Cenk Çalışır’dan Yeni Polisiye: “Beria”

Cenk Çalışır’dan Yeni Polisiye: “Beria”

Cenk Çalışır’ın altıncı romanı Beria, geçen hafta raflardaki yerini aldı. Oğlak Yayınları’nın Maceraperest Kitaplar’ından çıkan kitap, Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınmak isteyen bir anne-kızın hikâyesini anlatıyor… Suriye’de köyüne yapılan bir baskında kocası öldürülen Aişe, kızı Beria’yı da alarak iç savaştan kaçar ve Türkiye’ye sığınmak ister. Aişe ve kızı, onları Yunanistan üzerinden Avrupa’ya götürebileceğini söyleyen insan tacirlerinin elinde yola koyulur. Eşini ve oğlunu otomobil kazasında kaybeden Komiser Harun ise yaşadığı travma nedeniyle hızla kilo alır ve malulen emekli edilir. Ailesinden sonra işini de kaybedince hayatla tüm bağları kopan Harun, intihar etmek üzere gittiği kayalıklarda sahile vuran bir insan bedeni görür. Denize düşen ve kıyıya sürüklenen Aişe’nin, kızı Beria’nın kaybı karşısındaki çaresizliğine ve acısına şahit olur. Oğlunun ölümü karşısında yapabileceği hiçbir şey olmayan Harun, başka çocuklar için bir umut olabileceği gerçeğini fark eder… Roman, mülteci dramına ışık tutuyor Trajik bir mülteci hikâyesinin ekseninde okuru dehşete düşüren insan halleriyle yüzleştiren Beria, Cenk Çalışır’ın altıncı romanı. 1967 yılında Balıkesir’de doğan Cenk Çalışır’ın ilk romanı Satranç Cinayetleri, 2010 yılında yayımlandı. Onu sırasıyla Zehr-i Katil, Oyun İçinde Oyun, Kan Yağmuru, Kilit Operasyonu romanları ve peş peşe yayımlanan iki ciltlik Her Temas Bir Öykü Bırakır öykü kitapları izledi…
Ayhan Kudat’tan Bir İlk Roman: “Esrarengiz”

Ayhan Kudat’tan Bir İlk Roman: “Esrarengiz”

Yıllarını televizyona veren Ayhan Kudat’ın Kanal D’den koparılmasından sonraki süreçte yazdığı Esrarengiz, yakın zamanda Kuzey Işığı Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Sürükleyici ve yetkin bir ilk roman Esrarengiz… Kadın cinayetlerinden arazi ve uyuşturucu mafyasına uzanan geniş bir perspektife sahip polisiyeyi yazarına sorduk… Kayhan, gececi genç bir gazetecidir. En büyük arzusu, platonik aşkı Aylin’e açılabilmektir. Bir cumartesi günü Ortaköy’e gittiğinde bar çıkışında semtten bir gencin vurulduğunu öğrenir. İkinci Şube’de görevli komiser arkadaşı Coşkun’dan konuyla ilgili bilgi ister. Vurulma olayından 1 gün sonra arkadaşı Namık ortadan kaybolur, bir diğer arkadaşı Orhan da trafik kazası geçirir. Bu, kazadan ziyade bir cinayet teşebbüsüdür. Gözler, geçmişi karanlık seyyar köfteci Bahtiyar’a yönelir. Kısa bir süre sonra o da ortadan kaybolacaktır… Ayhan Kudat’ın ilk romanı Esrarengiz‘in genel çerçevesini böyle çizebiliriz. Bir de kendisinden dinleyelim istedik. Ayhan Kudat, Esrarengiz‘i anlatıyor… “Esrarengiz”i yazmaya ne zaman karar verdiniz? Aslında kitabın temeli, 2005 yılında CNN Türk’te çalıştığım dönemde atıldı. Hemen her gazetecinin veya basın kuruluşlarında çalışanların yaptığı gibi ben de ufak ufak yazardım. 1 hafta veya 1 ay sonra açıp okuduğumda “Boş ver, yazma sen en iyisi,” der ve beğenmezdim ama silmez, saklardım yazdıklarımı. Hayattan kesitlerdi bunlar, yaşanmışlıklardı… Hep emekli olduğumda yazdıklarımı elden geçirip kitap haline dönüştürme hayalim vardı ama kimseyle devamını oku...
Yeni Çıkanlar: Nesbø, Grangé, Armağan Tunaboylu ve Ayhan Kudat Polisiyeleri Raflarda

