“Mindhunter”: Muhteşem Görsellikteki Bir Tiyatro Oyunu Gibi I Kaya Heyse

“Mindhunter”: Muhteşem Görsellikteki Bir Tiyatro Oyunu Gibi I Kaya Heyse

Netflix yapımı Mindhunter, “Vahşi cinayetler neden işleniyor, nasıl seri katil olunuyor? Suçlu doğulur mu yoksa olunur mu? Neden sebepsiz olarak şiddete başvururuz?” gibi soruların ilk kez sorulduğu döneme götürüyor bizi. İnsan psikolojisini irdeleyen, derinlemesine ve korkutucu bir yolculuğa bir davet. Dizi aslında muhteşem görsellikteki bir tiyatro oyunu gibi. Takip etmek biraz zor olabilir ama karakterler öylesine etkileyici, oyuncu performansları o kadar üst düzey ki ekrandan gözlerinizi alamıyorsunuz… Şiddet, kabul etsek de etmesek de hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Şiddet, bizi sadece korkutmaz, midemizi bulandırmaz. Bazen bizleri uyuşturur, hatta hipnotize eder. Hayvanlara uygulanan şiddeti izlerken alt üst olur ancak gözlerimizi alamayız. IŞİD terörü, şiddeti kafa kesme videolarıyla, canlı canlı insan yakma prodüksiyonlarıyla adeta ana akım hale getirdi. Nereye baksak, nereye dönsek fiziksel, psikolojik ya da çevreye yönelen şiddetle karşılaşıyoruz. Şiddet, her yerde. Şiddet, hayatın karanlık yüzü. Şiddet, insan işi. Dolayısıyla genel olarak sanat ya da genellemeden kaçınarak yazalım; sinema ve televizyon da şiddet olgusunu her zaman işledi, işlemeye de devam edecek. Türe yeni bir soluk Netflix yapımı Mindhunter da işte tam bu konuyu ele alıyor: Vahşi cinayetler neden işleniyor, nasıl seri katil olunuyor? Suçlu doğulur mu yoksa olunur mu? Neden sebepsiz olarak şiddete başvururuz? Mindhunter, kalabalık ve çok işlenmiş bir polisiye türü devamını oku...
Baba-Oğul Kinglerden “Uyuyan Güzeller”

Baba-Oğul Kinglerden “Uyuyan Güzeller”

Korku-gerilim edebiyatının ustası Stephen King’in oğlu Owen ile kaleme aldığı Uyuyan Güzeller (Sleeping Beauties), sonunda Türkçede. Altın Kitaplar etiketiyle piyasaya çıkan roman, erkek egemen sistemin kadınlara yönelik tahakkümünü ve zihniyet dünyasını eleştiriyor… Bir gün bütün kadınlar, uykuya daldığında vücutlarını saran bir tür kozanın içinde hapsolur ve bir daha uyanamazlar. Eğer uyandırılırlarsa veya bedenlerini saran o koza bir şekilde yırtılırsa diğerleri için ölümcül bir tehdit haline gelirler. Uyudukları sırada başka bir yere gider kadınlar; daha güvenli ve adil bir yerdir burası, erkek şiddeti ve nefret değil, uyum ve dayanışma vardır. Kendilerine yeni bir hayat kurmaya başlarlar. Gizemli Evie… Yalnızca bir kadın bu uyku hastalığından etkilenmez. Her şeyin başlangıcı ve sonu olan gizemli bir kadın: Evie. O, incelenmesi gereken bir tıbbi anomali midir, yoksa öldürülmesi gereken bir iblis midir? Kadınların terk ettiği ve en ilkel dürtüleriyle baş başa kalan erkekler fikir ayrılığına düşerler. Eşlerinin ve kızlarının geri dönmesi için kimi Evie’yi öldürmek, kimi de onu kurtarmak ister. Gezegendeki bütün kadınların (ve erkeklerin) kaderi, bu birkaç gün içinde Dooling adlı küçük kasabada belli olacaktır… Altın Kitaplar etiketli roman satışta Korku-gerilim edebiyatının büyük ustası Stephen King’in oğlu Owen King ile yazdığı Uyuyan Güzeller (Sleeping Beauties), Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini aldı. Roman, erkek egemen devamını oku...
Samantha King İmzalı “Dilemma”, Karakarga Yayınları’ndan Çıktı

