“Ocean’s 8″den Yeni Fragman Var

“Ocean’s 8″den Yeni Fragman Var

Uzun süredir merakla beklenen Ocean’s serisinin yeni filminden ikinci fragman yayınlandı. Başrollerinde kadınlardan oluşan yıldız kadronun yer aldığı Ocean’s 8, 8 Haziran’da gösterime giriyor… Son dönemin popüler polisiye maceralarından Ocean’s serisinin farklı bir yorumu, beyazperdede görünmek için artık gün sayıyor. Daha önceki üç Ocean filmini yöneten Steven Soderbergh’in bu kez yapımcılıkla yetindiği serinin yeni filmi Ocean’s 8‘de kadınların hâkimiyeti var. Sandra Bullock’u Danny Ocean’ın (George Clooney) kız kardeşi Debbie rolünde izleyeceğimiz film, onun cezaevinden çıkışıyla açılıyor. Debbie Ocean, toplam değeri 150 milyon doları bulan elmas kolyeyi çalmak için kadınlardan oluşan bir takım kuruyor. Hedeflerindeki isimse Anne Hathaway’in canlandırdığı film yıldızı Daphne Kluger. Kolyeyi New York’ta düzenlenen bir galada, üstelik kadının boynundayken çalmayı planlıyorlar. Kadınlar takımı ve eski dostlar Debbie’nin takımında kimler var dersiniz: Lou Miller (Cate Blanchett), mücevher uzmanı Amita (Mindy Kaling), dolandırıcı Constance (Awkwafina), çalıntı mal satıcısı Tammy (Sarah Paulson), bilgisayar korsanı Nine Ball (Rihanna) ve modacı Rose (Helena Bonham Carter.) Ekipte değil ama filmin kadrosunda James Corden, Damien Lewis, Dakota Fanning, Richard Armitage, Anna Wintour, Kim Kardashian West, Kendall ve Kylie Jenner, Olivia Munn, Katie Holmes, Zayn Malik, Zac Posen, Adriana Lima ve Serena Williams da yer alıyor. Serinin diğer filmlerinde rol alan Matt Damon ve Carl Reiner’ın devamını oku...
Martin Freeman: Hayranların Beklentisi Yüzünden “Sherlock” Artık O Kadar Eğlenceli Değil

Martin Freeman: Hayranların Beklentisi Yüzünden “Sherlock” Artık O Kadar Eğlenceli Değil

Sherlock‘un yeni sezonuna ilişkin hep olumsuz haberler geliyor. Son açıklama, Doktor Watson’ı canlandıran Martin Freeman’dan. İngiliz The Telegraph gazetesinin sorularını yanıtlayan aktör, hayranların inanılmaz baskısı ve beklentileri yüzünden işin tadının kaçtığını, yeni sezonu pek konuşmadıklarını söyledi. Kısacası Sherlock dönecekse de bu çok yakın bir tarihte olmayacak… Sherlock ile ilgili peş peşe gelen açıklama ve haberler, dizinin hayranlarında hem derin bir hayal kırıklığı hem öfke hem de bıkkınlık yaratmış durumda diyebiliriz. BBC’nin fenomen dizisinin yaratıcıları Mark Gatiss ve Steven Moffat, birkaç ay önce yeni sezon için 2020 yılını işaret etmişti. Haberini buradan okuyabilirsiniz. Freeman: Yeni sezona ilişkin pek konuşmadık Son açıklamaysa Doktor Watson’a hayat veren Martin Freeman’a ait. Britanyalı aktör, o kadar dolmuş ki dizinin hayranlarının yaşayacağı muhtemel hayal kırıklığını göze almış görünüyor. The Telegraph’ın sorularını yanıtlayan Freeman, hayranlarının baskısı ve beklentilerinin kontrolden çıktığını belirtiyor. Sözleri ağır: “Dürüst olmak gerekirse bu baskı altında yaşamak çok zor. Sherlock, bir canavara dönüştü. Dizinin bir parçası olmak, Beatles’a zamanında duyulan çılgınlıkla kıyaslanabilir. Daha azı tabii. İnsanların beklentileri, bunların bazıları, eğlenceli gelmiyor artık. ‘Yapsanız iyi olur, yoksa…’ tehdidine bağlandı iş. Bu da hiç hoşnut olunacak bir durum değil.” Freeman, 5. sezona dair ekiple bir görüşme olup olmadığı sorusuna da “Pek konuştuğumuzu söyleyemem. 4. sezonun ardından devamını oku...
Danny Boyle: Yeni Bond Filminin Senaryosu Üzerinde Çalışıyoruz

