221B, 20. Sayısında İtalyan Polisiyeleri Dosyasını Açıyor

221B, 20. Sayısında İtalyan Polisiyeleri Dosyasını Açıyor

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, “Geçmişten Günümüze İtalya’da Polisiye” dosyasıyla raflarda. 20. sayımızda neler var, biraz daha yakından bakalım… Anlatmaya kapak dosyamızla başlayalım:Ankara Üniversitesi DTCF İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümünden yazarlarımız Bülent Ayyıldız ve Barış Yücesan, Ankara Üniversitesi Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu’ndan Oğuz Koran, İtalyan polisiyelerini tüm yönleriyle inceleyen değerli yazılarıyla yeni sayımızda. Kapak dosyamız içinde Doruk Tatar’ın Umberto Eco’nun unutulmaz romanı Gülün Adı üzerine incelemesi de var. Ezgi Özcan ise İtalyan dizisi Suburra üzerine yazdı yeni sayımızda. Ayrıca, Cehennem Çiçekleri romanının İtalyan yazarı Ilari Tuti ile bir de röportaj yaptık. Bu sayının röportaj konuklarından biri de Nuray Atacık. Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B’nin 20. sayısına ulaşmasının gururunu yaşıyoruz. Yeni sayımız, bugünden itibaren raflarda. Keyifli okumalar…
Gerçek Cinayetlerin Peşinde: 221B’nin 19. Sayısı Raflarda

Gerçek Cinayetlerin Peşinde: 221B’nin 19. Sayısı Raflarda

18. sayımızda gerçekten kurguya seri katilleri incelemiştik. Bu katillerin çoğu yakalandı ama hâlâ akıbeti bilinmeyenler de var tabii. İşte yeni sayımızda dedektiflik mesleğinin nasıl bir şey olduğunu ve suç soruşturmalarının gerçekte nasıl işlediğini irdelemeye çalıştık. 221B Dergi’nin 19. sayısı raflarda, buyurunuz… Dedektiflik kavramını geçmişte belirli bir tarihe sabitleyebilmenin imkânı yok. Kesin olarak bildiğimiz tek şey şu ki, tarihin, insanlığın ve toplumların gelişmesi ve değişmesiyle suç ve suçlu kavramı da değişti. Dolayısıyla bununla mücadele eden dedektifin de değişmesi ve evrilmesi gerekiyordu. 19. yüzyılda dedektiflerden beklenen şey, keskin gözlem yeteneği, sorgulama ve takip becerileriyle toplumsal düzeni sağlamalarıydı. Bilim ve teknolojiyle iç içe yaşadığımız modern zamanlara yaklaştıkça dedektifler, biliminsanlarının ve araştırmacıların yardımıyla suça karşı yürüttükleri mücadeleyi de mecburen geliştirdiler. Sonuçta, DNA teknolojisi bundan 100 yıl önce ortaya çıksaydı belki de Karındeşen Jack bugün olduğu kadar mit haline gelmeden yakalanacaktı. Polisin Karındeşen Jack konusunda hiçbir ilerleme kaydedemediğini gören 19. yüzyıl Londra halkı, bu katili ancak Sherlock Holmes’ün bulabileceğine inanıyordu. Çünkü Holmes; mantığı, bilimi ve teknolojiyi kullanan yeni model bir dedektifti. Bu nedenle gerçek dedektiflerin de bu standartlara gelme çabası yavaş yavaş kendini gösterecekti. Sherlock Holmes, kurgu sözkonusu olduğunda insanlık tarihinin ileri gittiği son noktaya kadar dedektiflerin dedektifi olarak kalmaya devam edecek. David Lynch sineması devamını oku...
Stephen King İmzalı “Hayatı Emen Karanlık”, Yeni Çevirisiyle Raflarda

