Rizzoli and Isles: Ne Yer, Ne İçer? | Fulya Turhan

Rizzoli and Isles: Ne Yer, Ne İçer? | Fulya Turhan

Çek Cumhuriyeti Kütüphaneciler Birliği, gençleri kitap okumaya teşvik etmek için bir reklam kampanyası hazırlamıştı: Read it before Hollywood does. Klasik eserlerin ekrana uyarlandıklarında ne kadar değiştiklerine dikkat çekmeyi amaçlıyordu ve başarılı da oldu. Benim de kişisel kanaatim bu yönde olduğu için, Angie Harmon ve Sasha Alexander dizi uyarlamasında her ne kadar iyi bir iş çıkarsalar da Rizzoli & Isles’a Tess Gerritsen’ın kaleminden değinmek isterim. Jane Rizzoli, Boston Cinayet Masası’nın tek kadın polisidir. Asla teslim olmaz, asla taviz vermez ve özellikle de zorba erkeklere asla tahammül etmez. Bir kadın olarak, bekleneceği üzere, spotlar her zaman onun üzerindedir, başarısı kadar yaptığı her hata da bir kenara not edilir. Rizzoli’nin hatadan anladığı meslektaşlarının eline koz vermemektir, o nedenle sürekli tetiktedir, hareketlerine dikkat eder. Mesela, bir soruşturma üzerinde yoğun çalıştığı bir gece ofisinde uyuyakalır, sabah uyandığında başka bir dedektifin masasının üzerinde bir kese kağıdı dolusu donut görür. Aslında alışık olduğumuz Amerikan polisi o donutlardan mutlaka bir tane alır ama Rizzoli’nin o sırada düşündüğü tek şey erkek meslektaşlarının o uyurken ofise geldiği ve onu zayıf halde, yani uyurken gördüğüdür. Çünkü erkek meslektaşları küçük dokundurmalarla, aşağılamalarla sürekli damarına basarlar ancak Rizzoli bunlara en ufak bir haklı tepki gösterdiğinde cevap bellidir: Demek ayın o dönemine geldik ha? devamını oku...
Reklamın ve Piyasanın Gölgesinde: “Allied (Müttefik)” | Çağla Üren

Reklamın ve Piyasanın Gölgesinde: “Allied (Müttefik)” | Çağla Üren

Bir casusluk filmi olan Allied, Türkçesi ile Müttefik, 23 Kasım 2016 tarihinde ABD’de vizyona girdi. Başrollerini Brad Pitt ve Marion Cotillard’ın paylaşmasıyla dikkatleri üzerine çeken film, “Brad Pitt, Angelina Jolly’den Marion Cotillard için ayrılıyor.” gibi dedikoduların da yayılmasına neden oldu. Yapımcılar ise bu dedikoduları “Reklamın iyisi kötüsü olmaz,” mantığıyla görmüş olacak ki Cotillard, birlikte olduğu Guillaume Canet’ten hamile olduğunu açıklayana kadar dedikodulara kesin bir cevap vepisoded_221b olmadı. Çoğumuz Brad Pitt’in Soysuzlar Çetesi’ndeki casusluk performansını ve Cotillard’ın oyunculuğunu düşünüp heyecanlansak da film, tüm bu dedikodular eşliğinde yükselen bir reklam tufanıyla vizyona girdi. Öyle ki filmin fragmanları bile tüm hikâyeyi anlatmaya yetecek kadar ayrıntılıydı. Ben de bu sebeplerden dolayı, filme birçok insan gibi korku ve aynı zamanda beklentiyle gittim. Çünkü oyuncularının yanı sıra yönetmen koltuğunda da Oscar ödüllü, Geleceğe Dönüş ve Forest Gump filmlerinden tanıdığımız Robert Zemeckis oturuyordu. Peki Müttefik, beklentilerimizi karşılayan bir casusluk efsanesi olabildi mi? Dilerseniz bunu, yazının diğer kısmında tartışmaya açabiliriz. Yazının kalan kısmının ise önemli miktarda “spoiler” içerdiğini şimdiden belirtelim. Üç Filmlik Macera “Ve ruhunun ta derinlerinde sıcak yuvasını Karısının mavi gözlerini hayal edenler Çukurun bağrında ebedi bir mezar bulur.” Barbier- Newcastle Madencileri Film, RCAF (Royal Canadian Air Force) subayı Max Vatan ile Fransız direnişçi Marianne Beausejour’un Fas’ta evli devamını oku...
Doğa Hepimizden İntikam Alacak (En Azından Dizilerde) | Heja Bozyel