Danny Boyle: Yeni Bond Filminin Senaryosu Üzerinde Çalışıyoruz

“Yeni Bond filminin yönetmeni kim olacak?” Uzun süredir yanıtı merak edilen soru bu. Danny Boyle’dan gelen açıklama, tartışmayı farklı bir boyuta taşımaya aday. Britanyalı yönetmen, senaryo üzerinde çalıştıklarını, eğer kabul görürse 25. Bond filminin çekimlerinin yıl sonunda başlayabileceğini söyledi… Yeni dizisi Trust‘ın New York’taki partisinde konuştu ünlü yönetmen. 25. Bond filmi hakkında söyledikleri şu, birebir alıntılayalım: “Güzel bir fikirden yola çıktık. Şu anda senaryo üzerinde çalışmaktayız. Ne çıkacağını göreceğiz. Umarım beğenilir. Size daha fazlasını anlatmak isterdim ama yapmayacağım.” Fazlası var yine de: Boyle, devamında şu sıralarda bir komedi filmi üzerinde çalıştığını, 6-7 hafta içinde çekime başlamayı planladıklarını belirtti ve ekledi: “Ardından Bond filminin çekimlerine yıl sonuna doğru başlayabiliriz.” Trainspotting’in senaristi John Hodge işbaşında Kült film Trainspotting ve Slumdog Millionaire ile hatırlanan usta yönetmenin yanındaki isim, Trainspotting‘in senaristi John Hodge’dan başkası değil. Burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor yalnız: Yapımcıların elinde halihazırda daha önce Daniel Craig’in başrolünde olduğu tüm Bond filmleriyle Pierce Brosnan’lı The World Is Not Enough ve Die Another Day‘in senaryolarını yazan Neal Purvis ve Robert Wade’den gelen metin var. Bir başka deyişle, Boyle ve Hodge’un mevcut senaryodan daha iyi bir iş çıkarmaları gerekiyor. 25. Bond filminin gösterim tarihi, 8 Kasım 2019 Gösterime giriş tarihi 8 Kasım 2019 olarak devamını oku...
“The Sopranos”, Beyazperdeye Uyarlanıyor

“The Sopranos”, Beyazperdeye Uyarlanıyor

Tüm zamanların en popüler dramalarından The Sopranos, dizinin yaratıcısı David Chase tarafından sinemaya uyarlanıyor. The Many Saints Of Newark adlı film, seyirciyi Sopranosun başlangıcına götürecek… New Line Cinema adına çekilecek filmde, 1960’ların sonunda Newark’a (New Jersey) gidip Soprano Ailesi’nin doğumuna tanıklık edeceğiz. İtalyan kökenli ailemizin üyelerinin siyah mafyayla giriştiği mücadele, filmin konusunu oluşturuyor. Dizinin yaratıcısı David Chase’in senaryosunu yazıp yapımcılığı üstlendiği Sopranos filminde açıklanmamakla birlikte dizinin önemli oyuncularının da rol almaları bekleniyor. Tüm zamanların en iyilerinden 1997-2007 arasında toplam 6 sezon boyunca HBO’da yayınlanan The Sopranos, tüm zamanların en başarılı dramalarından biriydi. Toplamda 21 Emmy, beş de Altın Küre Ödülü kazanan gangster dramasında 2013’te aramızdan ayrılan James Gandolfini başroldeydi. Dizide diğer önemli rolleri Edie Falco, Steven Van Zandt, Lorraine Bracco, Michael Imperioli, Dominic Chianese ve Steve Schirripa üstleniyordu.
Anna Friel: Umursadığım Tek Şey, Daha İyi Olmak