Stephen King İmzalı “Hayatı Emen Karanlık”, Yeni Çevirisiyle Raflarda

Korku-gerilim üstadı Stephen King’in 1989 tarihli romanı Hayatı Emen Karanlık, Esat Ören imzalı yenilenmiş çevirisi, kapağı ve tam metniyle yeniden raflarda. Altın Kitaplar etiketiyle çıkan roman, sıradışı olay kurgusuyla dikkat çekiyor… Thad Beaumont, yıllarca George Stark takma adını kullanarak romanlar yazdı, şöhret ve para kazandı, kitapları çoksatanlar listelerine girdi ama bir gün bu takma adın ifşa edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, yıllardır istediği şeyi yapıp gerçeği kamuoyuna açıkladı. Popüler bir dergiye verdiği röportajla Stark’ın cenaze törenini düzenledi. Artık George Stark yoktu. Thad, bir daha bu isimle kitap yazmayacaktı. Ne var ki, Stark’ın “öldürülmesinde” katkısı olan kişiler, birer birer cinayete kurban gitmeye başlayınca bunun o kadar da kolay olmayacağı ortaya çıktı. Thad Beaumont’un hayatında bir şeyler fena halde ters gitmeye başlamış, kâbuslar geri dönmüştü. Ve serçeler yine uçmaya başlamıştı… Yayımlandığı tarihten hemen sonra bir klasiğe dönüşüp sinemaya da uyarlanan Hayatı Emen Karanlık‘ın özeti kısaca böyle… Hepsi dünya çapında çoksatanlar listesine giren 50’den fazla roman kaleme alan Stephen King, çağımızın en büyük korku-gerilim yazarı olarak anılıyor… Hayatı Emen Karanlık/Stephen King Altın Kitaplar/38 TL
Capitol’de Düzenlenen Türkiye’nin İlk Sherlock Holmes Gecesine Büyük İlgi

Capitol’de Düzenlenen Türkiye’nin İlk Sherlock Holmes Gecesine Büyük İlgi

Doğum günü bilinen tek kurgu karakter Sherlock Holmes’ün 165. yaşı, Capitol’de özel bir geceyle kutlandı. Dergimiz 221B’nin işbirliğiyle düzenlenen gecede Capitol Spectrum Sineması’nda buluşan davetliler, polisiyeyle dolu bir gece yaşadı… Dünyanın en çok okunan, en meşhur dedektifi; sinemaya ve diziye en çok uyarlanan kurgu karakter Sherlock Holmes’ün doğum günü, 6 Ocak. Biraz gecikmeyle de olsa dergimize ilham veren dedektifi, 165. yaş gününde polisiye yazarları, oyuncular, gazetecilerin davetli olduğu seçkin bir toplulukla anmak istedik. Celil Oker’den Ayşe Erbulak Özgürdal’a, Cenk Çalışır’dan Esra Türkekul’a, Çağatay Yaşmut’tan Nuray Atacık’a, Güneri Civaoğlu’ndan İpek Durkal’a, İzzet Öz’den Aykut Gürel’e, Hande Kazanova’dan Dilara Koçak’a onlarca ismin katıldığı gece, polisiye tutkunlarının unutamayacağı bir atmosferde geçti. Sherlock Holmes 165 yaşında Tüm zamanların en tanınmış dedektifi hakkındaki çalışmalarıyla tanınan dergimizin editörlerinden Fulya Turhan’ın “İsmim, Sherlock Holmes. Adresim 221B Baker Street” konulu söyleşisiyle açılan gecede 1984 tarihli The Adventures of Sherlock Holmes filmi de ilgiyle izlendi. Katil Kim? Dedektifimize ait tüm ayrıntıların titizlikle düşünüldüğü partide davetliler, Bay Holmes’ün etkinlik alanına kurulan odasında keşfe çıktılar. Çalışma masasından özel eşyalarının kullanımına kadar her deneyimi yaşayan davetliler, onun sevdiği yemeklerin tadına baktı. Gecenin büyük sürpriziyse, Fulya Turhan’la yayın yönetmenimiz Özlem Özdemir’in senaryosunu yazdığı Çok basit, sevgili dostum Watson! adlı “Katil Kim?” oyunuydu. Davetliler, devamını oku...
Arne Dahl: Polisiyeyi Ciddiye Almak Zorundayız, Kesinlikle!

Arne Dahl: Polisiyeyi Ciddiye Almak Zorundayız, Kesinlikle!