Doğa Hepimizden İntikam Alacak (En Azından Dizilerde) | Heja Bozyel

Tazmanya’da çekilen The Kettering Incident dizisi, Foxtel’in son dönemdeki en iddialı dizilerinden biri. IMDB skoru 7.4 olan bu “gotik bilimkurgu” sayılabilecek dizinin ilk sezonu biterken akıllarda çok fazla soru işareti kaldı. Peki, bu soruların cevaplarıyla ilgili en akla yatkın olan hangisi? (Dikkat bu yazı spoiler içerir.) Anna Macy, baş ağrıları, beyin, sinir sistemi ve bilinç ile ilgili çalışan bir doktordur. 15 yıl önce, yaşadığı yer olan Kettering’de başına gelen bir olaydan sonra hayatı değişmiştir ve bu olaydan öncesini de hatırlamamaktadır. Henüz küçükken başına gelen bu olayda, arkadaşı ve sonradan öğreneceğimiz üzere kız kardeşi olan Gillian ormanda kaybolmuş, Anna ise kanlar içinde bulunmuştur. Kasaba halkı bu konuda ikiye ayrılmıştır: Bir kısmı Anna’nın Gillian’ı öldürdüğünü düşünürken diğer kısmı bunun uzaylıların işi olduğunu düşünmektedir. Hatta UFO’lu kar küreleriyle işi turistik ticarete dökenler bile mevcuttur. Kettering kasabasının en önemli gelir kaynağı deniz ve ormanken Anna 15 yıl sonra kasabaya geri geldiğinde çevreciler ve ormancılar arasındaki kavga giderek büyümektedir. Ancak Anna’nın kasabaya gelişiyle gizemli ölümler ve olaylar baş göstermeye başlar. Kasabanın polisleri hem şaşkın hem de kendi kirli çamaşırlarını kapatmaya çalışmakla meşgul, olayların peşindedirler. HANGİ TEORİ DOĞRU?   Doğanın en büyük düşmanı insan. Bunun tartışılabilir bir yanı yok, değil mi? Tamam, bu konuda anlaştıysak şimdi devamını oku...
Sherlock’un 4.Sezonunda Neler Olacak? Spoiler’sız, 6 İlginç Tahmin | Koray Sarıdoğan

Sherlock’un 4.Sezonunda Neler Olacak? Spoiler’sız, 6 İlginç Tahmin | Koray Sarıdoğan

Arthur Conan Doyle’un ünlü dedektif karakteri Sherlock Holmes’ün BBC uyarlaması dizisi Sherlock, tüm zamanların en sevilen Sherlock uyarlamalarından biri haline gelirken, ayrıca polisiye dizileri arasında da yerini sağlamlaştırdı. İki yılda bir üçer bölümle dudaklara bir parmak bal çalıp ortadan kaybolan Sherlock, geçtiğimiz yeni yılda bir bölümlük ara sezon yaparak orijinal Sherlock dönemine bir dönüş yaptıktan sonra geleneği bozmayarak 2017’nin ilk gününde izleyiciyle buluşacak.   SPOILER kavramı sizin için, sadece yayınlanmış bölümlerle ilgili verilen ipuçlarını içeriyorsa bu yazı canınızı sıkmayacaktır. KalemKahveKlavye.com‘un WhatCulture‘dan serbest çeviriyle derlediği bu liste, Sherlock’un 4.sezonunda izleyeceğimiz olaylarla ilgili tahminlerde bulunurken bu tahminlerin gerekçelerini de sıralıyor. Tekrar edelim: Bu yazıdaki bilgiler tamamen izleyici tahminleridir, yani yeni bölümlerle ilgili kesin bilgiler yoktur. Biz okurken herhangi bir sürprizin kaçtığını düşünmedik. Sizin için de sorun yoksa başlayalım!  Mary Watson Ölebilir   Geçtiğimiz sezonda John Watson’la evlenen, ancak bir CIA geçmişi olduğunu da öğrendiğimiz Mary Watson, dizinin önemli karakterlerinden biri haline geldi. Çiftin, olacağı haberi verilen bebekleri yeni sezonda karşımıza çıkacak. John’un karakter değişimleri için de belirleyici bir yönü olmuş olan Mary’nin yeni sezonda öleceği ihtimali konuşuluyor. Yazarlardan Steven Moffat, yeni sezonun daha önce olmadığı kadar karanlık olacağını, “karanlık bölgelere gireceğini” belirtmişti. İşte, bu ifadeden de destekle yeni sezonda ana karakterlerde olması muhtemel kötü olaylardan devamını oku...
“Dangerzone!”: Çizgi Dizi Archer Üzerine | Bahar Heper