Yeni Çıkanlar: Nesbø, Grangé, Armağan Tunaboylu ve Ayhan Kudat Polisiyeleri Raflarda

Kuzey polisiyeleri denince akla ilk gelen isim Jo Nesbø’dan yeni Harry Hole macerası Susuzluk, Fransız polisiye-gerilim ustası Jean-Christophe Grangé’den Ölüler Diyarı, Armağan Tunaboylu’dan yeni Metin Çakır romanı Park Cinayetleri ve bir ilk roman; Ayhan Kudat’tan Esrarengiz raflardaki yerini aldı. Keyifli okumalar… Jo Nesbø ile başlayalım tanıtmaya. Norveçli yazarın sondan bir önceki Harry Hole romanı Susuzluk (The Thirst), Türkçe’de. Can Yapalak çevirisiyle raflardaki yerini alan kitabın konusu kısaca şöyle: Kurban, Tinder bağımlısı bir kadın. Soruşturma ekibinin elindeki tek kanıt, kadının yaralarındaki pas ve boya parçacıkları. 2 gün sonra ikinci bir cinayet işleniyor. Yine Tinder kullanıcısı aynı yaşlarda bir kadın, benzer şekilde öldürülmüş. Bu vakayı çözebilecek tek kişi var: Polisliği bırakan Harry Hole. Harry, artık sevdiği kadını ve oğlunu tehlikeye atmak istemiyor. Ne var ki bu cinayetlerle ilgili bir şey Harry’nin dikkatini çekiyor. Sanki “unutmaya çalıştığı bir adamın sesini” duyuyor. Rakel’e verdiği söze, tüm risklere rağmen Harry, daha önce elinden kurtulan katilin peşine düşmek zorunda… Kuzey polisiyelerinin “rock yıldızı” Jo Nesbø, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her kitabıyla çoksatanlar listelerinin gediklisi. Yazarın bu yaz çıkacak yeni Harry Hole romanı Knife da polisiyeseverlerin radarında olacaktır, eminiz. Susuzluk/Jo Nesbo Doğan Kitap/38,9 TL Jo Nesbø’dan bir başka çoksatar Jean-Christophe Grangé’nin Türkçe’deki son romanına geçelim. devamını oku...
Volker Kutscher’den Komiser Rath Serisinin Üçüncü Romanı: “Goldstein”

Volker Kutscher’den Komiser Rath Serisinin Üçüncü Romanı: “Goldstein”

Yine İletişim Yayınları etiketiyle çıkan Islak Balık ve Sessiz Ölüm romanlarıyla beğeni kazanan Alman polisiyeci Volker Kutscher, Komiser Rath serisinin üçüncü kitabı Goldstein ile bir kez daha Türk okurun karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Cem Sey’in dilimize kazandırdığı romanda Berlin’i karıştıran Amerikalı bir gangsterin hikâyesi anlatılırken, Nazilerin adım adım yükselişi de tüm çıplaklığıyla ortaya konuyor… Amerikalı bir gangster, Komiser Rath’ı Berlin’in yeraltı dünyasının tam ortasına sokmakla kalmıyor, bir de uluslararası mafya işlerine karıştırıyor. Çok boyutlu, karmaşık bir entrika. Fonda ekonomik buhranın yıkımı ve Nazilerin yükselişi… Küçük suçlar âleminin çocuk hırsızlarından boy boy mafyaya, uluslararası suç bağlantılarına ve ırkçı şiddete uzanan bir roman Goldstein. Babylon Berlin TV uyarlamasıyla uluslararası şöhret kazanan Komiser Rath dizisinin üçüncü romanı, sert bir polisiye… “Babylon Berlin” ile uluslararası arenada 1962 doğumlu Volker Kutscher, Alman dili ve edebiyatı, felsefe ve tarih öğrenimi gördü. Gazetecilik yaptı. İlk polisiye romanını 1995’te Christian Schnalke ile beraber yazdı, bunu biri yine aynı yazarla ortak olmak üzere iki roman izledi. Tanınmasını sağlayan, 2007 tarihli Islak Balık oldu. Islak Balık 2017’de, bu kitabın kahramanı Gereon Rath’ın ikinci vakasını ele alan Sessiz Ölüm ise bir yıl sonrasında İletişim Yayınları’ndan çıktı. Komiser Rath’ın vakalarına dayanarak çekilen Babylon Berlin adlı dizi, dünya çapında ün kazandı. Serbest yazar olarak Köln’de yaşıyor… Goldstein/Volker devamını oku...
Mehmet Eroğlu’dan Bir Polisiye Roman: “İyi Adamın On Günü”