Jan Arnald, pek çokları için anlam ifade etmeyebilir ama “Arne Dahl” dersek işin rengi değişir sanırız. Arne Dahl ismini kullanarak yazdığı polisiyelerle dünya çapında şöhrete kavuşan Jan Arnald, şöhreti ilginç bulmadığını söylüyor. İsveçli yazar, “Sanırım Kuzeyli ton, polisiyeye yakışıyor,” diyor. Arnald’ın yazar adaylarına da bir tavsiyesi var: “Bir polisiye yazarı olarak her zaman derinlikli ve yaşayan karakterler yaratmaya gayret ettim. Kurguyu oluştururken karakterleri unutmayın!” Hayatınıza dair bir araştırma yapmaya kalkınca gördüm ki internette hakkınızda çok az bilgi yer alıyor. Bilinçli bir tercih sizinki sanırım. Bu kadar tanınan, bol ödüllü, çok okunan bir yazarı okurlarımız kadar biz de merak ediyoruz. Jan Arnald kimdir, buradan başlayalım isterseniz… Evet, bilinçli bir tercih. Bir bakıma Arne Dahl karakterinin arkasına gizleniyorum. Bu sayede özel yaşamım da bana özel kalıyor. Bu, münzevi biri olduğum anlamına gelmiyor tabii. Ben sadece şöhreti ilginç bulmuyorum. Fark edilmeden sokaklarda dolaşmayı tercih ediyorum. Peki, kimim ben? İsveç’in başkenti Stockholm’de dünyaya geldim. Hayatımın önemli bir bölümü de burada geçti. Almanya ve İspanya’da da yaşadım. Biri Berlin’de, diğeri Londra’da yaşayan iki yetişkin kızım var. İsveç’in edebiyat evreninde pek çok farklı işte çalıştım. Edebiyat dışında müzikten, spordan, seyahat etmekten hoşlanırım. Hayatımı çok göz önünde yaşamıyorum… “Her daim edebiyatın içinde oldum” Dünya sizi Arne Dahl devamını oku...
221B Dergi’nin 18. Sayısı Çıktı

221B Dergi’nin 18. Sayısı Çıktı

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, 18. sayısıyla 3. yılını doldurdu. Yeni sayımızın kapak konusu, “Gerçek Seri Katiller”… Bu sayımızda ne var, ne yok, birlikte bakalım mı? Karındeşen Jack, Zodyak, Locusta, Aileen Wuornos, Bela Kiss… Listeye pek çok isim eklenebilir. Bu isimlerin ortak noktaları, kurgu karakterler değil gerçek seri katiller olmaları. İşte 18. sayımızın dosyasını bu konu oluşturuyor. Fulya Turhan, Karındeşen Jack’in hâlâ gizemini koruyan tarihini ve Patricia Cornwell’in Karındeşen Jack’in kim olduğunu tespit etmek için yıllardır yaptığı ayrıntılı çalışmaları yazdı. Batuhan Cantürk, From Hell çizgi romanı bağlamında Karındeşen’le ilgili diğer ihtimallerin peşine düştü. Yakalanamayan gerçek seri katil denilince akla gelen diğer isim; Zodyak. Saniye Çancı Çalışaneller, Zodyak’ın izini sürdü; ilk cinayetten soruşturmanın yıllar içinde hangi noktaya geldiğini, hatta yapay zekânın Zodyak’ın kim olduğunu bulup bulamayacağını derinlemesine inceledi. Ratcliffe Yolu Cinayetleri, yine ilginç konulardan biri. Berkem Sağlam, cinayetlerden sorumlu tutularak idam edilen John Williams’ın masumiyetinin o dönemde ve bugün nasıl tartışıldığını yazdı. Oytun Özgür, belki de çok azımızın hâkim olduğu seri katillere odaklandı: İlkçağdan günümüze onlarca romana, filme konu olan Fransa’daki seri katiller… Ercan Akbay, kim olduğu bilinen ama asla yakalanamayan, yakalansa da bir şekilde firar eden gerçek seri katilleri yazdı. Özel röportajlar, derinlikli analiz ve yazılar… Bu devamını oku...
80’lerden Günümüze İspanyol Polisiye Edebiyatı I Melike Yazıcı Çangur

