Sosyal Roman Olarak Polisiye ve Gore Vidal

/
13 dakikalık okuma

Polisiye romanın popülerliği arttıkça üstlendiği misyon da tartışma konusu olmaya devam ediyor. 221B’nin Mayıs-Haziran sayısında Sayın Erol Üyepazarcı, Ahmet Ümit’in son romanı Kırlangıç Çığlığı’nı sosyal roman bağlamında tartışarak Ümit’in romanlarının toplumsal sorunlara nasıl “neşter vurduğu”nu irdeliyor.

Üyepazarcı’nın da ifade ettiği gibi Ümit, “okurunu rahatlatmak istemez çünkü gerçek, rahatlatıcı değildir” ve “dünyada tedirginlik varsa okur da bu tedirginliği hissetmelidir”. Dolayısıyla Üyepazarcı, Ümit’in polisiyelerinin okur için bir kaçış, bir “rahatlama” diyarı olmadığını vurguluyor. Daha da önemlisi bu romanların okurun gerçeklikle yüzleşmek durumunda kaldığı bir mecra olduğunu dile getiriyor.

Üyepazarcı’nın söylediklerine katılmamak mümkün değil ve bu söylemin izlerinin 1950’ler Amerika’sında da sürülebileceği kanaatindeyim. Hatta bu bağlamda, ilk bakışta hiç de ciddi görünmeyen bir polisiye romanın, gerçekçi ve ciddi bir gelişme romanının (1) amacını yerine getirebileceğini düşünüyorum. Şöyle ki:

Tarih ve tarih yazımını konu edinen ciddi ve politik romanları, düzyazı ve senaryoları ile tanınan Amerikalı yazar Gore Vidal (1925-2012) 1948’de The City and the Pillar (Kent ve Tuz) (2) başlıklı romanını görücüye çıkarmıştır. Roman, iki genç erkek arasındaki aşk ilişkisini konu edinir ve bu roman Vidal’in başını epeyce ağrıtır. Örneğin The New York Times, Vidal’in bundan sonra yayımladığı sekiz kitabını incelemeyi ve tanıtmayı reddetmiştir.

Dönemin politik ve kültürel atmosferi, erkeğin erkeksiliği, yiğitliği, mertliği gibi ataerkil düzenin erkeğe atfettiği niteliklerin mutlak surette vurgulanmasını gerektirdiği için Vidal’in iki erkeğin ilişkisini anlatan romanı birilerinin canını sıkar. Eleştirmen Donald E. Pease’in de dediği gibi bu, Amerikan kültürüne karşı işlenmiş bir suç gibi değerlendirilmiş ve Vidal ana akım edebiyat çevresinden de dışlanmıştır.

Peki, Vidal Kent ve Tuz’u neden yazmıştı? Kitabın yayımlanmasından yıllar sonra yapılan bir söyleşide Vidal bu soruyu, insanlara gerçeği söylemenin zamanı gelmişti, diyerek cevaplıyor.

Okura gerçeği söyleme arzusu, kendi kelimeleriyle söyleyecek olursak Vidal’in özgür bir ülkede sansürle yüz yüze gelmesine neden olur. Bu süreçte Vidal yazdıklarını yayımlamaya devam edebilmek için çareler ararken yayın dünyasından bir arkadaşı, Vidal’e ya takma isim kullanmasını ya da başka bir yazı türü denemesini tavsiye eder (Wiener 107).

Vidal iki tavsiyeye de uyar ve 1950’lerde Edgar Box adıyla Death in the Fifth Position (1952), Death Before Bedtime (1953) ve Death Likes It Hot (1954) başlıklı polisiye romanları yayımlar. Romanlar cinsellik, politika ve sosyal konulara dair eleştirel bir duruş sergiler. Ayrıca takma isim kullanımı Vidal’in önündeki sansür engelini de aşmasını sağlar.