Mehmet Eroğlu’dan Bir Polisiye Roman: “İyi Adamın On Günü”

İlk romanı Issızlığın Ortası‘nda ile ilk ödülünü almasının kırkıncı yılında Mehmet Eroğlu’dan polisiye bir roman geldi. İletişim Yayınları’ndan çıkan İyi Adamın On Günü, yalanlar, hazlar ve esrarengiz cinayetlerle örülü şaşırtıcı bir okuma vaadi sunuyor… Dört kadın ve bir adam… Kadınlardan en alımlısı ona ihanet etti, en zengini ondan çetrefil bir bilmece çözmesini istedi, en kurnazı labirentten çıkışı gösterdi, en seveceniyse hayatını hiç olmadığı kadar güzelleştirdi… On günde olup biten bir muamma… Kayıp bir meleğin peşine düşen herkes tarafından “iyi bir adam” olarak bilinen eski avukat Sadık’ın hafiyelik ve hayatındaki kadınlarla yüzleşme hikâyesi… İyi Adamın On Günü için, Mehmet Eroğlu’nun bugüne kadar yazdıkları arasında farklı bir noktada duruyor diyebiliriz ama çok katmanlı kurgusu diğerleriyle aynı. Yalanlarla, hazlarla ve esrarengiz cinayetlerle örülü şaşırtıcı bir polisiye İyi Adamın On Günü… Mehmet Eroğlu kimdir? 1948’de İzmir’de dünyaya gelen Mehmet Eroğlu, 12 Mart Muhtırası’nın gadrine uğramış isimlerden. O dönemde 6 yıl hapis cezası alan Eroğlu, 1974 genel affıyla tahliye edildikten sonra yazmaya başladı. İlk romanı Issızlığın Ortası, 1979 Milliyet Roman Ödülü’ne değer görüldü ama solcu ve antimilitarist unsurlar taşıdığı gerekçesiyle 12 Eylül Cuntası’nın baskısı yüzünden roman, ancak 1984 yılında yayımlanabildi. Issızlığın Ortası‘nı her biri siyasi roman geleneğinin usta işi eserlerinden Geç Kalmış Ölü, Yarım Kalan devamını oku...
Stephen King İmzalı “Hayatı Emen Karanlık”, Yeni Çevirisiyle Raflarda

Stephen King İmzalı “Hayatı Emen Karanlık”, Yeni Çevirisiyle Raflarda

Korku-gerilim üstadı Stephen King’in 1989 tarihli romanı Hayatı Emen Karanlık, Esat Ören imzalı yenilenmiş çevirisi, kapağı ve tam metniyle yeniden raflarda. Altın Kitaplar etiketiyle çıkan roman, sıradışı olay kurgusuyla dikkat çekiyor… Thad Beaumont, yıllarca George Stark takma adını kullanarak romanlar yazdı, şöhret ve para kazandı, kitapları çoksatanlar listelerine girdi ama bir gün bu takma adın ifşa edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, yıllardır istediği şeyi yapıp gerçeği kamuoyuna açıkladı. Popüler bir dergiye verdiği röportajla Stark’ın cenaze törenini düzenledi. Artık George Stark yoktu. Thad, bir daha bu isimle kitap yazmayacaktı. Ne var ki, Stark’ın “öldürülmesinde” katkısı olan kişiler, birer birer cinayete kurban gitmeye başlayınca bunun o kadar da kolay olmayacağı ortaya çıktı. Thad Beaumont’un hayatında bir şeyler fena halde ters gitmeye başlamış, kâbuslar geri dönmüştü. Ve serçeler yine uçmaya başlamıştı… Yayımlandığı tarihten hemen sonra bir klasiğe dönüşüp sinemaya da uyarlanan Hayatı Emen Karanlık‘ın özeti kısaca böyle… Hepsi dünya çapında çoksatanlar listesine giren 50’den fazla roman kaleme alan Stephen King, çağımızın en büyük korku-gerilim yazarı olarak anılıyor… Hayatı Emen Karanlık/Stephen King Altın Kitaplar/38 TL
Nuray Atacık’tan İkinci Polisiye: “Bukalemun”