“Dangerzone!”: Çizgi Dizi Archer Üzerine | Bahar Heper

“Yetişkinler için çizgi film” harika bir buluş. Zaten animasyon sanatının kullandığı teknolojiyi düşünürsek, sadece sebil sübyanı eğlemek için bu kadar prodüksiyon biraz ziyan olurdu. Hem 1993’te yayınlanmaya başlayan, içki, uyuşturucu, metal ve geri zekalılık temalarını işleyen ölümsüz eser Beavis and Butthead sonrası yetişkinler, artistliği bırakıp itiraf etmişti: Komik olursa çizgi filmi seviyoruz! Benim sizlere övmek istediğim çizgi dizi ise bir FX prodüksiyonu olan Archer. Archer, araştırmama konu olan denekler üzerinde ilk aşamada aşırı bir heyecan yaratmadı. Oysa bir iki bölüm dişini sıkan çok şey kazandı. Evet, çizim tarzı ve hareketli objelerin akışkanlığı kendine özgü, bir miktar alışma gerektiriyor. Ama animasyon pek çok dizi için bunu söylemek mümkün. Zira Pixar ve Dreamworks tarzı sinema işlerinin pek dışına çıkmıyorsanız, ilk planda yadırgayabilirsiniz. (bkz. South Park gerçeği) Ama sonrasında, gelsin pis espriler, ardı arkası kesilmeyen laf sokmalar, inanılmaz yaratıcı hakaretler ve hiç durmayan bir aksiyon. İnsan daha ne ister? Hikaye, Sterling Archer ve ajan dostlarının International Secret Intelligence Service yani ISIS adlı uluslar arası gizli serviste yaşadıkları maceraları konu alıyor… -du. 6. sezon itibariyle ISIS kısaltması İngilizce İŞID’a tekabül ettiğinden, dizi farklı bir yöne gitmeyi tercih etti. Sterling Archer bu servisin, dolayısıyla dünyanın en iyi ajanı. Kendisi uzun boylu, esmer, yakışıklı… tanıdık gelmeye devamını oku...
Westworld: Bir Kurgunun İçinde Yaşamak | Ahu Kırımlıoğlu

Westworld: Bir Kurgunun İçinde Yaşamak | Ahu Kırımlıoğlu

Ya aslında sizin sandığınız hayat, sadece bir kurgudan ibaretse? Hiçbir yaptırımın olmadığı bir yerde, iyi kalmak mümkün mü, yoksa içinizdeki vahşi, bir şekilde galip gelir mi? Bu soruları soruyor Westworld. İzleyiciyi şaşırtan kurgusuyla Westworld, sürekli artan temposuyla daha ilk sezonuyla kült diziler arasına girmeyi başardı… Diziyi izlememiş olanlar, lütfen gerisini okumasın! Gerçi izlemeyen kalmamıştır ama. Kalmamıştır, kalmamıştır. Biz uyarıyı yapalım da… Kısa sürede geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Westworld, 10. bölümüyle sezon finali yaptı. Neredeyse monoton sayılabilecek bir başlangıç yapan dizi, kilit karakterlerden Bernard‘ın aslında bir android olduğunu öğrenmesiyle beklenmedik olaylar zincirinin fitilini de ateşlemiş oldu. Ya aslında sizin sandığınız hayat sadece bir kurgudan ibaretse? Bernard‘ın ilk anda yaşadığı hayal kırıklığını düşününce, sanırım çoğumuz kendimize bu soruyu sorduk. İzleyiciyi ters köşeye yatırıyor   Hikâye tanıdık; biraz Truman Show‘u biraz I, Robot‘u anımsatıyor. Aslında Westworld‘ün sözkonusu filmlere esin kaynağı olmuş olması da mümkün zira dizi, 1973 yapımı aynı adlı filmin uyarlaması. Sadece oyuncu kadrosu bile dizinin başarısının bir tesadüf olmadığını ispat etmeye yetiyor. Ancak yapımcılar bu kadar güçlü ismin başarı getireceği yanılgısına düşmemişler ve karmaşık bir kurgu ve çoğu kez izleyiciyi şaşırtan gelişmelerle tansiyonu yüksek, izlemesi keyifli bir dizi yaratmışlar. Genel hatlarıyla diziyi, bilinmeyen bir sebeple kontrolden çıkan androidlerin insanlarla mücadelesi olarak özetlemek mümkün, devamını oku...
Polisiye Severler Önümüzdeki Yıllarda Hangi Filmleri İzleyecek? | Koray Sarıdoğan

