Ed McBain İmzalı “Polis Düşmanı” Raflarda

Ed McBain İmzalı “Polis Düşmanı” Raflarda

ABD’li yazar Ed McBain’in 87. Bölge Polisiyesi Dizisi’nin ilk kitabı Polis Düşmanı, Vefa Saygın Öğütle çevirisiyle çıktı. İlk kez 1956 yılında yayımlanan kitap, Phoenix Yayınevi etiketini taşıyor… Kuzey’de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü. Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin, bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi. Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar, denizin ve göğün maviliklerini parçalardı; düz yüzeyler ve uzun yüzeyler, kaba saba dikdörtgenler, iğne gibi sivri kuleler, yükseltiler ve doruklar, desen üstüne desen bindirmiş, mavi ve beyazın bıraktığı yaldıza karşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı. Gece vakti kordon boyuna inerken, parlak yıldızlardan, nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney’de şehir, elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı. Otoyolun ışıkları, şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı. Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil, sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı. Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca, göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri… Şehir, ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta, titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı. Binalar tiyatro sahnesiydi. Yüzleri nehre dönük, insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş, onlara huşuyla devamını oku...
“Enola Holmes” Geliyor: Sherlock’ün Kız Kardeşini Millie Bobby Brown Canlandıracak

“Enola Holmes” Geliyor: Sherlock’ün Kız Kardeşini Millie Bobby Brown Canlandıracak

Yeni bir Sherlock Holmes filmi yolda ama bu kez tüm zamanların en popüler dedektifi değil küçük kız kardeşi başrolde. Stranger Things‘in genç yıldızı Millie Bobby Brown’ın Sherlock’un kardeşini canlandıracağı Enola Holmes‘ün çekimleri, önümüzdeki günlerde başlıyor… Nancy Springer’ın altı kitaplık serisinin ilk romanı The Case of the Missing Marquess‘den uyarlanacak filmde Sherlock rolünü, son dönemin önemli aksiyon yıldızı Henry Cavill üstlenecek. Ama dediğimiz gibi film, Sherlock’u değil onun yolundan giden küçük kız kardeşi Enola’nın maceralarını odağına alıyor. Enola Holmes‘de başrolde Millie Bobby Brown’ı izleyeceğiz. Brown, 3. sezonuna sayılı gün kalan Stranger Things‘in yıldızı, malumunuz… Filmde usta oyuncu Helena Bonham Carter da Enola’nın annesini canlandıracak. Sherlock Holmes’ün ağabeyi Mycroft’u oynayacak isimse henüz açıklanmış değil… Senaryosunu Wonder ve His Dark Materials ile tanınan Jack Thorne’un yazdığı Enola Holmes‘ün yönetmeni, portföyünde Fleabag ve Killing Eve gibi iki önemli yapım bulunan Harry Bradbeer. Filmin çekimlerine önümüzdeki günlerde başlanacak…
Erdoğan Eyrik’ten Yeni Polisiye: “Ellipsis”

Erdoğan Eyrik’ten Yeni Polisiye: “Ellipsis”

Erdoğan Eyrik’in yeni romanı Ellipsis, Ephesus Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Ellipsis, “Geçmişinden kurtulmak için birini öldürebilir misin?” sorusu temelinde ilerleyen sürükleyici bir polisiye… Ünlü gazeteci Hüseyin Türkeli cinayetinden hüküm giyen Sedat Kara, cezaevinde geçirdiği 5 yılın ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır. Artık özgürdür ama suikastın ardından toplumun nefretini kazanmış ve büyük bir kesim tarafından hâlâ suçlu görünmesi özgürlüğünün önüne geçmiştir. Amacı kendini aklamak ve çok sevdiği gazeteciliğe geri dönmektir. Serra Yılmaz, severek evlenmiş olmasına ve toplumun çağdaş kesiminden sayılmasına rağmen kocasının her türlü fiziksel ve ruhsal işkencesine katlanmak zorunda kalmış, eşinin defalarca tecavüzüne uğramış, sonunda her şeye bir son verip zor da olsa boşanarak kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir gazetecidir. Geçmişin intikamını almaya çalışan acımasız bir seri katille mücadele etmek zorunda kalacak Sedat’ın suçsuzluğunu ispatlama mücadelesi, yolunu Serra ile kesiştirirken, her ikisi için de o güne kadar görmedikleri kirli bir dünyanın kapısı aralanacaktır… Erdoğan Eyrik’in yeni polisiyesi Ellipsis, “Geçmişinden kurtulmak için birini öldürebilir misin?” sorusu temelinde ilerleyen sürükleyici bir roman. Kitap, Ephesus Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Keyifli okumalar… Ellipsis/Erdoğan Eyrik Ephesus Yayınları/31,94 TL
Nijeryalı Yazar Braithwaite’den Bir İlk Roman: “Kız Kardeşim Seri Katil”