Nuray Atacık’tan İkinci Polisiye: “Bukalemun”

İlk romanı Fener Balığı ile övgü alan Nuray Atacık, ikinci polisiyesi Bukalemun‘la okurun karşısında. Oğlak Maceraperest Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini alan roman, heyecanlı bir okuma vaadi sunuyor… Büyükannesinin her biri hayata dokunan masallarıyla büyümüş kız çocuğu… Akrabalarının sevgisi ve nefreti arasında kalmış genç kadın… Dokunulmaktan hoşlanmayan bilgisayar kurdu genç adam… Evinde beslediği tuhaf yaratıkla bağ kuran bir bilgisayar korsanı… Aile bireylerinden yalnızca birini sevmek için seçen baba… İdeolojileri uğruna insanları gözlerini kırpmadan öldürebilen teşkilat mensupları… Ve tüm bunların ekseninde görevine tutkuyla bağlı emniyet amiri… İlk romanı Fener Balığı vesilesiyle dergimizde konuk ettiğimiz Nuray Atacık, okurunu çok bekletmedi. Yazar, ilk romanda olduğu gibi yine sürükleyici, hızlı bir polisiyeye imza atmış. Bukalemun, Oğlak Maceraperest Kitaplar etiketiyle tüm kitapçılarda… Bukalemun/Nuray Atacık Oğlak Maceraperest Kitaplar/42 TL
Matthew FitzSimmons’ın İlk Romanı “Son Düşüş”, Türkçe’de

Matthew FitzSimmons’ın İlk Romanı “Son Düşüş”, Türkçe’de

Matthew FitzSimmons’ın ilk romanı Son Düşüş, Sezer Soner’in çevirisiyle Türkçe’ye kazandırıldı. Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini alan polisiye/gerilim türündeki kitap, Gibson Vaughn’lı serinin başlangıcına işaret ediyor… Son Düşüş, aile bağları, dostluk ve sadakatle şekillenen heyecanlı bir okuma vaadi sunuyor. Matthew FitzSimmons’ın ilk romanının konusu kısaca şöyle: ABD başkanlık seçimlerinin en güçlü adayı Başkan Yardımcısı Benjamin Lombard’ın kızı Suzanne, bir sabah ardında hiç iz bırakmadan ortadan kaybolur. ABD’nin en önemli kayıp vakalarından biri haline gelen bu olay, ülke çapında büyük yankı uyandırır. Herkesin sorduğu tek soru, bu vakanın yaklaşan seçimlerle nasıl bir bağlantısı olduğudur. Tüm güvenlik kurumları teyakkuza geçer, kapsamlı bir soruşturma ve geniş çaplı bir arama çalışması başlatılır fakat tüm çabalar sonuçsuz kalır. Ta ki 10 yıl sonra, genç kızın kayboluşunun yıldönümünde önemli ipuçlarına ulaşılana kadar… Bu yeni gelişme üzerine, Suzanne’i en iyi tanıyan kişiye; genç kızın yakın arkadaşı Gibson Vaughn’a başvurulur. Siyasi entrikalarla ve karmaşık olaylarla örülmüş bir hayatın sır perdesi aralanırken Vaughn, Suzanne’in ortadan kayboluşunun ardındaki gizemi ortaya çıkaramaya çalışır… Son Düşüş, Matthew FitzSimmons’ın ilk romanı. ABD’li yazar, çoksatanlar listesine giren romanın devamında yine Gibson Vaughn’lı üç kitap daha kaleme aldı, hatırlatalım… Son Düşüş/Matthew FitzSimmons Altın Kitaplar/35 TL
Arne Dahl: Polisiyeyi Ciddiye Almak Zorundayız, Kesinlikle!

Arne Dahl: Polisiyeyi Ciddiye Almak Zorundayız, Kesinlikle!