Polisiye yazmak ve takma isim kullanmak sıradışı görünmeyebilir ancak benim açımdan kafa kurcalayıcı olan soru tam da burada tezahür ediyor: Vidal için takma isim kullanmak sansürden kaçmak için yeterli olabilirdi. Yani herhangi bir takma isimle herhangi bir türde yazmaya devam edebilirdi fakat o polisiyeyi tercih etti. Peki ama neden?

Bu sorunun cevabı yazının başında bahsi geçen, polisiyenin sosyal roman gibi bir işlev kazanmasıyla ilgilidir. Polisiyenin sosyal roman işlevlerini kazanması polisiye türünün doğasından kaynaklanmaktadır aslında. Eleştirmen John G. Cawelti’nin belirttiği gibi polisiye, içinde huzur bozucu, yıkıcı unsurlar barındırır ki bu da türün babası sayılan Edgar Allan Poe’nun türün yaratımı sürecinde akılcılığı ve dekadanı muğlak bir şekilde karıştırıp sentezlemesiyle özdeşleştirilir. Dolayısıyla polisiye romanlar, okurun kavramakta/anlamakta zorluk çektiği olay ve olguları barındırabilir.

Bu noktada şunu söylemek mümkün: Kent ve Tuz gerçekçi ve ciddi bir gelişme romanı olarak eşcinsel ilişkiyi konu edindiği için 1948 Amerika’sında ağır şekilde kınanmıştır. Ama böyle bir ilişki bir polisiyede rahatça konuşulabilirdi çünkü polisiye, yukarıda da belirtildiği gibi çeşitli sıradışı durumlara açık bir türdür. Bunun örneği de Vidal’in 1952’de yayımladığı Death in the Fifth Position’dır. (3)

Kent ve Tuz ile Death in the Fifth Position’daki karakterlerin eşcinsellik durumuna yaklaşımları bu savı destekler niteliktedir. Kent ve Tuz’da romanın ana karakteri olan Jim Willard’ın eşcinsel olup olmadığını sorgulamasına, eşcinsel olduğunu inkâr etmesine, iç çelişkilerine ve zaman içinde cinsel kimliğiyle uzlaşmaya çalışmasına şahit oluruz.

Öte yandan Death in the Fifth Position’da Louis Graud isimli eşcinsel karakterin cinsel kimliğini kimseden saklamadığını, bunun hakkında rahatça konuşabildiğini ve cinsel kimliğiyle barışık olduğunu görürüz. Graud, erkek arkadaşlarıyla ilişkilerini ve beklentilerini romanın ana kahramanı olan Peter Sargeant’a hiçbir çekince duymadan anlatabilmektedir.

Dolayısıyla bir polisiye roman olan Death in the Fifth Position Vidal’in Kent ve Tuz’dan sonra susturulan sesi olmuş gibidir. Vidal bu romanıyla parmak basmak istediği gerçekliği okura sunmaktadır.

Polisiye türünün sosyal romanın işlevlerini kazanmasında etkili olan bir başka özelliğiyse dedektife atfedilen roldür. Eleştirmen Susan Rowland’a göre, özellikle Altın Çağ polisiye yazarları romanlarında gizemi çözen ve okurun algısını düzenleyen bir dedektif karakterine bağlı kalmışlardır.

Death in the Fifth Position’da hikâyenin anlatıcısı, ana karakterimiz ve aynı zamanda da tesadüfi dedektifimiz Sargeant’tır. 1950’ler New York’unda geçen hikâyede, halkla ilişkiler uzmanı Sargeant’ın reklam ve tanıtım işlerini yaptığı bale kumpanyasında bir cinayet işlenir ve Sargeant sevgilisinin suçsuzluğunu kanıtlayabilmek için katilin peşinden koşan bir dedektife dönüşür.

Hikâye anlatıcısı olarak Sargeant, kelimenin tam anlamıyla hikâyeyi kontrol eden karakterdir ve okurun algısına şekil veren de odur. Bu noktada Sargeant’ın farklı cinsel yönelimlere karşı hoşgörülü bir karakter olarak temsil edilmesi önem arz etmektedir çünkü Sargeant eşcinsellik gibi tartışmalı konularda tolerans ve anlayış gerekliliğini vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra Timothy Prchal’ın da dediği gibi, polisiye romanlarda dedektif okurun özdeşleşebileceği, taklit edebileceği bir nesne, bir ideal benlik olarak vardır.