Nijeryalı Yazar Braithwaite’den Bir İlk Roman: “Kız Kardeşim Seri Katil”

Oyinkan Braithwaite’in ödüllü ilk romanı Kız Kardeşim Seri Katil, Can Yayınları’nın yeni markası Mundi etiketiyle raflardaki yerini aldı. The New York Times’ın kitap için yorumu şu: “Bomba gibi, keskin, patlayıcı, komik…” Bir akşam yemeği sırasında kız kardeşinizden gelen imdat çağrısına nasıl karşılık verirsiniz? Korede’nin listesi bellidir: Çamaşır suyu, lastik eldivenler, çelik gibi sinirler ve dayanıklı bir mide… Ölümcül kız kardeş Ayoola’nın “meşru müdafaa” adına işini bitirdiği erkek arkadaş, ablasının maharetli ellerine terk ettiği üçüncü cesettir. Korede’nin polise gitmesi herkesin hayrına olacaktır belki ama ne demişler; kol kırılır, yen içinde kalır. Ta ki Korede’nin hemşire olarak çalıştığı hastanedeki doktoru baştan çıkarana kadar… Betül Şenkal’ın dilimize kazandırdığı Kız Kardeşim Seri Katil için yapılan birkaç yorumu buraya bırakalım. Mesela The New York Times, Braithwaite’in romanı için “Bomba gibi bir kitap, keskin, patlayıcı, komik,” değerlerdirmesini yapmış. Time dergisinin yorumuysa şöyle: “Braithwaite, bu heyecan verici ilk romanında şiddet, sadakat ve ailenin karanlık ama komik bir incelemesine girişirken kız kardeşlik bağlarının gücünü de sorguluyor.” Kız Kardeşim Seri Katil, çeşitli antolojilerde hikâyeleri yayımlanan, halen editör ve yazar olarak çalışan Nijeryalı genç yazar Oyinkan Braithwaite’in ilk romanı. Keyifli okumalar… Kız Kardeşim Seri Katil/Oyinkan Braithwaite Mundi/25,50 TL
Ercan Akbay İmzalı Yeni Polisiye: “Yağmurdan Önce”

Ercan Akbay İmzalı Yeni Polisiye: “Yağmurdan Önce”

Dergimiz yazarlarından Ercan Akbay’ın yeni polisiyesi Yağmurdan Önce, raflardaki yerini aldı. Oğlak Yayınları-Maceraperest Kitaplar etiketini taşıyan roman, karanlık bir tarikat liderini alt etmek ve onun cariyelerini özgür kılmak için yapılan çok yönlü operasyonun perde arkasını anlatıyor… “Dergâha dönüp kış bahçesinden içeri girdiğimde, ağız armonikası virtüözü Lee Oskar’ın fırtına öncesi gerilimi betimleyen albümü ‘Yağmurdan Önce’ çalıyordu. Müzik çok ifadeci, çok etkileyiciydi. Evet, yaklaşan tufanın kokusunu algılıyor, kaotik gerilimi hissediyordum ama bunların hepsi bana vız gelir, tırıs giderdi. Yağmur, fırtına, kasırga ya da tufan… Hiçbir afet yıkamazdı beni.” Cumartesi gecesi Joy bistro-barda tanışan erkek ve kadının aşk öyküsüne karışan berbat bir cinayetle başlayan Yağmurdan Önce, suçun ardındaki psikolojiye ilişkin gerilim romanlarıyla tanınan Ercan Akbay’ın Akılçelen‘den 3 yıl sonra yayımlanan yeni polisiyesi. Roman, popüler olduğu kadar karanlık bir tarikatın erişilmez liderini alt etmek ve onun cariyelerini özgür kılmak için yapılan çok yönlü operasyonun perde arkasını anlatıyor. Oğlak Yayınları’nın alt markası Maceraperest Kitaplar etiketini taşıyan Yağmurdan Önce, raflardaki yerini aldı. Keyifli okumalar… Yağmurdan Önce/Ercan Akbay Oğlak Yayınları-Maceraperest Kitaplar/35 TL
221B, 20. Sayısında İtalyan Polisiyeleri Dosyasını Açıyor

