Karin Slaughter: “Her Yeni Kitapta Heyecan Verici Şeyler Yazmaya Çabalıyorum”

Karin Slaughter: “Her Yeni Kitapta Heyecan Verici Şeyler Yazmaya Çabalıyorum”

“Her Yeni Kitapta Okurlar İçin Heyecan Verici Şeyler Yazmaya Çabalıyorum” İçi boş bestsellerlardan değil onun yazdıkları. Sağlam, karakterlerinin ayakları yere basan, iyi örülmüş ve kurgulanmış polisiye ve gerilim romanlarıyla neredeyse 20 yılda 40 milyona yakın kopya satan, eserleri yaklaşık 40 dile çevrilen Karın Slaughter, psikolojik gerilim türündeki yeni romanı Pıeces of Her’ün telaşesi içinde bizi kırmayıp sorularımızı yanıtlama inceliğini gösterdi. Slaughter, “Çok azımız hayalini kurduğu işi yapıyor. İşte bu yüzden her yeni kitapla okurlar için heyecan verici şeyler yazmak için çaba gösteriyorum,” diyor. Slaughter’ın yazar adaylarını da bir tavsiyesi var: “Okumak isteyeceğiniz eserler yazmaya çalışın…” Röportaj: Ufuk Kaan Altın Röportaj için soru hazırlamaya başlamadan önce kütüphaneme şöyle bir göz gezdirdim de Grant County Serisi‘nin toplam altı kitabından Türkçeye çevrilen beşi, yine Will Trent Serisi‘nden Türkçeye çevrilen beş romandan dördü raflarda duruyordu. Kitaplarınız bağımlılık yapıyor. Milyonlar yanılıyor olamaz. Neredeyse 40 dile çevrilmiş eserleriniz, 40 milyon kopyaya yakın da satışınız var. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Yazmaya başlarken bugünlerin hayalini kurmuş muydunuz? Her gün dünyadaki en şanslı insanlardan biri olduğumu düşünürüm. Çok az insan hep istediği, hayalini kurduğu işi yapabiliyor. İşte bu yüzden her yeni kitapla okurlar için heyecan verici şeyler yazmak için çaba gösteriyorum. Okurlarım oldukça onlara güzel öyküler sunmaya devam edeceğim. 2001 devamını oku...
DORUK TATAR ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM

DORUK TATAR ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM

Okurlarımız için başladığımız yazı dizisine devam ediyoruz, önemli yazarlarımızın kitap, film ve dizi önerilerini sizlerle paylaşacağız. Bugünün önerisi, Doruk Tatar’dan geliyor. … Doruk Tatar 2010’da Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisansını tamamladıktan sonra Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Bölümü’nde yüksek lisans ve Buffalo Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde doktora yaptı. Aralık 2018’de bitirdiği “On Guard Against Contamination: Espionage, Conspiracism, and Imperial Nostalgia in British and Turkish Literatures” başlıklı doktora tezi, Türk ve İngiliz edebiyatlarının imparatorluğun çöküşüne verdikleri reaksiyonlar üzerinden istihbarat, paranoya ve komploculuk temalarını ele alır. Mayıs 2017’den beri 221B, Birikim, Episode ve BÜMED dergilerinde çeşitli yazıları yayımlandı. 2019 Güz döneminde Sabancı Üniversitesi’nde “Türk Edebiyatı’nda Komplo ve Paranoya” üzerine ders verdi. … DORUK TATAR ÖNERİYOR: KİTAPLAR Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, Haruki Murakami Belki kelimenin tam anlamıyla dünyanın sonunu getirmeyecek bugünler ama alışık olduğumuz gerçekliğin sonunu getirmiş olduğu kesin gibi. Bütün dünyayı ‘mute’a almayı mümkün kılacak bir teknoloji için iki gizemli organizasyon savaştığı bir hikaye ile tek boynuzlu atların kafataslarından düşünce okunduğu rüyavari bir evren arasında geçen bu roman da dünyanın sonunun beraberinde getirdiği şiirsel deneyimi bize çıtlatıyor. Murakami’nin romanı bir yandan komplo – istihbarat temalarından yoğunlukla faydalanırken bize içinde bulunduğumuz gerçeklikten dünyanın sonuna doğru edebi lezzeti zengin bir kaçış sunuyor. Yeni Hayat, Orhan devamını oku...
SUAT DUMAN ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM, 5 DİZİ

