapımı yılan hikâyesine dönen Milenyum Serisi’nin devam filmi The Girl In The Spider’s Web‘de sona yaklaşıyoruz. Claire Foy’un başrolde olduğu filmden ilk fragman geldi… David Fincher imzalı, 2011 yapımı The Girl With The Dragon Tattoo‘dan (Ejderha Dövmeli Kız) sonra yönetmenle stüdyo arasında çıkan anlaşmazlık, serinin devamını zora sokmuştu. 2015’te Fincher ile filmin iki başrol oyuncusu Rooney Mara (ki kendisi devam filminde rol almaya istekliydi) ve Daniel Craig olmaksızın yola devam kararı alındı. Yepyeni bir kadro ve yönetmenle yola çıkıldı ve o film şimdi karşımızda. Lisbeth Salander’i bu kez Claire Foy canlandırıyor 2004 yılında hayata veda eden Stieg Larsson’un Milenyum Serisi’nin devamını, kendisi gibi İsveçli olan David Lagercrantz getirmişti. The Girl In The Spider’s Web, serinin dördüncü, Lagercrantz’ın serideki ilk romanı. Romanı sinemaya Steven Knight ve Jay Basu uyarlarken, filmin yönetmenliğini Fede Álvarez üstlendi… The Girl In The Spider’s Web‘de aykırı bilgisayar korsanı Lisbeth Salander rolünde bu kez The Crown dizisinin Altın Küre ödüllü yıldızı Claire Foy’u izleyeceğiz. Salander’in ortağı gazeteci Mikael Blomkvist rolünde ise Daniel Craig yerine Sverrir Gudnason var. Filmde bu iki ismin yanı sıra Sylvia Hoeks, Claes Bang, Cameron Britton, LaKeith Stanfield, Vicky Krieps ve Stephen Merchant, başlıca rolleri üstleniyor… Film, 9 Kasım’da vizyonda Aksiyon dozu yüksek filmde devamını oku...
Tarantino’nun “Rüya Karması”na Katılan Son İsim, Al Pacino

Tarantino’nun “Rüya Karması”na Katılan Son İsim, Al Pacino

Son birkaç aydır gün geçmiyor ki Quentin Tarantino’nun son filmi Once Upon a Time in Hollywood‘dan yeni, daha önemlisi bomba bir haber gelmesin… Manson Cinayetleri’ni odağına alan filmin kadrosuna katılan son isim, yaşayan efsane Al Pacino oldu. Bundan aylar önce Leonardo DiCaprio, Brad Pitt, Margot Robbie’nin isimleri ortada geziyordu. Bunlardan biri bile kadroya katılsa yeterdi ama Quentin Tarantino, rüya karmayı kurmayı aklına koymuştu anlaşılan. Adım adım ilerleyen Tarantino, neredeyse her gün yeni bir ismi veya isimleri açıkladı, açıklanan bu isimlerden sonra her seferinde “Yok artık, o da mı ekibe dahil oldu? Acaba dahası gelecek mi?” yorumları yapıldı. Yorumlar yersiz değildi, yaşayarak öğrendik ve son isim, “Yok artık,” yorumunu taçlandırdı. Evet, Al Pacino, yaşayan efsane, Tarantino’nun Manson Cinayetleri’ni odağına aldığı yeni filmi Once Upon a Time in Hollywood‘un kadrosunda… Daha önce Tarantino ile hiç çalışmamış büyük ustayı, Leonardo DiCaprio’nun canlandıracağı karakterin menajeri Marvin Shwarz rolünde izleyeceğiz. Rüya kadroda kimler var? DiCaprio demişken filmde rol alacak isimleri alt alta koymakta yarar var: Leonardo DiCaprio, gözden düşmüş eski TV yıldızı Rick Dalton rolünde. Brad Pitt, Dalton’ın uzun yıllara dayanan dostu ve dizilerdeki dublörü Cliff Booth’u canlandırıyor. Margot Robbie, Manson çetesinin katlettiği, Dalton’ın kapı komşusu aktris Sharon Tate rolünü üstleniyor. Bu isimler dışında rüya devamını oku...