Dolayısıyla Sargeant’ın farklı cinsel konuları kabullenmekte esnek ve değişim ruhunu kabullenir nitelikte bir portre çizmesi, okurun bu tip tartışmalı konularla ilgili duygudaşlık becerilerini hedeflemektedir denebilir. Yani Sargeant, tam da Ahmet Ümit’in Başkomser Nevzat’ı gibi okurun vicdanı olur. Bir taraftan var olan ama baş edilmesi zor toplumsal sıkıntıları deşerken bir taraftan da çözüme gidebilecek yollara ışık tutar.

Sonuç olarak polisiye aslında okur için bir kaçış veya rahatlama romanı olmanın ötesine geçmiştir. Polisiye, okurun aşina olmadığı, yabancılaştırıldığı dünyaları deneyimleyip sindirmeye çalıştığı çokkültürlü ve katmanlı bir coğrafyadır. Bazı yazarlar içinse Vidal’in durumunda olduğu gibi, polisiye bir kaçıştır belki. Ama bu kaçış, üretebilmek için güvenli bir liman arayışıdır ki bu da polisiye romanın sayfalarıdır.

Gore Vidal gibi nice yazar bu güvenli limandan avaz avaz bağırmaktadır ve bu, günümüzde sosyal romanın işlevlerini üstlenmiş bulunan polisiye yazını için kayda değer bir durumdur.

Kaynakça
Cawelti, John G. “Canonization, Modern Literature, and the Detective Story.” Theory and Practice of Classic Detective Fiction. Ed. Jerome H. Delamater ve Ruth Prigozy. Westport: Greenwood, 1997, ss. 5-15.
Pease, Donald E. “America and the Vidal Chronicles.” Gore Vidal: Writer Against the Grain. Ed. Jay Parini. New York: Columbia UP, 1992, ss. 247-77.
Prchal, Timothy. “An Ideal Helpmate: The Detective Character as (Fictional) Object and Ideal Imago.” Theory and Practice of Classic Detective Fiction. Ed. Jerome H. Delamater ve Ruth Prigozy. Westport: Greenwood, 1997, ss. 29-37.
Rowland, Susan. “The ‘Classical’ Model of the Golden Age.” A Companion to Crime Fiction. Ed. Charles Rzepkave Lee Horsley. Chichester: Wiley-Blackwell, 2010, ss. 117-27.
Üyepazarcı, Erol. “Ahmet Ümit’in Son Romanı: Kırlangıç Çığlığı.” 221B 15 (Mayıs-Haziran 2018): 22-23.
Vidal, Gore. “Gore Vidal-The City and the Pillar.”Melvyn Bragg’ın Gore Vidal ile YaptığıSöyleşi. 1 Ağustos 2012, www.youtube.com/watch?v=Hw8yO0Y4It4. Erişim 27 Haziran 2018.
Wiener, Jon. “The Scholar Squirrels and the National Security Scare: An Interview with Gore Vidal.” Conversations with Gore Vidal. Ed. Richard Peabody ve Lucinda Ebersole. Jackson: UP of Mississippi, 2005, ss. 100-26.
Notlar
1) Coming of age novel ya da bildungsroman; ana karakterin çocukluktan yetişkinliğe gelişimini anlatan roman türü.
2) Türkçeye Fatih Özgüven tarafından çevrilmiştir. Roman yazı boyunca Türkçe başlığı ile anılacaktır.
3) Death in the Fifth Position henüz Türkçeye çevrilmemiştir. Dolayısıyla yazı boyunca romanın özgün başlığı kullanılmaya devam edilecektir.
Saniye Çancı Çalışaneller’in yazısı 221B’nin 16. sayısında yayımlanmıştır. 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

2020 Edgar Ödülleri Kazananları Açıklandı

Sonraki Hikaye

ITW Thriller Ödülleri'nin Finalistleri Açıklandı

En Son Yazılar