80’lerden Günümüze İspanyol Polisiye Edebiyatı I Melike Yazıcı Çangur

1975’te Franco’nun ölümüyle 39 yıllık dikta rejimi son bulur, sansür ortadan kalkar. İspanya, bir geçiş dönemine girer. Yıllarca sansür korkusuyla bastırılan düşünceler polisiye roman, kara roman ve dedektif romanlarıyla özgürce ifade edilmeye başlanır. Yıllarca dimenovel (on paralık) bir tür olarak görülen polisiye romanın şahlandığı dönem olur 80’ler. Öncesi ve sonrasıyla İspanyol polisiye edebiyatına bakıyoruz… İspanyol yazınında uzun yıllar boyunca değer görmeyen polisiye roman, başlangıcından günümüze birçok aşamadan geçmiş, kendini edebiyat eleştirmenlerine kabul ettirmenin ne denli zor olduğunu görmüş ama asla yılmamıştır. 1889 yılında Benito Pérez Galdós’un (1843-1920) kaleme aldığı ilk polisiye roman La incógnita (Bilinmeyen), İspanyol okurlar üzerinde büyük bir etki yaratmış ve 1960’lı yılların sonuna doğru bu tür, İspanya’daki ihtişamlı günlerine veda etmiştir. Polisiye roman yerini kara romana bırakır ve 70’li yıllarda ABD’nin önemli kara roman yazarları Raymond Chandler ve Dashiel Hammet’ın çevirileri okunmaya başlanır. Kara romanın temelleri atılıyor Francisco García Pavón (1918-1989), yarattığı kahramanlar Plinio ve yardımcısı Don Lotario’nun yer aldığı roman ve öyküleriyle 1953-1985 yılları arasında İspanyol kara romanının temellerini atmıştır. Suçluyu büyük bir kararlılıkla ve dudağından düşmeyen sigarasıyla takip eden Plinio lakaplı Emniyet Amiri Manuel Gonzalez ve veteriner olan yardımcısı Don Lotario karakterleri, İspanyol yazınının kara roman türündeki özgün birer örneği haline gelmiştir. Pepe Carvalho ve devamını oku...
Dylan Dog: Kâbuslar Dedektifinin Olağanüstü Maceraları I Batuhan Cantürk

Dylan Dog: Kâbuslar Dedektifinin Olağanüstü Maceraları I Batuhan Cantürk

Günümüz Londra’sında özel dedektiflik yapan eski polis Dylan Dog’un, yaşadığı gerçeklikle ruh hali arasında garip bir çelişki vardır. Genç ve yakışıklıdır, neredeyse haftada bir sevgili değiştirir, severek yaptığı bir işi vardır. Groucho gibi, ölüyü bile diriltebilecek neşeli bir dosta sahiptir. Tüm bunlara rağmen ebedi bir depresif, katıksız bir nevrotiktir. Oidipus kompleksine, Peter Pan sendromuna sahiptir. Büyüme korkusu ve materyalist dünyaya uyum sağlayamama anksiyetesi yaşar. Bu anksiyete nedeniyle işi intihar krizlerine kadar vardırır. Ölüme kalmayacaktır bu dünya, Çırılçıplak ölüler Aydaki rüzgârdaki adamdan olacaktır; Kemikleri tertemiz, Ve tertemiz kemikleri yok olduğunda, Yıldızlardan olacaktır, ayakları, dirsekleri; Akılları başlarında olacaktır delirseler de, Denizlere batsalar yükseleceklerdir yine; Yok olsa da sevgililer sevgi yok olmayacaktır Ölüme kalmayacaktır bu dünya… Dylan Thomas (Çev. Bülent Ecevit) Bonelli’nin Mister No ve Ken Parker‘dan sonraki üçüncü ama en popüler antikahramanı Dylan Dog, yayın hayatına başladığı 1986 yılından itibaren Tex ile birlikte İtalya’nın en çok satan çizgi romanı haline gelmiştir. Yaratıcısı Sclavi’ye bu garip adı nereden bulduğu sorulduğunda, “Dog adını hiç okumadığım, sadece kitapçı vitrininde gördüğüm bir Mickey Spillane kitabı olan ‘Dog son of…’tan esinlendim, Dylan ise her zaman hayran olduğum şair, Dylan Thomas’tan gelmektedir,” açıklamasını yapmıştı. Bir horror opera olarak tanımlanabilecek Dylan Dog, köklerini İtalyan korku sinemasından alır. Bununla birlikte devamını oku...
221B Dergi’nin 17. sayısı, Piyasaya Çıktı