Anna Friel: Umursadığım Tek Şey, Daha İyi Olmak

13-14 yaşından beri setlerde Anna Friel. Britanyalı aktris, 1991’de bir pembe diziyle başlayan serüveninde önemli bir yer tutan Marcella‘nın 2. sezonuyla bu akşam yeniden karşımızda olacak. Friel, öncesinde hem diziye hem de kendisine dair ipuçları veriyor… Çeviri: Sena Özkurt Az, öz ve genellikle özel işlere imza atan İngiliz kanalı ITV’nin nitelikli polisiyesi Marcella‘da Londralı dedektif Marcella Backland rolünde izliyoruz Anna Friel’i. Bron/Broen‘in yaratıcısı İsveçli Hans Rosenfeldt’in imzasını taşıyan Marcella‘da, İsveç-Danimarka ortak yapımı dizideki Saga Norén karakteri gibi, Friel’in canlandırdığı Marcella Backland’ın da karanlık ve gizemli bir yanı var: Stresli anlarda kendini bir anda kaybediyor ve o anlarda ne yaptığını hatırlamıyor. Kendisine zarar veren şeyler bunlar. Gizem aralanıyor “İzleyicilerin cevaplar için 18 ay beklemesinin hayal kırıklığı yarattığını biliyorum ama Hans böyle yapıyor. Artık bayılmaların sebebinin açıklanması gerektiğiyle ilgili ben de çok ısrarcıydım. Oldukça sinirli ve vahşi olabiliyor ve bunun sebebini anlamadıkça çocuklarını kaybetme tehlikesi hep olacak.” diyor Friel rolündeki bu gizem için. Marcella’nın 2. sezonu başlarken Dizinin bu akşam başlayacak yeni sezonu, ilk sezona göre daha karanlık, kasvetli ve kanlı geçecek gibi. Tüyler ürpertici cinsel tacizlerin, pedofil vakalarının olduğu ve küçük çocukların garip deneylere maruz kaldığı sahneler var. Friel, “Bazıları için izlemesi zor da olsa, maalesef çocukları öldüren insanlar mevcut ve devamını oku...
Sinemanın Sherlockları I Sevin Okyay

Sinemanın Sherlockları I Sevin Okyay

Tüm zamanların en popüler kültür ikonlarından Sherlock Holmes, 100 yılı aşkın süredir 200’ü aşkın filmde, 70’den fazla aktörle beyazperdede boy gösterdi. Sevin Okyay, sinemadaki Sherlockları anlatıyor. Sherlock Holmes’ü kapağımıza taşıdığımız 7. sayımızdan… Sir Arthur Conan Doyle’un hafiyesini adlı adınca sunan ilk film, tek bobinlik Mutaskop makinesinde gösterilen, 30 saniyelik, 1900 yapımı “Sherlock Holmes Baffled”dı. Aynı zamanda kaydı olan ilk dedektif filmidir. İlk Holmes’ü ve ona musallat olan hırsızı oynayan aktörlerin adları bilinmiyor. Yıllar boyu kayıp sanılan filmin 1968’de Kongre Kütüphanesi’nde bir baskısı bulunmuştu. Guinness Rekorlar Kitabı’nın da doğruladığı gibi Sherlock Holmes, en fazla canlandırılan film karakteri. 200’ü aşkın filmde 70’den fazla aktör onu oynadı. Sherlock Holmes, bazı yönlerden ona benzeyen meslektaşı Hercule Poirot gibi kitap sayfalarıyla yetinmemiş, sinema perdesi, televizyon ekranı, tiyatro sahnesi ve özellikle radyoda da egemenliğini ilan etmiştir. BBC Radyo 4, bütün Sherlock Holmes hikâyelerini oyunlaştırır. Clive Merrison ile Michael Williams’ın sesleri de Holmes ile Dr. Watson’a can verir. Hatta en fazla uyarlaması gerçekleştirilmiş kurmaca karakter olduğu bile söylenir. İlk Sherlock Holmes filmi, 1900’de çekildi Ama tek başına ses ne kadar etkili olsa da sinema perdesindeki görüntü kadar insanı etkilemez tabii. Sherlock Holmes ile Dr. Watson, sesleri ve görüntüleriyle sinema perdesine gelmeden önce de kısalı uzunlu sessiz filmlerle devamını oku...
İsveç’in A Takımı I Ceyhan Usanmaz

