2013 yılında hayatımıza giren ve 2022’de ekranlara veda eden Peaky Blinders, Tommy Shelby’nin defterini bu kez temelli kapatmak üzere geri dönüyor.
20 Mart’ta bir Netflix orijinal yapımı olarak izleyiciyle buluşan Peaky Blinders: Ölümsüz Adam, senarist Steven Knight ve ekibinin daha ilk sezondan beri hayalini kurduğu o görkemli finali temsil ediyor. Biz de bu efsanevi mirası konuşmak üzere Steven Knight ve dizinin ilk sezonundaki başarısının ardından yönetmen koltuğuna geri dönen Tom Harper ile bir araya geldik.
Sohbetimize başlarken Knight, bizi içten bir “Merhaba” ile karşıladı. Eşinin Türk olduğunu ancak Türkçe bilgisinin maalesef bu kelimeyle sınırlı kaldığını gülümseyerek anlattı. Bu samimi başlangıç, yerini kısa sürede filmin derin ve karanlık atmosferine bıraktı.
Savaşın Gölgesinde Bir Nesil
Knight, savaşın hikâye kurgusunda her zaman merkezi bir yer tuttuğunu şu sözlerle vurguluyor: “Tommy Shelby’nin 1919’da Birinci Dünya Savaşı’nın yaralarını taşıyan bir gazi olarak dönmesini, çocuklarının ise İkinci Dünya Savaşı’nın içine doğmasını hep planlamıştım. Bir neslin savaştan sağ çıkıp o korkunç mirası bir sonraki nesle devretmesi fikrini yansıtmak istedim.”

Biz de bugünün dünyasındaki gerilimleri hatırlatarak soruyoruz:
1919 yılında Tommy Shelby savaşın neticesinde hayatta kalmaya çalışan bir adamdı. 1940’ta ise kendisini bir başka dünya savaşının ortasında buluyor. Bugünün savaşlarına ve gerilimlerine baktığımızda sizce insanlık da her an bir sonraki çatışmayı bekler halde, Shelbylerinkine benzer bir kısır döngüye hapsolmuş durumda diyebilir miyiz?
Steven Knight, “Maalesef buna itiraz etmek çok zor çünkü döngü asla kırılmıyor. Filmin başında Tommy’yi tam da bu çaresizlik içinde buluyoruz. O da pek çokları gibi Birinci Dünya Savaşı’nın ‘tüm savaşları bitirecek savaş’ olacağına inanmıştı ama yanıldı,” diyor.
Yönetmen Tom Harper ise daha iyimser olmayı dilese de gerçeğin farkında: “Barış yanlısı olarak durumun böyle olmadığını umut etmek istesem de gerçekçi tarafım Steven’a hak veriyor.”
Kişisel Bir Mesele
Film, Nazi Almanyası’nın Britanya ekonomisini sahte sterlinlerle çökertme planı olan Bernhard Operasyonu’ndan esinleniyor. Knight buradaki ahlaki ikilemi hikâyenin merkezine yerleştiriyor: “Diyelim size bir dolu sahte para teklif edildi ve ülkenize olan sadakatinizle milyarder olmak arasında bir seçim yapmanız gerek…”
Film ayrıca Birmingham Hafif Silah (BSA) fabrikasının bombalanmasını sarsıcı bir gerçekçilikle ele alıyor. Knight’ın annesi savaş döneminde bizzat o fabrikada çalışmış hatta ağabeyi o gün şans eseri hasta olduğu için işe gitmeyerek filmde şahit olduğumuz bombardımandan sağ kurtulmuş.
Steven, annenin Birmingham’daki silah fabrikasında çalıştığını paylaşmıştın. Ailenin bu geçmişi faşizm ve Nazizim’in yükselişini Shelby hikâyesine dahil etme kararını etkiledi mi? Peaky Blinders’ın bu bölümü senin için kişisel sayılır mı?
“Babam da İkinci Dünya Savaşı’nda askerdi. Ancak bu temayı seçmemin asıl sebebi sadece ailem değil, o dönem işçi sınıfının yapmak zorunda kaldığı seçimdi. Shelby ailesini 1930’lara taşıdığımda herkes bir taraf seçmek zorundaydı: Oswald Mosley ve o sırada Avrupa’ya yayılan ırkçılık mı yoksa ona karşı durmak mı? Beklendiği üzere Tommy karşı durmayı seçti.”
Şiddetin Estetiği

Yönetmen Tom Harper’a, dizinin o kendine has görselliğini filmde savaş ortamına nasıl uyarladığını sorduk.
Tom, Peaky Blinders’taki görsel yapı hep vahşi ama şiirseldi. Bu görsel dili, 1940’ların siyasi gerilimini ve savaş halindeki dünyanın klostrofobik havasını yansıtacak şekilde nasıl uyarladın?
“Birmingham’ın ‘Blitz’ (hava saldırıları) sırasındaki yıkımı bunun sadece görsellikten öteye gittiğini gösteriyor bence. Psikolojik bir manzara da söz konusu. İnsanların her an tepelerine bir bomba düşebileceği gerçeğiyle yaşadığı senaryonun ilk sayfalarından itibaren açıkça gösteriliyor.
Peaky Blinders aslında hep şiddetle ilgiliydi. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce mutlu bir hayatı olan bir adamın yaşadığı travmayla nasıl başa çıktığı… Sadece başkalarına uygulanan şiddet de değil, Tommy’nin kendine uyguladığı şiddet de bizim konumuz. Bu son bölüm de bunu mesele ediniyor.”
Geldik Asıl Soruya
Röportajın sonunda herkesin merak ettiği o soruyu yönelttik: Ölümsüz Adam‘dan sonra Shelby hikâyesi gerçekten bitti mi? Yoksa Tommy’nin hikâyesi bitse de Peaky Blinders evreni var olmayı sürdürecek mi?
Steven Knight tahminimizi doğruluyor: “Bu kesinlikle Tommy’nin hikâyesinin sonu. Ama çok yakında yeni bir Peaky Blinders dizisinin çekimlerine başlıyoruz. Yola devam ediyoruz.”
Peki, odak noktamız Duke mu olacak?
Steven Knight, “Korkarım buna henüz cevap vermeye iznim yok,” diyor.
Gelecekte ne olduğunu henüz bilemiyor olabiliriz fakat kesin bir şey var: Tommy Shelby’nin hikâyesi neticeye ulaşsa da Peaky Blinders evreni için son henüz yazılmadı.

Cillian Murphy ve Rebecca Ferguson’la özel röportajımızı buradan okuyabilirsiniz.