221B Dergi’nin 17. sayısı, Piyasaya Çıktı

Çok beklettik, siz okurlarımızı endişe ve üzüntüye sevk ettik ama 221B Dergi’nin yeni sayısı, sonunda raflardaki yerini aldı. Yeni sayımızda neler var yakından bakalım mı? 17. sayımızın kapak konusu “Polisiyede Yardımcı Dedektifler…” Sherlock Holmes’ü Dr. Watson’dan, Hercule Poirot’yu Hastings’ten ve Strike’ı Ellacott’tan bağımsız düşünebilmek pek mümkün değil, öyle değil mi? “Dedektifler ne yer, ne içer?” köşesinde Fulya Turhan, Dr. Watson’ı incelerken, üstadımız Erol Üyepazarcı, Agatha Christie’nin dedektiflerine yardımcı olan karakterleri, Oytun Özgür de Fransız polisiyesinde karşılaştığımız yardımcı dedektifleri analiz etti. Doruk Tatar ise, casus edebiyatında yardımcı karakter konseptini ele aldı yeni sayımızda. Peki Türk polisiyelerindeki yardımcı dedektifler? Saniye Çancı Çalışaneller’in kaleme aldığı Algan Sezgintüredi’nin Vedat ile Tefo karakterleri analizi, yeni sayımızda. Yeni sayının kapak konusu, Polisiyede Yardımcı Dedektifler Ayrıca Tülay Güneş Kılıç, P. D. James’in yarattığı yeni kadın dedektif konseptini, Çağla Üren, Roman Polanski ve sinemasını, Melike Yazıcı Çangur, Isabel Allende’nin polisiye türündeki ilk eseri Cinayet Oyunu‘nu, Ekin Açıkgöz de, James Bond’un kullandığı silahları yazdı. Siyasi polisiyenin ustası, Alman yazar Wolfgang Schorlau ise, Münih Komplosu‘nun yazılış öyküsünü kaleme aldı. Karin Slaughter röportajı, 17. sayımızda Yeni sayımızda, romanları onlarca dile çevrilip milyonlarca kopya satan modern polisiyenin önemli isimlerinden Karin Slaughter’la yapılan özel röportaj da yer alıyor. Tabii her zaman olduğu gibi devamını oku...
Levent Cantek imzalı “Bozkır”, Yakında BluTV’de

Levent Cantek imzalı “Bozkır”, Yakında BluTV’de

Levent Cantek’in yazıp Murat Başol’un çizdiği çizgi roman Bozkır, bir dönem dergimizde yayımlanmıştı, okurlarımız hatırlayacaktır. Çizgi dizi oradan yola çıkıp daha da büyüdü, televizyona yelken açtı. Levent Cantek’in genel öyküsünü kaleme aldığı dizi, yakında BluTV’de başlıyor… Levent Cantek’in öykünün çerçevesini çizip Ali Demirel ve Barış Erdoğan ile senaryosunu yazdığı Bozkır‘ın yapımcılığını ARC Film üstleniyor. Polisiye dizinin yönetmeni, Es Es, Bugünün Saraylısı ve Eski Hikaye gibi dizilere imza atan Bahadır İnce. Başrollerde Yiğit Özşener’le Ekin Koç yer alıyor Kadroya gelince: Başrolleri Yiğit Özşener’le Ekin Koç üstleniyor. Onlara Nur Fettahoğlu, Merve Çağıran, Bige Önal ve tecrübeli oyuncu Altan Erkekli eşlik ediyor. Deneyimli başkomiser Seyfi ile (Yiğit Özşener) genç, delidolu ve çaylak polis Nuri Pamir’in (Ekin Koç) bir çocuk cinayetini aydınlatmaya çalışacağı dizi, farklı kurgusuyla izleyicisini büyük bir bulmacanın içine çekmeyi hedefliyor. Daha önce Masum, 7Yüz ve Sıfır Bir-Bir Zamanlar Adana’da gibi önemli işleri izleyicilerle buluşturan BluTV’nin iddialı dizisi Bozkır, yakında ekranda olacak…