Volker Kutscher’den Komiser Rath Serisinin Üçüncü Romanı: “Goldstein”

Volker Kutscher’den Komiser Rath Serisinin Üçüncü Romanı: “Goldstein”

Yine İletişim Yayınları etiketiyle çıkan Islak Balık ve Sessiz Ölüm romanlarıyla beğeni kazanan Alman polisiyeci Volker Kutscher, Komiser Rath serisinin üçüncü kitabı Goldstein ile bir kez daha Türk okurun karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Cem Sey’in dilimize kazandırdığı romanda Berlin’i karıştıran Amerikalı bir gangsterin hikâyesi anlatılırken, Nazilerin adım adım yükselişi de tüm çıplaklığıyla ortaya konuyor… Amerikalı bir gangster, Komiser Rath’ı Berlin’in yeraltı dünyasının tam ortasına sokmakla kalmıyor, bir de uluslararası mafya işlerine karıştırıyor. Çok boyutlu, karmaşık bir entrika. Fonda ekonomik buhranın yıkımı ve Nazilerin yükselişi… Küçük suçlar âleminin çocuk hırsızlarından boy boy mafyaya, uluslararası suç bağlantılarına ve ırkçı şiddete uzanan bir roman Goldstein. Babylon Berlin TV uyarlamasıyla uluslararası şöhret kazanan Komiser Rath dizisinin üçüncü romanı, sert bir polisiye… “Babylon Berlin” ile uluslararası arenada 1962 doğumlu Volker Kutscher, Alman dili ve edebiyatı, felsefe ve tarih öğrenimi gördü. Gazetecilik yaptı. İlk polisiye romanını 1995’te Christian Schnalke ile beraber yazdı, bunu biri yine aynı yazarla ortak olmak üzere iki roman izledi. Tanınmasını sağlayan, 2007 tarihli Islak Balık oldu. Islak Balık 2017’de, bu kitabın kahramanı Gereon Rath’ın ikinci vakasını ele alan Sessiz Ölüm ise bir yıl sonrasında İletişim Yayınları’ndan çıktı. Komiser Rath’ın vakalarına dayanarak çekilen Babylon Berlin adlı dizi, dünya çapında ün kazandı. Serbest yazar olarak Köln’de yaşıyor… Goldstein/Volker devamını oku...
Mehmet Eroğlu’dan Bir Polisiye Roman: “İyi Adamın On Günü”

Mehmet Eroğlu’dan Bir Polisiye Roman: “İyi Adamın On Günü”

İlk romanı Issızlığın Ortası‘nda ile ilk ödülünü almasının kırkıncı yılında Mehmet Eroğlu’dan polisiye bir roman geldi. İletişim Yayınları’ndan çıkan İyi Adamın On Günü, yalanlar, hazlar ve esrarengiz cinayetlerle örülü şaşırtıcı bir okuma vaadi sunuyor… Dört kadın ve bir adam… Kadınlardan en alımlısı ona ihanet etti, en zengini ondan çetrefil bir bilmece çözmesini istedi, en kurnazı labirentten çıkışı gösterdi, en seveceniyse hayatını hiç olmadığı kadar güzelleştirdi… On günde olup biten bir muamma… Kayıp bir meleğin peşine düşen herkes tarafından “iyi bir adam” olarak bilinen eski avukat Sadık’ın hafiyelik ve hayatındaki kadınlarla yüzleşme hikâyesi… İyi Adamın On Günü için, Mehmet Eroğlu’nun bugüne kadar yazdıkları arasında farklı bir noktada duruyor diyebiliriz ama çok katmanlı kurgusu diğerleriyle aynı. Yalanlarla, hazlarla ve esrarengiz cinayetlerle örülü şaşırtıcı bir polisiye İyi Adamın On Günü… Mehmet Eroğlu kimdir? 1948’de İzmir’de dünyaya gelen Mehmet Eroğlu, 12 Mart Muhtırası’nın gadrine uğramış isimlerden. O dönemde 6 yıl hapis cezası alan Eroğlu, 1974 genel affıyla tahliye edildikten sonra yazmaya başladı. İlk romanı Issızlığın Ortası, 1979 Milliyet Roman Ödülü’ne değer görüldü ama solcu ve antimilitarist unsurlar taşıdığı gerekçesiyle 12 Eylül Cuntası’nın baskısı yüzünden roman, ancak 1984 yılında yayımlanabildi. Issızlığın Ortası‘nı her biri siyasi roman geleneğinin usta işi eserlerinden Geç Kalmış Ölü, Yarım Kalan devamını oku...
Stephen King İmzalı “Hayatı Emen Karanlık”, Yeni Çevirisiyle Raflarda