221B, 20. Sayısında İtalyan Polisiyeleri Dosyasını Açıyor

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, “Geçmişten Günümüze İtalya’da Polisiye” dosyasıyla raflarda. 20. sayımızda neler var, biraz daha yakından bakalım… Anlatmaya kapak dosyamızla başlayalım:Ankara Üniversitesi DTCF İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümünden yazarlarımız Bülent Ayyıldız ve Barış Yücesan, Ankara Üniversitesi Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu’ndan Oğuz Koran, İtalyan polisiyelerini tüm yönleriyle inceleyen değerli yazılarıyla yeni sayımızda. Kapak dosyamız içinde Doruk Tatar’ın Umberto Eco’nun unutulmaz romanı Gülün Adı üzerine incelemesi de var. Ezgi Özcan ise İtalyan dizisi Suburra üzerine yazdı yeni sayımızda. Ayrıca, Cehennem Çiçekleri romanının İtalyan yazarı Ilari Tuti ile bir de röportaj yaptık. Bu sayının röportaj konuklarından biri de Nuray Atacık. Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B’nin 20. sayısına ulaşmasının gururunu yaşıyoruz. Yeni sayımız, bugünden itibaren raflarda. Keyifli okumalar…
25. Bond Filminden Son Haberler: Rami Malek’in “Kötüyü” Oynaması Kesinleşti

25. Bond Filminden Son Haberler: Rami Malek’in “Kötüyü” Oynaması Kesinleşti

Yapım süreci yılan hikâyesine dönen 25. Bond filmi nihayet rayına oturdu. Daniel Craig’in son kez Ajan 007’yi canlandıracağı filmin çekimleri başladı. Filmin “kötüsü” Oscar’lı oyuncu Rami Malek, senaryoya Phoebe Waller-Bridge el atıyor, adıysa henüz konulmuş değil… Serisinin sıkı takipçileri hatırlayacaktır; 25. Bond filmiyle ilgili haberler, bundan sonra Daniel Craig’in yerini dolduracak isim hakkındaki tartışmalar üzerinden ilerlemişti uzun süre. Aralarında kadınların da olduğu pek çok önemli oyuncunun bahsi geçti, geçmeye de devam ediyor ama o isim, belirlenmiş değil henüz. Odaksa, filmin senaryosu ve yönetmeninin kim olacağına kaydı zamanla. Sancılı bir süreç vardı bu kez: Oscar’lı yönetmen Danny Boyle, ekibiyle gelip senaryoyu yeniden yazdı, yönetmenliği de üstlenecekti ama sonrasında “fikir ayrılıklarını” gerekçe göstererek projeden çekildi. Yapımcılarla filmin nasıl olacağına dair anlaşamamıştı Boyle. Yerini bir başka önemli isim Cary Joji Fukunaga aldı ardından. İş, senaryoyu “canlandırmaya” kalmıştı. Bunun için bizzat Daniel Craig devreye girdi, onun talebi ve yönlendirmesiyle son işi Killing Eve‘le harikalar yaratan Phoebe Waller-Bridge ekibe katıldı. Senaryo ekibi, son açıklamaya göre şu isimlerden oluşuyor: Waller-Bridge, Scott Z. Burns, Neal Purvis ve Robert Wade. Gelelim filmde “kötü adamı” kimin canlandıracağı bahsine: Kapısı çalınan ilk isim, Bohemian Rhapsody ile Oscar’a uzanan Rami Malek’ti. Malek istekliydi ama programının nasıl ayarlanacağı sorun oldu. Neyse ki devamını oku...
Cenk Çalışır’dan Yeni Polisiye: “Beria”

Cenk Çalışır’dan Yeni Polisiye: “Beria”

Cenk Çalışır’ın altıncı romanı Beria, geçen hafta raflardaki yerini aldı. Oğlak Yayınları’nın Maceraperest Kitaplar’ından çıkan kitap, Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınmak isteyen bir anne-kızın hikâyesini anlatıyor… Suriye’de köyüne yapılan bir baskında kocası öldürülen Aişe, kızı Beria’yı da alarak iç savaştan kaçar ve Türkiye’ye sığınmak ister. Aişe ve kızı, onları Yunanistan üzerinden Avrupa’ya götürebileceğini söyleyen insan tacirlerinin elinde yola koyulur. Eşini ve oğlunu otomobil kazasında kaybeden Komiser Harun ise yaşadığı travma nedeniyle hızla kilo alır ve malulen emekli edilir. Ailesinden sonra işini de kaybedince hayatla tüm bağları kopan Harun, intihar etmek üzere gittiği kayalıklarda sahile vuran bir insan bedeni görür. Denize düşen ve kıyıya sürüklenen Aişe’nin, kızı Beria’nın kaybı karşısındaki çaresizliğine ve acısına şahit olur. Oğlunun ölümü karşısında yapabileceği hiçbir şey olmayan Harun, başka çocuklar için bir umut olabileceği gerçeğini fark eder… Roman, mülteci dramına ışık tutuyor Trajik bir mülteci hikâyesinin ekseninde okuru dehşete düşüren insan halleriyle yüzleştiren Beria, Cenk Çalışır’ın altıncı romanı. 1967 yılında Balıkesir’de doğan Cenk Çalışır’ın ilk romanı Satranç Cinayetleri, 2010 yılında yayımlandı. Onu sırasıyla Zehr-i Katil, Oyun İçinde Oyun, Kan Yağmuru, Kilit Operasyonu romanları ve peş peşe yayımlanan iki ciltlik Her Temas Bir Öykü Bırakır öykü kitapları izledi…
Ilaria Tuti’nin Çoksatan Polisiyesi “Cehennem Çiçekleri” Türkçede