SUAT DUMAN ÖNERİYOR: 5 KİTAP, 5 FİLM, 5 DİZİ

İçinde bulunduğumuz bu zor günlerin en büyük ilacı bol bol okumak ve izlemek… Biz de okurlarımız için yeni bir yazı dizisine başlıyoruz, önemli yazarlarımızın kitap, film ve dizi önerilerini sizlerle paylaşacağız. Bugünün önerisi, ödüllü polisiye yazarı Suat Duman’dan geliyor.   Suat Duman’ın ilk romanı, Cinayet Mevsimi, Ankara’da üniversite kampüsünde işlenen cinayetleri çözmeye çalışan üçüncü sınıf öğrencisi Mehmet Cemil’in macerasını anlatır. İkinci romanı Müruruzaman Cinayetleri zamanaşımına uğrayıp kapanan bir cinayet dosyasının yeniden açılmasına sebep olan bir dizi güncel cinayeti soruşturan Mehmet Cemil’in yeni maceralarına odaklanmıştır. Üçüncü romanı Dünyanın Leşleri hapisten çıkan isimsiz bir karakterin içine çekildiği gayrimeşru dünyayı anlatırken arka planda İstanbul’da haftalarca hayatı durduran Gezi direnişinin de karakterin hikâyesiyle kesiştiği ölçüde görmektedir. İstanbul’un kuyruğu birbirine dolanmış gece canlıları arasında geçen bir labirent olarak kurguladığı ve bir taksi şoförünün çevresinde halkalanan son romanı Rakun, 2018’de “Yılın En İyi Polisiyesi” ödülü almıştır.   SUAT DUMAN ÖNERİYOR: … KİTAPLAR VEBA YILI GÜNLÜĞÜ / DANİEL DEFOE 221B’nin son sayısında Çağatay Yaşmut’un yazısında adı geçiyordu, merak ettim hemen aldım okumaya başladım. Bitirmedim ama öneririm, başka bir yüzyıl ve uzak bir coğrafyadan salgın hastalık manzaraları. Büyük bir yazarın kaleminden. İŞGAL GÜNLERİNDE İSTANBUL / HAKKI SÜHA GEZGİN Aslında bir süredir okuduğum, sonra dönüp yeniden okuduğum bir başucu kitabı. Yüzyıl öncesinin devamını oku...
JEAN-CHRISTOPHE GRANGÉ’NİN KIZIL NEHİRLER’İ I ALİ TİLBE

JEAN-CHRISTOPHE GRANGÉ’NİN KIZIL NEHİRLER’İ I ALİ TİLBE

Kızıl Nehirler’de cinayet/hırsızlık, iz sürme, kovalamaca gibi eylemler birbirini izler. Biri hırsızlık, öteki cinayet soruşturmasıyla görevli iki dedektifin soruşturmaları derinleştikçe birbirlerine yaklaşmaları, eşsüremli olarak gelişen olay örgüsünü birleştirir.  Grangé ve Kızıl Nehirler Çağdaş Fransız yazınının öne çıkan yazarlarından biri olan Jean-Christophe Grangé, polisiye-serüven türünde yazdığı romanlarla büyük bir beğeni toplar. Romanları yirmiden fazla dile çevrilen Grangé’nin Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Siyah Kan, Şeytan Yemini, Kurtlar İmparatorluğu, Koloni ve Zener’in Laneti adlı romanları Türk okuruyla buluşmuştur. Yalnızca Fransa’da 450.000’den fazla satan ve Fransa’da 6 bölümlük bir uzgöreç dizisi olarak TF1 kanalında yayımlanan, aynı zamanda beyazperdeye de aktarılan Grangé’nin ikinci romanı Kızıl Nehirler, karmaşık cinayetler ve gerçekçi şiddet betimlemeleriyle örülü bir kurguyla okuru sarıp sarmalayan bir polisiye serüvendir. Gerilim yüklü anlatı, birbirlerinden ayrı cinayet ve hırsızlık soruşturmasını üstlenen iki dedektifin yollarının kesişmesiyle devinim kazanır ve kurnazca işlenmiş cinayetlerin gizemi açığa çıkarılır. İki dedektifin bir dizi cinayeti aydınlatmak için verdikleri uğraş, bir üniversitede yapılanmış üç yüz yıllık bir geleneğe bağlı olarak gelişen bir suç yumağının ortaya çıkmasını sağlar. 12 bölüm ve 60 alt bölümden oluşan Kızıl Nehirler, Tankut Gökçe tarafından yayıma hazırlanarak Türkçeye kazandırılır. Kısa bir süre içinde 35’in üzerinde Türkçe baskı yapan romanın çeviri baskısı 405 sayfadır. Bir metin çevresi yanmetinsel öğe devamını oku...
HAYDUTLUKTAN DEDEKTİFLİĞE: İLK ÖZEL DEDEKTİF VIDOCQ I ÇINLA AKDERE