Stephen King İmzalı “Hayatı Emen Karanlık”, Yeni Çevirisiyle Raflarda

Korku-gerilim üstadı Stephen King’in 1989 tarihli romanı Hayatı Emen Karanlık, Esat Ören imzalı yenilenmiş çevirisi, kapağı ve tam metniyle yeniden raflarda. Altın Kitaplar etiketiyle çıkan roman, sıradışı olay kurgusuyla dikkat çekiyor… Thad Beaumont, yıllarca George Stark takma adını kullanarak romanlar yazdı, şöhret ve para kazandı, kitapları çoksatanlar listelerine girdi ama bir gün bu takma adın ifşa edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, yıllardır istediği şeyi yapıp gerçeği kamuoyuna açıkladı. Popüler bir dergiye verdiği röportajla Stark’ın cenaze törenini düzenledi. Artık George Stark yoktu. Thad, bir daha bu isimle kitap yazmayacaktı. Ne var ki, Stark’ın “öldürülmesinde” katkısı olan kişiler, birer birer cinayete kurban gitmeye başlayınca bunun o kadar da kolay olmayacağı ortaya çıktı. Thad Beaumont’un hayatında bir şeyler fena halde ters gitmeye başlamış, kâbuslar geri dönmüştü. Ve serçeler yine uçmaya başlamıştı… Yayımlandığı tarihten hemen sonra bir klasiğe dönüşüp sinemaya da uyarlanan Hayatı Emen Karanlık‘ın özeti kısaca böyle… Hepsi dünya çapında çoksatanlar listesine giren 50’den fazla roman kaleme alan Stephen King, çağımızın en büyük korku-gerilim yazarı olarak anılıyor… Hayatı Emen Karanlık/Stephen King Altın Kitaplar/38 TL
Capitol’de Düzenlenen Türkiye’nin İlk Sherlock Holmes Gecesine Büyük İlgi

Capitol’de Düzenlenen Türkiye’nin İlk Sherlock Holmes Gecesine Büyük İlgi

Doğum günü bilinen tek kurgu karakter Sherlock Holmes’ün 165. yaşı, Capitol’de özel bir geceyle kutlandı. Dergimiz 221B’nin işbirliğiyle düzenlenen gecede Capitol Spectrum Sineması’nda buluşan davetliler, polisiyeyle dolu bir gece yaşadı… Dünyanın en çok okunan, en meşhur dedektifi; sinemaya ve diziye en çok uyarlanan kurgu karakter Sherlock Holmes’ün doğum günü, 6 Ocak. Biraz gecikmeyle de olsa dergimize ilham veren dedektifi, 165. yaş gününde polisiye yazarları, oyuncular, gazetecilerin davetli olduğu seçkin bir toplulukla anmak istedik. Celil Oker’den Ayşe Erbulak Özgürdal’a, Cenk Çalışır’dan Esra Türkekul’a, Çağatay Yaşmut’tan Nuray Atacık’a, Güneri Civaoğlu’ndan İpek Durkal’a, İzzet Öz’den Aykut Gürel’e, Hande Kazanova’dan Dilara Koçak’a onlarca ismin katıldığı gece, polisiye tutkunlarının unutamayacağı bir atmosferde geçti. Sherlock Holmes 165 yaşında Tüm zamanların en tanınmış dedektifi hakkındaki çalışmalarıyla tanınan dergimizin editörlerinden Fulya Turhan’ın “İsmim, Sherlock Holmes. Adresim 221B Baker Street” konulu söyleşisiyle açılan gecede 1984 tarihli The Adventures of Sherlock Holmes filmi de ilgiyle izlendi. Katil Kim? Dedektifimize ait tüm ayrıntıların titizlikle düşünüldüğü partide davetliler, Bay Holmes’ün etkinlik alanına kurulan odasında keşfe çıktılar. Çalışma masasından özel eşyalarının kullanımına kadar her deneyimi yaşayan davetliler, onun sevdiği yemeklerin tadına baktı. Gecenin büyük sürpriziyse, Fulya Turhan’la yayın yönetmenimiz Özlem Özdemir’in senaryosunu yazdığı Çok basit, sevgili dostum Watson! adlı “Katil Kim?” oyunuydu. Davetliler, devamını oku...
Nuray Atacık’tan İkinci Polisiye: “Bukalemun”