İsveç’in A Takımı I Ceyhan Usanmaz

Uluslararası çoksatan listelerinin gediklilerinden Arne Dahl ve A Takımı’nı Ceyhan Usanmaz, 4. sayımızda mercek altına almıştı. İsveç’in polisiye atmosferine girmek için iyi bir fırsat… Arne Dahl’ın “Intercrime” serisi kapsamında yayımladığı romanlarında her ne kadar Paul Hjelm karakteri ön plana çıksa da aslında bir ekiple, daha doğrusu bir A Takımı ile karşılaşıyoruz. İtiraf etmekte bir sakınca görmüyorum; özellikle seri halinde yazılmış polisiyelerin bazılarını -bir süre sonra- nasıl bir suç hikâyesi anlatılacağının merakından çok, başkarakterin hayatında ne gibi gelişmeler olduğunu öğrenmek üzere okuyorum. Merkezdeki karakterler çoğunlukla arızalı tipler oldukları ve kaçınılmaz olarak hayatlarında hep bir gelgit yaşadıkları için, özellikle yakın takipçileri açısından daha heyecanlı bir hikâye barındırıyor böylesi ayrıntılar. Ailevi ilişkileri ne durumda, çocuklarına yeterince vakit ayırabiliyorlar mı, zayıflıklarına yine mi yenik düşecekler, yaşlılık artık kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladı mı, geçmişin izleri giderek siliniyor mu yoksa kabuk bağlamış gibi görünen yaralar yeniden kanamaya mı başladı vs. Yalnızca yapıp ettiklerini değil, neler düşündüklerini de az çok bildiğimiz için birer dert ortağı da oluruz zamanla bu karakterlerle… Mesela, Raymond Chandler’ın Philip Marlowe’uyla ya da Georges Simenon’un Komiser Maigret’siyle bir barda biraz vakit öldürmek isterdim. Günün sonunda muhtemelen benden pek hoşlanmayacaklardır ama en azından Komiser Maigret beni yargılamaz, anlamaya çalışırdı! (Dolandığımız mahalleler aynı olduğu devamını oku...
Sherlock’un 5. Sezonu İçin En Az 2 Yıl Bekleyeceğiz

Sherlock’un 5. Sezonu İçin En Az 2 Yıl Bekleyeceğiz

Oluyor mu, olacak mı derken Sherlock‘ta vuslat, en azından 2 yıl sonraya kaldı. Dizinin yaratıcılarından Mark Gatiss, kapıyı tamamen kapatmamakla birlikte 2020’yi işaret etti… BBC’nin popüler dizisi Sherlock‘un 4. sezonu, 2017 başında yayınlanmıştı. Başrollerini Benedict Cumberbatch ile Martin Freeman’ın paylaştığı polisiyenin yeni sezonuyla geri dönüp dönmeyeceği, uzun süredir merak konusuydu. Radio Times’a konuşan dizinin yaratıcılarından Mark Gatiss, 5. sezon için kapıyı kapatmadıklarını ama bir planları da olmadığını belirterek Sherlock hayranları için umut ışığını yaktı ama devamında kötü haberi verdi. Gatiss, eğer dizi çekilecekse bunun en azından 2 yıldan önce olamayacağını açıkladı. Dizinin yaratıcıları başka bir seriyle meşgul Gatiss’in “En az 2 yıl sürer,” açıklamasının sebebi, Sherlock‘u birlikte hayata geçirdikleri Steven Moffat ile yeni bir diziye; Draculaya başlamış olmaları. Moffat ise, “Gelecekte daha fazla bölüm yapacağımıza inanıyorum,” diyerek Gatiss’e göre daha iyimser bir tonda konuşuyor. Benedict Cumberbatch’in yoğun programı da bir diğer engel Cumberbatch’in de yeni projelerde yer alması, dolayısıyla programının yoğunluğu, dizinin geleceğinin önündeki bir diğer engel. İngiliz aktör, deyim yerindeyse altın çağını yaşıyor. Cumberbatch’i, yakında yurttaşı Ian McEwan’ın The Child in Time/Zamanın İzlerinde romanının TV filmi uyarlamasının yanı sıra bir başka edebiyat uyarlaması; Edward St Aubyn’in Melrose serisinde, Patrick Melrose rolünde izleyeceğiz…
Timur Soykan: Devlet Gücünü Eline Geçirmiş Bir Katilden Daha Tehlikelisi Yoktur