Jan Arnald, pek çokları için anlam ifade etmeyebilir ama “Arne Dahl” dersek işin rengi değişir sanırız. Arne Dahl ismini kullanarak yazdığı polisiyelerle dünya çapında şöhrete kavuşan Jan Arnald, şöhreti ilginç bulmadığını söylüyor. İsveçli yazar, “Sanırım Kuzeyli ton, polisiyeye yakışıyor,” diyor. Arnald’ın yazar adaylarına da bir tavsiyesi var: “Bir polisiye yazarı olarak her zaman derinlikli ve yaşayan karakterler yaratmaya gayret ettim. Kurguyu oluştururken karakterleri unutmayın!” Hayatınıza dair bir araştırma yapmaya kalkınca gördüm ki internette hakkınızda çok az bilgi yer alıyor. Bilinçli bir tercih sizinki sanırım. Bu kadar tanınan, bol ödüllü, çok okunan bir yazarı okurlarımız kadar biz de merak ediyoruz. Jan Arnald kimdir, buradan başlayalım isterseniz… Evet, bilinçli bir tercih. Bir bakıma Arne Dahl karakterinin arkasına gizleniyorum. Bu sayede özel yaşamım da bana özel kalıyor. Bu, münzevi biri olduğum anlamına gelmiyor tabii. Ben sadece şöhreti ilginç bulmuyorum. Fark edilmeden sokaklarda dolaşmayı tercih ediyorum. Peki, kimim ben? İsveç’in başkenti Stockholm’de dünyaya geldim. Hayatımın önemli bir bölümü de burada geçti. Almanya ve İspanya’da da yaşadım. Biri Berlin’de, diğeri Londra’da yaşayan iki yetişkin kızım var. İsveç’in edebiyat evreninde pek çok farklı işte çalıştım. Edebiyat dışında müzikten, spordan, seyahat etmekten hoşlanırım. Hayatımı çok göz önünde yaşamıyorum… “Her daim edebiyatın içinde oldum” Dünya sizi Arne Dahl devamını oku...
Ayşe Kara’dan İstanbul, Bizans ve Osmanlı’ya Dair Farklı Bir Roman: “İstanbul’un Çağrısı”

Ayşe Kara’dan İstanbul, Bizans ve Osmanlı’ya Dair Farklı Bir Roman: “İstanbul’un Çağrısı”

İlk romanı Lâ’l ile 2010 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nin Yılın Romanı Ödülü’nü alan Ayşe Kara, bu kez İstanbul’un Çağrısı ile okuruyla buluştu. Timaş Yayınları etiketiyle çıkan roman, İstanbul’un fethinin hemen öncesine dair farklı ve çarpıcı bir öykü anlatıyor… Sultan Mehmed’in rüyası. İmparator Konstantin’in ve Bizans’ın son sığınağı. Peygamber sözüyle müjdelenen, İsa’nın ve Meryem’in himayesinde olduğuna inanılan, uğruna candan geçilen şehir. Erguvan renkli tüllerle bezenmiş davetkâr güzel. İstanbul… Ayşe Kara, son romanı İstanbul’un Çağrısı‘nda İstanbul’u konuşturuyor. Şehrin dile geldiği roman, zengin karakterleri ve olay örgüsüyle çok katmanlı bir tarihi roman kurgusu sunuyor. Sultan Mehmed’den Konstantin’e, Anna’dan Ak Şeyh’e, Celep Munzur’dan Burunsuz Gregoryus’a pek çok farklı karakter, girip çıkıyor öyküye… İstanbul, dile geliyor Bir yanda bin yıllık başkentlerini kaybetme ihtimalini ilk kez bu kadar derinden hisseden Bizanslılar, bir yanda her şeyi göze almış Türkler… Ve Osmanlı ordugâhında peş peşe işlenen cinayetler, esrarengiz bir katil… Bir Bizans oyunu mu bu? Yoksa Sultan Mehmed’in hiç beklemediği yerden gelecek bir hesaplaşma mı? Bir şehri korumak ya da fethetmek için ne gerekir sorusu hep zihinlerde… Ayşe Kara’dan karakterleri, kurgusu, tarihi atmosferi, incelikle işlenmiş ayrıntılarıyla İstanbul’a, Bizans’a ve Osmanlı’ya dair farklı bir roman; İstanbul’un Çağrısı… İstanbul’un Çağrısı/Ayşe Kara Timaş Yayınları/32,5 TL