Nuray Atacık’tan İkinci Polisiye: “Bukalemun”

İlk romanı Fener Balığı ile övgü alan Nuray Atacık, ikinci polisiyesi Bukalemun‘la okurun karşısında. Oğlak Maceraperest Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini alan roman, heyecanlı bir okuma vaadi sunuyor… Büyükannesinin her biri hayata dokunan masallarıyla büyümüş kız çocuğu… Akrabalarının sevgisi ve nefreti arasında kalmış genç kadın… Dokunulmaktan hoşlanmayan bilgisayar kurdu genç adam… Evinde beslediği tuhaf yaratıkla bağ kuran bir bilgisayar korsanı… Aile bireylerinden yalnızca birini sevmek için seçen baba… İdeolojileri uğruna insanları gözlerini kırpmadan öldürebilen teşkilat mensupları… Ve tüm bunların ekseninde görevine tutkuyla bağlı emniyet amiri… İlk romanı Fener Balığı vesilesiyle dergimizde konuk ettiğimiz Nuray Atacık, okurunu çok bekletmedi. Yazar, ilk romanda olduğu gibi yine sürükleyici, hızlı bir polisiyeye imza atmış. Bukalemun, Oğlak Maceraperest Kitaplar etiketiyle tüm kitapçılarda… Bukalemun/Nuray Atacık Oğlak Maceraperest Kitaplar/42 TL
Matthew FitzSimmons’ın İlk Romanı “Son Düşüş”, Türkçe’de

Matthew FitzSimmons’ın İlk Romanı “Son Düşüş”, Türkçe’de

Matthew FitzSimmons’ın ilk romanı Son Düşüş, Sezer Soner’in çevirisiyle Türkçe’ye kazandırıldı. Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini alan polisiye/gerilim türündeki kitap, Gibson Vaughn’lı serinin başlangıcına işaret ediyor… Son Düşüş, aile bağları, dostluk ve sadakatle şekillenen heyecanlı bir okuma vaadi sunuyor. Matthew FitzSimmons’ın ilk romanının konusu kısaca şöyle: ABD başkanlık seçimlerinin en güçlü adayı Başkan Yardımcısı Benjamin Lombard’ın kızı Suzanne, bir sabah ardında hiç iz bırakmadan ortadan kaybolur. ABD’nin en önemli kayıp vakalarından biri haline gelen bu olay, ülke çapında büyük yankı uyandırır. Herkesin sorduğu tek soru, bu vakanın yaklaşan seçimlerle nasıl bir bağlantısı olduğudur. Tüm güvenlik kurumları teyakkuza geçer, kapsamlı bir soruşturma ve geniş çaplı bir arama çalışması başlatılır fakat tüm çabalar sonuçsuz kalır. Ta ki 10 yıl sonra, genç kızın kayboluşunun yıldönümünde önemli ipuçlarına ulaşılana kadar… Bu yeni gelişme üzerine, Suzanne’i en iyi tanıyan kişiye; genç kızın yakın arkadaşı Gibson Vaughn’a başvurulur. Siyasi entrikalarla ve karmaşık olaylarla örülmüş bir hayatın sır perdesi aralanırken Vaughn, Suzanne’in ortadan kayboluşunun ardındaki gizemi ortaya çıkaramaya çalışır… Son Düşüş, Matthew FitzSimmons’ın ilk romanı. ABD’li yazar, çoksatanlar listesine giren romanın devamında yine Gibson Vaughn’lı üç kitap daha kaleme aldı, hatırlatalım… Son Düşüş/Matthew FitzSimmons Altın Kitaplar/35 TL
Ayşe Kara’dan İstanbul, Bizans ve Osmanlı’ya Dair Farklı Bir Roman: “İstanbul’un Çağrısı”

Ayşe Kara’dan İstanbul, Bizans ve Osmanlı’ya Dair Farklı Bir Roman: “İstanbul’un Çağrısı”