Ilaria Tuti’nin Çoksatan Polisiyesi “Cehennem Çiçekleri” Türkçede

İtalyan yazar IlariaTuti’nin 70 binden fazla satan kitabı Cehennem Çiçekleri, 14 dile çevrildikten sonra Türk okurla buluştu. Timaş Yayınları’nın alt markası Portakal Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan roman, şu soruyu soruyor okura: “Kendini tehdit altında hissettiği için öldüren bir hayvanın katil olduğunu söyleyebilir misiniz?” İtalyan Alplerinin ortasında, yaşlı ormanın içinde gözleri oyulmuş bir ceset bulunur. Bu, korkunç cinayetler serisinin ilki gibi görünür… Başkomiser Teresa Battaglia, 60’larının ortalarında, adli profil oluşturma konusunda hayli başarılı bir dedektiftir. Yıllar boyunca verdiği mücadeleler sonunda ekibindeki herkesin sarsılmaz saygısını kazanmıştır. Fakat bir gün ekibe yeni katılan genç dedektife güvenip güvenemeyeceğini kestiremez. Daha da kötüsü kendisine güvenebilecek midir? Hastalığı onu her an yarı yolda bırakabilir ve Teresa bu korkuyla hastalığına yenik düşmeden önce davayı çözmelidir. Peki hiç var olmamış birini bulmak için ne yapması gerekir? Aradığı kişi gerçekten bir katil midir? Okuru insan olmak üzerine düşündürüyor Cehennem Çiçekleri, bir polisiye olmasına rağmen okuru insan olmak, çocuk kalmak ve saflık üzerine düşünmeye sevk ediyor. Vanity Fair, roman için şu tespitte bulunmuş: “IlariaTuti’nin çıkış romanı, bir gerilim-polisiye ama bunun yolu ölümden ve gizemden geçmiyor; tam olarak hayatın içinden geçiyor.” Portakal Kitap etiketini taşıyan Cehennem Çiçekleri, Esma Fethiye Güçlü çevirisiyle raflarda… Cehennem Çiçekleri/Ilaria Tuti Portakal/35 TL
Gerçek Cinayetlerin Peşinde: 221B’nin 19. Sayısı Raflarda

Gerçek Cinayetlerin Peşinde: 221B’nin 19. Sayısı Raflarda

18. sayımızda gerçekten kurguya seri katilleri incelemiştik. Bu katillerin çoğu yakalandı ama hâlâ akıbeti bilinmeyenler de var tabii. İşte yeni sayımızda dedektiflik mesleğinin nasıl bir şey olduğunu ve suç soruşturmalarının gerçekte nasıl işlediğini irdelemeye çalıştık. 221B Dergi’nin 19. sayısı raflarda, buyurunuz… Dedektiflik kavramını geçmişte belirli bir tarihe sabitleyebilmenin imkânı yok. Kesin olarak bildiğimiz tek şey şu ki, tarihin, insanlığın ve toplumların gelişmesi ve değişmesiyle suç ve suçlu kavramı da değişti. Dolayısıyla bununla mücadele eden dedektifin de değişmesi ve evrilmesi gerekiyordu. 19. yüzyılda dedektiflerden beklenen şey, keskin gözlem yeteneği, sorgulama ve takip becerileriyle toplumsal düzeni sağlamalarıydı. Bilim ve teknolojiyle iç içe yaşadığımız modern zamanlara yaklaştıkça dedektifler, biliminsanlarının ve araştırmacıların yardımıyla suça karşı yürüttükleri mücadeleyi de mecburen geliştirdiler. Sonuçta, DNA teknolojisi bundan 100 yıl önce ortaya çıksaydı belki de Karındeşen Jack bugün olduğu kadar mit haline gelmeden yakalanacaktı. Polisin Karındeşen Jack konusunda hiçbir ilerleme kaydedemediğini gören 19. yüzyıl Londra halkı, bu katili ancak Sherlock Holmes’ün bulabileceğine inanıyordu. Çünkü Holmes; mantığı, bilimi ve teknolojiyi kullanan yeni model bir dedektifti. Bu nedenle gerçek dedektiflerin de bu standartlara gelme çabası yavaş yavaş kendini gösterecekti. Sherlock Holmes, kurgu sözkonusu olduğunda insanlık tarihinin ileri gittiği son noktaya kadar dedektiflerin dedektifi olarak kalmaya devam edecek. David Lynch sineması devamını oku...