Polisiye Severler Önümüzdeki Yıllarda Hangi Filmleri İzleyecek? | Koray Sarıdoğan

Polisiye türünün, sanatın tüm alanlarında ve dünya çapındaki yükselişi, her zamankinden daha çok ilgi görüyor olması yadsınamaz. Bu durumun ortaya çıkmasındaki en büyük pay, hiç kuşkusuz dizi ve filmlerin, vizörlerini polisiye romanlara ve geçmişte yapılmış polisiye filmlere çevirmiş olması ve yeni yaklaşımlarla bunları yeniden uyarlamak istemesi. 221B olarak, yapımı ve 2019’a kadar gösterime gireceği kesinleşen polisiye ve polisiyeye yakın türdeki filmlerden oluşan bir derleme hazırladık. Bu derlemede hem doğrudan polisiye içerikli, hem de şurasından burasından polisiye okurunun/izleyicisinin hoşuna gidecek türdeki filmlere yer verdik. Ekim 2016 itibariyle hazırlanan bu listede sadece yapımı kesinleşmiş olan filmlerin olduğunu da ekleyelim. İyi okumalar… Hazırlayan: Koray Sarıdoğan Kaynak Inferno | Cehennem     Gösterim Tarihi: 14 Ekim 2016 Yönetmen: Ron Howard Oyuncular: Tom Hanks, Felicity Jones, Justin Theroux, Omar Sy   Bir diğer heyecan verici kitap uyarlaması da Dan Brown’ın geçtiğimiz yıllarda yayımlanan, Türkçeye Altın Kitaplar etiketiyle kazandırılan aynı isimli kitabından uyarlandı.    Jack Reacher: Never Go Back | Asla Geri Dönme     Gösterim Tarihi: 21 Ekim 2016 Yönetmen: Edward Zwick Oyuncular: Tom Cruise, Cobie Smulders, Patrick Heusinger   Lee Child kitaplarının kahramanı Jack Reacher için çekilen film serisinin ikinci halkası olan “Asla Geri Dönme”,  ilk filmden 4 yıl sonra geliyor. Türkçedeki Lee Child kitapları için TIKLAYIN.   Doctor devamını oku...
Westworld’ü İzlemeden Önce Bilmeniz Gerekenler | Koray Sarıdoğan

Westworld’ü İzlemeden Önce Bilmeniz Gerekenler | Koray Sarıdoğan

Haz: Koray Sarıdoğan Yeni yayın dönemiyle birlikte kitap raflarında, sinema gişelerinde olduğu gibi TV ekranlarında da hareketlilik başladı. Özellikle birbirinden sıkı yabancı diziler açısından oldukça heyecanlı bir döneme girdik. Bu yılın en heyecan verici ve uzun zamandır merakla beklenen yapımlarından birisi de HBO’da yayınlanacak olan Westworld… Bilimkurgu ve western türlerini bir araya getiren bu yeniden uyarlamaya dair önemli bilgileri, dizi yayına girmeden hemen öncesinde 221B okurlarıyla paylaşmak istedik. Westworld’ün Konusu Ne?   Westworld, Doktor Robert Ford’un (Anthony Hopkins) yarattığı, yüksek gerçeklikli bir sanal yetişkin eğlence parkının adı. Bedenleri başka yerde olan ziyaretçiler, bilinçleriyle bu eğlence parklarına gidiyorlar. Ortaçağ temalı Medieval World ve antik Roma temalı Roman World de olmak üzere bu parklardan toplamda 3 adet olduğu biliniyor orijinal hikâyeden. Bu parklardaki dünyalarda, günlüğü 1000 dolar karşılığında robotlarla cinsel fantezilerden, zevkine adam öldürmeye kadar bir dizi “eğlence”yi yaşayabiliyor ziyaretçiler. Fakat birtakım sebeplerden ötürü işler yolunda gitmemeye ve yapay zekadan uyanan androidler, ziyaretçileri bir anlamda “avlamaya” başlıyor. İşte hikâye de burada başlıyor. İyiler ve Kötüler Yer Değiştirecek   İlginç noktalardan birisi şu: 1973’teki film uyarlamasında iyi karakterler insanlar ve kötüler de robotlardı. Gunslinger karakteri de kötülerin başıydı dolaylı olarak. Fakat HBO uyarlamasında bu dengenin biraz değişeceği ve insan türüne getirilecek kimi eleştirilerle “iyiler” ve “kötüler”in izleyici algısında sürekli yer değiştirebileceği konuşuluyor. “Westworld” Kamera Önü ve Arkasında devamını oku...
Neden Casusluk Filmleri Hâlâ Birbirinin Aynı?