HAYDUTLUKTAN DEDEKTİFLİĞE: İLK ÖZEL DEDEKTİF VIDOCQ I ÇINLA AKDERE

221B Dergi sayfalarında Paris’e gitmeye yeni başladık. Biraz haksızlık yapmıyor muyuz Paris’e? Sherlock Holmes ve dolayısıyla Londra’nın adı hemen her sayıda geçiyor. Amerika’ya uzansak mutlaka New York karşımıza çıkıyor. İskandinav ülkelerinin soğuk şehirlerini, İspanya’nın renkli dekorlarını ziyaret ettik. Hani, nerede Paris? Hemingway, I. Dünya Savaşı sonrası Paris’ini gözlemleyip, “Paris bir şenliktir,”1 demiş. Ama Paris ne zaman bir şenlik olmadı ki? Île de la Cité ve Île Saint-Louis adlı iki küçük adacığın etrafında, suya atılan bir taşın yüzeyde yarattığı daireler gibi dalga dalga büyüyen bu yerleşim alanı, insanlık tarihine damgasını vurmuş nice olay ve kişinin kimi zaman vatanı kimi zaman uğrak yeri oldu. Peki ya bizim kişisel tarihlerimizdeki yerine ne demeli? Kısa kalınmış olsa da herkesin bir Paris’i vardır. Henüz gidilememiş olunsa da en azından mutlak hayali kurulmuştur bu kimsenin kendisine kayıtsız kalamadığı şehrin. Hem kendi öğrencilik yıllarım hem Paris sevgimi bilip bana kendi Paris’ini anlatanlardan aklımda kalanlar bu şehri kişileştirmemi, onunla konuşur kalmamı sağladı. Yıllarca ona sorduğum soruları yanıtlamaya çalıştı Paris, insanlık tarihinden kendisine kalan mirasla. Paris’te bir gün ve gece boyunca sayısız iz sürülebilir. İşte, şenliği de buradan gelir şehrin. Seine Nehri’nin kıyısında piknik yapılmış bir yaz gününün gecesinde, Tino Rossi çardağında huşu içinde Arjantion Tango ya da arka devamını oku...
MUTLAKA OKUMANIZ GEREKEN 5 GERÇEK SUÇ ROMANI I FULYA TURHAN

MUTLAKA OKUMANIZ GEREKEN 5 GERÇEK SUÇ ROMANI I FULYA TURHAN

Polisiye edebiyatın temelini oluşturan gerçek suç hikayeleri, yüzyıllar boyunca insanoğlunu büyüledi. 18. yüzyılda Newgate Calendar’da kaydedilen suç anlatıları, suç ve suçlularla birlikte evrilerek modern edebiyata da konu oldu. Gerçek suç hikayeleri tutkunları için mutlaka okunması gereken 5 roman sizlerle.  SOĞUKKANLILIKLA (TRUMAN CAPOTE) Amerikalı gazeteci Truman Capote’nin 1966’da yayımlanan Soğukkanlılıkla isimli romanı, modern gerçek suç anlatılarının temelini oluşturur ve şüphesiz listenin en başında olmalıdır. Capote bu romanında 1959’da Kansaslı bir ailesinin kurban gittiği kan dondurucu bir cinayeti konu alır. Yazar, vakayı araştırmak için bizzat Kansas’a gitmiş ve hatta katillerle görüşmüştür. Bu vakayı romanına taşırken de hem kurbanların anısını yüceltmeyi hem de katillere bir nebze de olsa empati göstermeyi başarmıştır.   BEYAZ ŞEHİRDEKİ İBLİS (ERIK LARSON) Larson’ın roman tarzında kaleme aldığı bu kurgu dışı eseri 1983 yılında Chicago gerçekleşen World’s Columbian Exposition isimli fuarı arka planına alır. Ünlü mimar Burnham ile acımasız seri katil H. H. Holmes’ün yolları bu fuarda kesişir. Fuarın göz alıcı hareketliliği içinde birbiri ardına kaybolan, yakılan, öldürülen insanların izini sürmek ise Dedektif Geyer’a düşer. Bu arada Leonardo DiCaprio’nun romanın film haklarını satın aldığını ve bu eseri Martin Scorsese ile birlikte beyaz perdeye uyarlayacaklarını da belirtelim.   MASUM ADAM (JOHN GRISHAM) Adli gerilim türünün ustalarından biri olan John Grisham bu romanında ABD’nin küçük bir kasabasında devamını oku...
“MARTIN BECK” SERİSİNİN DÖRDÜNCÜ KİTABI “GÜLEN POLİS” YAYIMLANDI