İlk romanı Lâ’l ile 2010 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nin Yılın Romanı Ödülü’nü alan Ayşe Kara, bu kez İstanbul’un Çağrısı ile okuruyla buluştu. Timaş Yayınları etiketiyle çıkan roman, İstanbul’un fethinin hemen öncesine dair farklı ve çarpıcı bir öykü anlatıyor… Sultan Mehmed’in rüyası. İmparator Konstantin’in ve Bizans’ın son sığınağı. Peygamber sözüyle müjdelenen, İsa’nın ve Meryem’in himayesinde olduğuna inanılan, uğruna candan geçilen şehir. Erguvan renkli tüllerle bezenmiş davetkâr güzel. İstanbul… Ayşe Kara, son romanı İstanbul’un Çağrısı‘nda İstanbul’u konuşturuyor. Şehrin dile geldiği roman, zengin karakterleri ve olay örgüsüyle çok katmanlı bir tarihi roman kurgusu sunuyor. Sultan Mehmed’den Konstantin’e, Anna’dan Ak Şeyh’e, Celep Munzur’dan Burunsuz Gregoryus’a pek çok farklı karakter, girip çıkıyor öyküye… İstanbul, dile geliyor Bir yanda bin yıllık başkentlerini kaybetme ihtimalini ilk kez bu kadar derinden hisseden Bizanslılar, bir yanda her şeyi göze almış Türkler… Ve Osmanlı ordugâhında peş peşe işlenen cinayetler, esrarengiz bir katil… Bir Bizans oyunu mu bu? Yoksa Sultan Mehmed’in hiç beklemediği yerden gelecek bir hesaplaşma mı? Bir şehri korumak ya da fethetmek için ne gerekir sorusu hep zihinlerde… Ayşe Kara’dan karakterleri, kurgusu, tarihi atmosferi, incelikle işlenmiş ayrıntılarıyla İstanbul’a, Bizans’a ve Osmanlı’ya dair farklı bir roman; İstanbul’un Çağrısı… İstanbul’un Çağrısı/Ayşe Kara Timaş Yayınları/32,5 TL
221B Dergi’nin 18. Sayısı Çıktı

221B Dergi’nin 18. Sayısı Çıktı

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, 18. sayısıyla 3. yılını doldurdu. Yeni sayımızın kapak konusu, “Gerçek Seri Katiller”… Bu sayımızda ne var, ne yok, birlikte bakalım mı? Karındeşen Jack, Zodyak, Locusta, Aileen Wuornos, Bela Kiss… Listeye pek çok isim eklenebilir. Bu isimlerin ortak noktaları, kurgu karakterler değil gerçek seri katiller olmaları. İşte 18. sayımızın dosyasını bu konu oluşturuyor. Fulya Turhan, Karındeşen Jack’in hâlâ gizemini koruyan tarihini ve Patricia Cornwell’in Karındeşen Jack’in kim olduğunu tespit etmek için yıllardır yaptığı ayrıntılı çalışmaları yazdı. Batuhan Cantürk, From Hell çizgi romanı bağlamında Karındeşen’le ilgili diğer ihtimallerin peşine düştü. Yakalanamayan gerçek seri katil denilince akla gelen diğer isim; Zodyak. Saniye Çancı Çalışaneller, Zodyak’ın izini sürdü; ilk cinayetten soruşturmanın yıllar içinde hangi noktaya geldiğini, hatta yapay zekânın Zodyak’ın kim olduğunu bulup bulamayacağını derinlemesine inceledi. Ratcliffe Yolu Cinayetleri, yine ilginç konulardan biri. Berkem Sağlam, cinayetlerden sorumlu tutularak idam edilen John Williams’ın masumiyetinin o dönemde ve bugün nasıl tartışıldığını yazdı. Oytun Özgür, belki de çok azımızın hâkim olduğu seri katillere odaklandı: İlkçağdan günümüze onlarca romana, filme konu olan Fransa’daki seri katiller… Ercan Akbay, kim olduğu bilinen ama asla yakalanamayan, yakalansa da bir şekilde firar eden gerçek seri katilleri yazdı. Özel röportajlar, derinlikli analiz ve yazılar… Bu devamını oku...
80’lerden Günümüze İspanyol Polisiye Edebiyatı I Melike Yazıcı Çangur