Neden Casusluk Filmleri Hâlâ Birbirinin Aynı?

Watergate’den Wikileaks’e mecazlar, konular, filmler biraz değişti. Eğer Jason Bourne size dejavu yaşatıyorsa sebebi gizlilik ve güvenlik endişelerimizin değişmemiş olması. Hollywood, denenmiş ve başarılı olmuş düzeni neden değiştirsin ki? Bourne serisinin son filminde kahramanımızı (Matt Damon) tek yumruğu havada, üstsüz ve gayet fit görüyoruz. Film, klişe senaryosuna rağmen sağlam temellli ve sade. Gişesi de çok çok iyi şimdilik... Kahramanımız, peşinde minibüsleriyle yorgun kiralık katillerin olduğu bir kovalamacanın tam merkezinde, bu sırada asabi patronlar, CIA'deki merkezlerinden uydu aracılığıyla olayları kontrol etmeye çalışıyor. Senaryo tanıdık değil mi? Mesela, Enemy of the State/Devlet Düşmanı filmini ele alalım. Çekileli nerdeyse 20 yıl oldu, o zamandan beri televizyonların vazgeçilmezi. Sabahlık giymiş kahramanımız (bu kez Will Smith), güçlenmiş Matt Damon ile değiştirilmişse de iki filmin en azından büyük kısmı birbirinin neredeyse aynısı. Benzer şablonlar Bu konuda yalnız değiller. Yıllar boyunca diğerlerinin yanı sıra Kartal Göz (2008), Kapalı Devre (2013), Adım Adım Komplo (2009) ve bütün Bourne filmleri aynı şablonu kullandı; başarıları değişse de konuları benzerdi. Bu sürpriz değil ama bu filmlerin ileri teknolojiyi kullanma biçimleri de benziyor: Devlet Düşmanı’nda olduğu gibi Bourne serisinde de cep telefonları gizlice ceplere konuyor ve takip cihazı işlevi görüyor, insan görüntüleri tanıdık bir yüz belirinceye kadar yakınlaştırılabiliyor, talimatlar silahlı askerlerin kulağına devamını oku...
Saga Noren: Soğuk ve Kasvetli | Çağlan Tekil

Saga Noren: Soğuk ve Kasvetli | Çağlan Tekil

İsveç/Danimarka ortak yapımı Bron/Broen dizisiyle hayatımıza giren polis dedektifi Saga Noren karakteri, bildiğimiz tüm karakterlerden daha farklı bir portre çiziyor bizlere. Şimdiye kadar filmlerde ve dizilerde gördüğünüz kadın dedektif karakterlerini bir düşünün. İsveç/Danimarka ortak yapımı Bron/Broen dizisiyle hayatımıza giren polis dedektifi Saga Noren karakteri, bildiğimiz tüm karakterlerden daha farklı bir portre çiziyor bizlere. Bu karakter, beşeri ilişkileri zayıf, insani duygularından arınmış, geçmişte yaşadığı aile trajedisi benliğinde iz bırakmış ve görevini her şeyin üstünde tutan biri olarak resmediliyor dizide. Asperger sendromuna sahip ama üç sezon boyunca bu hastalık hiç açık açık dile getirilmiyor. Zekâsının parlaklığı su götürmez ama olayları çözme biçimi kesinlikle sıradışı. Bron/Broen dizisinin ilk bölümü İsveç ile Danimarka’yı birbirine bağlayan Öresund Köprüsü’nün tam ortasında bir kadın cesedi bulunmasıyla başlıyor. Malmö Emniyeti’nden Saga Noren ve Kopenhag Emniyeti’nden Martin Rohde’nin olay yerine gelmesiyle iki karakterle ilgili ilk ipuçları da seyirciye verilmiş olur. Saga, kendini “Malmö Emniyeti’nden Saga Noren” şeklinde tanıttıktan sonra Martin Rohde’nin adını söylemeyip sadece “Kopenhag Emniyeti” demesi bu cinayet soruşturmasına dahil olmaya pek hevesli olmadığının ilk işareti olarak göze çarpar. Sonrasındaki replikler de bunu kanıtlar niteliktedir; Saga, “Kadın İsveçli, arabası da İsveç plakalı. Sanırım benim yetki alanıma giriyor,” dediğinde Martin’in hemen, “Tamam,” diyerek bu işten uzak durmayı peşinen kabullenmesi devamını oku...