“MARTIN BECK” SERİSİNİN DÖRDÜNCÜ KİTABI “GÜLEN POLİS” YAYIMLANDI

Modern polisiye edebiyatının mihenk taşlarından olan İsveçli yazarlar Maj Sjöwall ve Per Wahlöö’nün 1960 ve 70’lerde yazdıkları on seriden oluşan Martin Beck efsanesi Ayrıksı Kitap’tan yayımlanmaya devam ediyor. Soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde bir otobüste dokuz yolcu katledilir. Hayatını kaybeden yolculardan biri de polistir. Cinayet masasından olan bu polisin otobüste bulunmasının tesadüf olmadığını düşünen başkomiser Martin Beck’in yeni macerasının anlatıldığı serinin bu kitabında da koşuşturma ve takip devam ediyor. Modern toplumun ekşi dokusuna ayna tutarken tüm dünyada sayısız polisiye yazarına da esin kaynağı olan serinin dördüncü kitabı Gülen Polis okuyucusuyla buluştu. Sürükleyici ve derin polisiye serilerinden biri olan bu kitapta soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde işlenen cinayeti çözmeye çalışacak başkomiser Martin Beck’in macerasını çok seveceksiniz. Edip Cansever’in, “Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz,” dizelerinden esinlenen yayın çizgisiyle yayın hayatına adım atan Ayrıksı Kitap, kitap türlerinde de ayrıksılık gösteriyor. Gülen Polis kitabının ayrıksı türü, “Bana öyle bir kitap verin ki başkahramanıyla birlikte olay çözelim,” olarak belirtiliyor.   Kitap Hakkında BİR MODERN POLİSİYE KLASİĞİ: MARTIN BECK Soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde bir otobüste dokuz yolcu katledilir. Hayatını kaybeden bu yolculardan biri de polistir. Cinayet masasından olan bu polisin otobüste bulunması tesadüf müdür? Martin Beck aksini düşünüyordur. “Kurgu polis karakterleri devamını oku...
Alper Kaya’dan İkisi Yeni Üç Polisiye

Alper Kaya’dan İkisi Yeni Üç Polisiye

Alper Kaya, 2020’ye üç kitapla “Merhaba” dedi. Arsine Yayıncılık’tan çıkan üç kitap arasında yazarın dokuzuncu romanı Kabakulak Yazı da yer alıyor… Üç kitaptan ilki, Alper Kaya’nın 9 yıl önce yayımlanan ilk romanı 08.00’in ikinci baskısı. Bir barda tanışan altı kişinin hikâyesinin anlatıldığı roman, Aşkın Güngör’ün önsözü ve gözden geçirilmiş yeni baskısıyla raflarda yerini aldı. Mehmet Mollaosmanoğlu, Murat S. Dural, Umut Çalışan ve Alper Kaya’nın gerçek hayatta işlenmiş ve çözülememiş cinayetler ve kayıp vakalarından esinlenilerek yazdıkları birer öyküyle yer aldıkları Aslında Yaşanmadı isimli derleme de bu alanda Türkiye’de benzerine rastlanmamış bir örnek olarak kitapseverlerin karşısına çıkıyor. Derlemenin editörlüğünü Alper Kaya bizzat üstlendi. Ve Kabakulak Yazı. Kaya’nın dokuzuncu romanı, 90’lı yılların başında, tren yollarının hâlâ önemini koruduğu dönemde geçen bir öykü anlatıyor…
Londra Polis Teşkilatının Kuruluşu ve Londra Polisiyesinin Doğuşu I Berkem Sağlam

Londra Polis Teşkilatının Kuruluşu ve Londra Polisiyesinin Doğuşu I Berkem Sağlam

