Kaosu Okumak: Görmekle Fark Etmek Arasında

/
5 dakikada oku

Yazı: Alara Beykan

Gündelik hayat çoğu zaman gördüklerimizin toplamı gibi ilerler. Aynı sokaklar, aynı yüzler, aynı yollar… Oysa gördüklerimiz, fark ettiğimiz şeyler değildir. Belki de mesele, orada neyin olduğu değil, bizim neye baktığımızdadır.

Günay Gafur’un Kaos Oyunları dizisinin ilk kitabı Kelebek Etkisi, tam olarak bu “bakma” ve “görme” arasındaki farkı merkezine alıyor.

Günışığı Kitaplığı’nın 30. yılına özel Gizemli Maceralar koleksiyonunda yayımlanan roman, çocukların aynı sitede kendilerine ait bir oyun yaratmalarıyla başlıyor. Çevrelerinde dikkatlerini çeken tuhaf olayları listelemeleri, başlangıçta kişisel meraklar gibi görünen bu notlar giderek ortak bir gizemin parçalarına dönüşüyor.

Hikâye boyunca çocukların yaptığı şey yalnızca bir gizemi çözmek değil; dikkatlerini çeken olayları önceliklendirmek, anlamlandırmak ve bir araya getirebilmek. Aynı ortamda bulunan karakterlerin farklı detayları fark etmesi, algının ne kadar seçici ve kişisel olduğunu da açıkça gösteriyor. Burada önemli olan gizemleri çözmek için yapacakları gözlemler…

Roman, gündelik hayatta çoğu zaman fark etmeden deneyimlediğimiz bir durumu görünür kılıyor: Dikkat, sınırlı ve seçicidir. Zihin her şeyi aynı anda işleyemediği için bazı uyaranları öne çıkarır, bazılarını ise geri plana iter. Çoğu zaman “önemsiz” görünen detaylar bu nedenle gözümüzden kaçar. Oysa romanın da işaret ettiği gibi, alakasız görünen ayrıntılar bir araya geldiğinde anlamı bütünüyle değiştirebilir. Kaçırdığımız şeyler, çoğu zaman önemsiz oldukları için değil, fazlalık içinde görünmez hale geldikleri için kaybolur.

Kurgunun merkezindeki “kaos” kavramı da burada anlam kazanıyor. Kaos bir düzensizlik değil; henüz ilişkilendirilmemiş bir yoğunluk olarak kurgulanıyor. Birbirinden kopuk görünen detaylar dikkatle bakıldığında bir örüntüye dönüşüyor. Kaos, çözülmesi gereken bir karmaşa değil, okunması gereken bir yapı haline geliyor. Dünya eksik ipuçlarıyla dolu değil; birleştirilmeyi bekleyen ipuçlarıyla dolu.

kaos oyunları

Gafur’un bakış çeşitliliğini güçlendiren bir diğer tercihse anlatım biçimi. Profesör, Siren, Zehir, Acısos, Ejderha ve Baykuş… Çocuk karakterlerin kendilerine seçtikleri lakaplar üzerinden olayları anlatması metne ayrı bir lezzet katarken bu lakaplar yalnızca bir oyun unsuru değil, her karakterin dünyayı kendi açısından görme biçimini yansıtıyor. Hikâyeyi farklı bakış açılarından dinlemek tek bir gerçeklik yerine çoğul bir algı alanı açıyor. Aynı olayın farklı zihinlerde farklı anlamlar kazanması, romanın dikkat ve algı üzerine kurduğu hattı derinleştiriyor.

Metin yalnızca bir oyunun içinde kalmıyor; gündelik hayata doğrudan temas eden meseleleri de içine alıyor. Sokak hayvanlarına yönelik yaklaşım ve “hayvan yasasına” dair tartışmalar metnin arka planında okura hatırlatılıyor. Bugünün Türkiye’sinde giderek sertleşen bu tartışma düşünüldüğünde bir çocuk romanının bu meseleye temas etmesi bir detay değil, önemli bir tercih haline de geliyor.

Belki de mesele, dünyada ne bulunduğundan çok, ona nasıl baktığımız. Roman boyunca çocuklar yalnızca ipuçları peşinde bir gizemi çözmüyor; birbirlerinin bakışını tamamlamayı da öğreniyor. Böylece Kaos Oyunları, aynı dünyaya bakmanın değil, aynı dünyayı birlikte fark etmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor.

EDITOR

Türkiye'nin ilk ve tek polisiye kültür dergisi.

Önceki Hikaye

Haftalık Polisiye Seyir Rehberi

Sonraki Hikaye

Çok Satan Polisiye Roman 'The Aosawa Murders', Wowow'da Diziye Uyarlanıyor