80’lerden Günümüze İspanyol Polisiye Edebiyatı I Melike Yazıcı Çangur

1975’te Franco’nun ölümüyle 39 yıllık dikta rejimi son bulur, sansür ortadan kalkar. İspanya, bir geçiş dönemine girer. Yıllarca sansür korkusuyla bastırılan düşünceler polisiye roman, kara roman ve dedektif romanlarıyla özgürce ifade edilmeye başlanır. Yıllarca dimenovel (on paralık) bir tür olarak görülen polisiye romanın şahlandığı dönem olur 80’ler. Öncesi ve sonrasıyla İspanyol polisiye edebiyatına bakıyoruz… İspanyol yazınında uzun yıllar boyunca değer görmeyen polisiye roman, başlangıcından günümüze birçok aşamadan geçmiş, kendini edebiyat eleştirmenlerine kabul ettirmenin ne denli zor olduğunu görmüş ama asla yılmamıştır. 1889 yılında Benito Pérez Galdós’un (1843-1920) kaleme aldığı ilk polisiye roman La incógnita (Bilinmeyen), İspanyol okurlar üzerinde büyük bir etki yaratmış ve 1960’lı yılların sonuna doğru bu tür, İspanya’daki ihtişamlı günlerine veda etmiştir. Polisiye roman yerini kara romana bırakır ve 70’li yıllarda ABD’nin önemli kara roman yazarları Raymond Chandler ve Dashiel Hammet’ın çevirileri okunmaya başlanır. Kara romanın temelleri atılıyor Francisco García Pavón (1918-1989), yarattığı kahramanlar Plinio ve yardımcısı Don Lotario’nun yer aldığı roman ve öyküleriyle 1953-1985 yılları arasında İspanyol kara romanının temellerini atmıştır. Suçluyu büyük bir kararlılıkla ve dudağından düşmeyen sigarasıyla takip eden Plinio lakaplı Emniyet Amiri Manuel Gonzalez ve veteriner olan yardımcısı Don Lotario karakterleri, İspanyol yazınının kara roman türündeki özgün birer örneği haline gelmiştir. Pepe Carvalho ve devamını oku...
Dylan Dog: Kâbuslar Dedektifinin Olağanüstü Maceraları I Batuhan Cantürk

Dylan Dog: Kâbuslar Dedektifinin Olağanüstü Maceraları I Batuhan Cantürk

Günümüz Londra’sında özel dedektiflik yapan eski polis Dylan Dog’un, yaşadığı gerçeklikle ruh hali arasında garip bir çelişki vardır. Genç ve yakışıklıdır, neredeyse haftada bir sevgili değiştirir, severek yaptığı bir işi vardır. Groucho gibi, ölüyü bile diriltebilecek neşeli bir dosta sahiptir. Tüm bunlara rağmen ebedi bir depresif, katıksız bir nevrotiktir. Oidipus kompleksine, Peter Pan sendromuna sahiptir. Büyüme korkusu ve materyalist dünyaya uyum sağlayamama anksiyetesi yaşar. Bu anksiyete nedeniyle işi intihar krizlerine kadar vardırır. Ölüme kalmayacaktır bu dünya, Çırılçıplak ölüler Aydaki rüzgârdaki adamdan olacaktır; Kemikleri tertemiz, Ve tertemiz kemikleri yok olduğunda, Yıldızlardan olacaktır, ayakları, dirsekleri; Akılları başlarında olacaktır delirseler de, Denizlere batsalar yükseleceklerdir yine; Yok olsa da sevgililer sevgi yok olmayacaktır Ölüme kalmayacaktır bu dünya… Dylan Thomas (Çev. Bülent Ecevit) Bonelli’nin Mister No ve Ken Parker‘dan sonraki üçüncü ama en popüler antikahramanı Dylan Dog, yayın hayatına başladığı 1986 yılından itibaren Tex ile birlikte İtalya’nın en çok satan çizgi romanı haline gelmiştir. Yaratıcısı Sclavi’ye bu garip adı nereden bulduğu sorulduğunda, “Dog adını hiç okumadığım, sadece kitapçı vitrininde gördüğüm bir Mickey Spillane kitabı olan ‘Dog son of…’tan esinlendim, Dylan ise her zaman hayran olduğum şair, Dylan Thomas’tan gelmektedir,” açıklamasını yapmıştı. Bir horror opera olarak tanımlanabilecek Dylan Dog, köklerini İtalyan korku sinemasından alır. Bununla birlikte devamını oku...