Londra’da geçen ilk dedektif romanı Charles Dickens’ın Bleak House’u (Kasvetli Ev), ilk dedektif de Müfettiş Bucket’tır. Karakter, büyük ihtimalle yeni kurulmuş Scotland Yard’da çalışan ve Dickens’ın hakkında kısa makaleler kaleme aldığı Charles Frederick Field üzerine kurgulanmıştır. Londra’nın polisiyelerdeki başlıca temsiliyse, kavranılamaz olmasıyla alakadardır. Zaman içinde büyüdükçe ve yeni özellikler edindikçe, ilk polisiye romanların çıktığı 19. yüzyıldaki bilinmezliği aynı şekilde günümüz temsillerinde devam etmektedir… Londra’da bilinen en eski güvenlik sistemi, gönüllülerden oluşan “hue and cry” (bağırış çağırış) sistemiydi. Şüpheli bir durum karşısında bağırarak ortalığı ayağa kaldırıp şüpheli şahısların herhangi bir suç işlemesini engellemeye çalışan bu grup, şehir kalabalıklaştıkça yetersiz kalmaya başladı. 1500’lerde yerel yönetimler bu işe el atmak zorunda kalıp ilk polis memurlarını (constable) atadılar. Sadece büyük yerleşim yerlerinde geçerli bu uygulamayla gece polisleri ve 17. yüzyılda ortaya çıkan ve ücret karşılığı güvenlik sağlayan “watchmen” (1) adı verilen gruplar devriye gezmeye başladılar. Bu dönemlerde Londra’da geceleri çok karanlık olurdu ve hiçbir yapay aydınlatma, çöken karanlığı hafifletemiyordu. Bu da elbette hırsızlık yapmak isteyenlerin işine geliyordu. Gece bekçileri karanlık boyunca şehri dolaşır, saat başlarını duyurur ve genel olarak asayiş sağlamayı çalışırdı. 17. ve 18. yüzyıllarda artan nüfusla birlikte gittikçe yetersiz hale gelmişlerdi. İlk gerçek profesyonel polis kuruluşu, 1749’da yazar ve sulh hâkimi Henry Fielding tarafından kurulan devamını oku...
Gülce Başer’den Yeni Polisiye: “Yanığı Bulmak”, Mylos Kitap’tan Çıktı

Gülce Başer’den Yeni Polisiye: “Yanığı Bulmak”, Mylos Kitap’tan Çıktı

Gülce Başer’in ilk polisiye romanı Bir Ceset Bir Söz, 2015’te yayımlanmış, kitap, Dünya Kitap Yılın En İyi Polisiye Romanı Ödülü’nü almıştı. Başer’in ilk romanın izinden giden yeni polisiyesi Yanığı Bulmak, Mylos Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı… Şiirleri ve akademik çalışmalarıyla tanınan Gülce Başer’in ilk polisiye romanı Bir Ceset Bir Söz‘ün izinden giden yeni polisiyesi Yanığı Bulmak, tüm Türkiye’de raflarda. Başer, daha da zor bir kurgunun altından kalkmayı başarırken Bir Ceset Bir Söz‘deki karakterleri yeni bir macerada buluşturuyor. Sade ve yalnız hayatının tadını çıkaran Nihal’in yolu, tuhaf tesadüfler sonucu yine Hakan’la kesişir. Nihal, bir anda ortadan kaybolan ünlü futbolcu Yanık’ın peşine düşer ve… Yanığı Bulmak‘la ilgili polisiyenin duayen ismi Erol Üyepazarcı şunları söylüyor: “Gülce Başer’in ilk romanındaki kahramanlarının başrolde olduğu yeni yapıtı, polisiye roman seven veya ‘kaçış zevkini’ doyasıya tatmak isteyen okura hararetle önerilecek bir roman. Son yıllarda artık bir zamanların baştacı olan, sonra da ‘postmodern roman’ gibi biz ihtiyarların bir türlü zevk alamadığı akımlarla unutulup giden ‘toplumsal roman’ın işlevini polisiye romanın üstlendiği gerçeğini, Başer’in yeni romanı Yanığı Bulmak da kanıtlıyor. Yazarımız hiç ukalalık yapmadan, nutuk atmadan değer yargılarının erozyona uğramasını, gerek Nihal’in kişiliğiyle gerek başarıyla çizdiği bitip tükenmiş ama yine de bir şeyler yapmak için çalışan polis ve gizli servis devamını oku...