Sherlock Holmes evreni bu kez dedektifin gençlik yıllarına odaklanan yeni bir uyarlamayla genişliyor. Genç Sherlock, efsanevi dedektifin henüz şekillenmekte olan zekâsını ve ilk büyük gizemleriyle karşılaşmasını konu alıyor.
Dizinin başrol oyuncusu Hero Fiennes Tiffin, yönetmen Guy Ritchie ve Moriarty karakterine hayat veren Dónal Finn yeni dizinin Sherlock mitolojisine nasıl yaklaştığını, karakterlerin kökenlerini ve bu evreni yeniden kurma sürecini anlatıyor.
Guy Ritchie söze Sherlock Holmes uyarlamalarının neden hep ilgiyle takip edildiğini açıklamakla başlıyor: “Sherlock Holmes öyle bir şey ki ondan bıkmak mümkün değil. Şahsen ben bu dünyada epey vakit geçirdim ama bıkmak mümkün değil. Elinizde zekâ ve aksiyon açısından kusursuz bir birleşim var. Benim aklıma onun gibisi gelmiyor. Sinema ve edebiyat tarihinde o birleşime sahip, tam olarak onun gibi kimse yok. Yani bence hikâye kendisini her daim yeniden inşa edebilme yetisine sahip. Sherlock’un saklı özü bu işte. Özellikle de bu dizide çünkü bu bir başlangıç hikâyesi. Daha önce Sherlock’un kökenine inen kimse oldu mu bilmiyorum.”
Yönetmen yeni bir Sherlock uyarlaması yaparken dikkat ettiği noktayı şöyle açıklıyor: “Daha önce görülmemiş bir şey olması gerek. Bu dizide de onu çekici kılacak benzersiz noktalar olduğunu umuyorum.”

Genç Sherlock’u canlandıran Hero Fiennes Tiffin, Sherlock’a küçüklüğünden beri hayran olduğunu ama ünlü dedektifi oynamayı hiç beklemediğini anlatıyor. “Bu benim için büyük bir onur ve ayrıcalık. Hayalini dahi ettiğimi bilmediğim bir rüyam gerçek oldu.”
Köken hikâyelerinin hâlihazırda ilgi çekici olduğunu aktaran Tiffin genç Sherlock’u oynamakla ilgili olarak, “Seyirciler Sherlock karakterinden hiçbir zaman bıkmayacak ama küçük bir farklılık katmanın kıymetli olduğunu düşünüyorum,” diyor.
Dizinin izleyenlerin kelime haznesini geliştireceğini de söyleyen Tiffin, “Guy, bize anlamına Google’dan bakmam gereken pek çok replik verdi,” diye ekliyor.

Sherlock’un en büyük düşmanı Moriarty’nin gençliğini canlandıran Dónal Finn ise dizide iki karakterin çok iyi arkadaş olduğunu ama “Sherlock hikâyesine aşinaysanız bu öykünün bir noktada nasıl bitmesi gerektiğini biliyorsunuzdur,” diyerek ikilinin arkadaşlığını izlemeyi Titanik’i izlemeye benzetiyor.
Arkadaşlıklarını canlandırırken kendilerine örnek olarak Butch Cassidy and the Sundance Kid‘deki Paul Newman ve Robert Redford’ın verildiğini söyleyen Finn, bu dostluğu örnek almaktan büyük bir zevk duyduğunu aktarıyor. İrlandalıların zor günlerden geçtiği bir dönemde İrlandalı bir karakteri oynamanın harika olduğunu da ekliyor.
Arkadaşlıklarıyla ilgili olarak, “Mesele o kıvrak zekâ. Oynadıkları o masa tenisi. Devamlı zihinsel bir masa tenisi oynuyorlar,” diyor.
Karaktere girmek için dinlediği şarkılara örnek olarak da Fontaines D.C.’den “Liberty Bell”i ve Lankum’dan “The Rocky Road to Dublin”i veriyor. Dönemin şarkılarını dinlemenin sette geçirdikleri günlere bir haylazlık havası kattığını da ekliyor.
Genç Sherlock dizisi şimdi Prime Video’da yayında.