Timur Soykan: Devlet Gücünü Eline Geçirmiş Bir Katilden Daha Tehlikelisi Yoktur

Timur Soykan ile editörü Merve Çay, Kırmızı Kedi etiketiyle yayımlanan son dönemin en iyi polisiyelerinden Liste ile dergimizin 4. sayısında Yazar vs Editör köşesine konuk olmuştu. Bu doyumsuz sohbeti hatırlatmak istedik… Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan polisiye roman “Liste”nin yazarı Timur Soykan ile kitabın editörü Merve Çay, 221B Dergi için muhabbet etti. Yarım saat politika konuşup memleketi kurtarmaya çalıştıktan sonra nihayet sıra kitabı konuşmaya gelmişti… Timur Soykan: Liste, bir dönem polisiyesi. 2012’de geçiyor. Henüz iktidarla cemaat arasında yaşanan kavganın kamuoyuna yansımadığı zamanlar. Devleti yönetenlerin güvenlik şovu yapmak için toplandığı bir köşkte genç bir komiser öldürülüyor. Katil, komiserin elindeki listeyi alarak izini kaybettiriyor. Katilin peşine düşen Cinayet Büro Amiri Çavlan, devletteki savaşın içine giriyor… Neredeyse iki yıl kitabın içinde yaşadım da sen üzerinde çalışırken neler hissettin? Merve Çay: Tüm kitap bana labirent gibi geldi. İstanbul; öldürülen kişinin elinden kaybolan listeyi ararken yaratılan şüphe ve güvensizlik ortamı ve elbette ana karakter Çavlan’ın tüm o kişilik muhasebesi de çıkmaz sokaklarıyla içinde kaybolduğumuz ayrı bir labirent. Timur Soykan: Çünkü ülke bir labirente dönüştü. Bu zamanları anlatan bir dönem polisiyesinin kara kitap olmaktan başka seçeneği yok gibi. Çünkü adalet yok. Onun yerine yargıyı, polisi siyasi amaçları için, kendi gücü için kullanan kirli siyasiler ya da çeteler devamını oku...
Elizabeth Brundage’den Usta İşi Bir Gerilim Romanı: Her Şey Yok Olur

Elizabeth Brundage’den Usta İşi Bir Gerilim Romanı: Her Şey Yok Olur

ABD’li yazar Elizabeth Brundage’in son romanı Her Şey Yok Olur, Beyaz Baykuş Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Stephen King’in “Güzel bir roman,” diye değerlendirdiği psikolojik gerilimde, geçmişten gelen karanlık bir sırrın çevresinde gelişen olaylar, ustalıklı bir kurguyla anlatılıyor… Elizabeth Brundage’in 2016 tarihli son romanı All Things Cease To Appear, Her Şey Yok Olur adıyla Beyaz Baykuş Yayınları’ndan çıktı. Yazarın Türkçeye çevrilen ilk romanı Her Şey Yok Olur‘un konusu kısaca şöyle: New York’un uzak banliyölerinden Chosen’da bir kış günü öğleden sonra geç saatlerde Profesör George Clare, komşusunun kapısını korkunç bir haberle çalar: Evden işe döndüğünde karısı Catherine’i yatağında ölü bulmuştur. Birileri karısının kafasına bir balta indirmiştir, hem de 3 yaşındaki kızları Franny, koridorun karşısındaki odasında oynarken… Chosen’ın yeni sakinleri olarak Clareler, içten bir karşılama görmemiştir; bir zamanlar popüler bir süt çiftliği olan evleri, eski sahiplerinin üç oğlunu öksüz ve başıboş bırakan bir trajediyle lanetlidir. Karanlık bir sır, yavaş yavaş gün yüzüne çıkar ve… New York Times: Kusursuz bir kurgu Elizabeth Brundage, bir topluluğun peşini nesillerce bırakmayacak yaraların ve her birimizin içindeki, bizi tarifi imkânsız şeyler yapmaya yönelten karanlık arzuların zengin ve karmaşık bir portresini çiziyor Her Şey Yok Olur’da. Gerilim ve korku edebiyatının en popüler ismi Stephen King’in “Güzel bir roman,” devamını oku...