Samantha King İmzalı “Dilemma”, Karakarga Yayınları’ndan Çıktı

Britanyalı yazar Samantha King’in psikolojik gerilim türündeki romanı Dilemma, raflardaki yerini aldı. Karakarga Yayınları etiketini taşıyan romanda yazar, çocuklarıyla kaygı ve endişe dolu bir hayata kapanan Maddie’nin hikâyesini anlatıyor… Bir annenin en korkunç kâbusuyla yüzleşmek zorunda kalarak çocuklarından hangisinin yaşayıp hangisinin öleceğine karar vermesi gerektiğini düşünün… Madeleine, hayatını çocuklarına adamış bir annedir. İkizlerinin 10. doğum gününün sabahında sevgisi test edilecektir. Bir katil evine girer ve ona korkunç bir ikilem sunar: Çocuklarından biri ölmek zorunda… Hangisini tercih edersin? Samantha King, Dilemma‘da âşık olup evlendikten sonra mesleki hayallerini kenara itip çocuklarıyla birlikte kaygı ve endişe dolu bir hayat yaşayan Maddie’nin hikâyesini, erkek şiddetinin en sinir bozucu ve soluksuz bırakan ayrıntılarıyla anlatıyor… Eşi ve iki küçük çocuğuyla Londra’nın batısında yaşayan uzman psikoterapist King, ilk romanını kaleme alırken kendi ailesinden esinlendiğini belirtiyor… Dilemma/Samantha King Çeviri: Begüm Kovulmaz Karakarga/25 TL
“The Girl In The Spider’s Web”den Fragman Var

“The Girl In The Spider’s Web”den Fragman Var

Yapımı yılan hikâyesine dönen Milenyum Serisi’nin devam filmi The Girl In The Spider’s Web‘de sona yaklaşıyoruz. Claire Foy’un başrolde olduğu filmden ilk fragman geldi… David Fincher imzalı, 2011 yapımı The Girl With The Dragon Tattoo‘dan (Ejderha Dövmeli Kız) sonra yönetmenle stüdyo arasında çıkan anlaşmazlık, serinin devamını zora sokmuştu. 2015’te Fincher ile filmin iki başrol oyuncusu Rooney Mara (ki kendisi devam filminde rol almaya istekliydi) ve Daniel Craig olmaksızın yola devam kararı alındı. Yepyeni bir kadro ve yönetmenle yola çıkıldı ve o film şimdi karşımızda. Lisbeth Salander’i bu kez Claire Foy canlandırıyor 2004 yılında hayata veda eden Stieg Larsson’un Milenyum Serisi’nin devamını, kendisi gibi İsveçli olan David Lagercrantz getirmişti. The Girl In The Spider’s Web, serinin dördüncü, Lagercrantz’ın serideki ilk romanı. Romanı sinemaya Steven Knight ve Jay Basu uyarlarken, filmin yönetmenliğini Fede Álvarez üstlendi… The Girl In The Spider’s Web‘de aykırı bilgisayar korsanı Lisbeth Salander rolünde bu kez The Crown dizisinin Altın Küre ödüllü yıldızı Claire Foy’u izleyeceğiz. Salander’in ortağı gazeteci Mikael Blomkvist rolünde ise Daniel Craig yerine Sverrir Gudnason var. Filmde bu iki ismin yanı sıra Sylvia Hoeks, Claes Bang, Cameron Britton, LaKeith Stanfield, Vicky Krieps ve Stephen Merchant, başlıca rolleri üstleniyor… Film, 9 Kasım’da vizyonda Aksiyon dozu yüksek filmde devamını oku...
Tarantino’nun “Rüya Karması”na Katılan Son İsim, Al Pacino

Tarantino’nun “Rüya Karması”na Katılan Son İsim, Al Pacino

Son birkaç aydır gün geçmiyor ki Quentin Tarantino’nun son filmi Once Upon a Time in Hollywood‘dan yeni, daha önemlisi bomba bir haber gelmesin… Manson Cinayetleri’ni odağına alan filmin kadrosuna katılan son isim, yaşayan efsane Al Pacino oldu. Bundan aylar önce Leonardo DiCaprio, Brad Pitt, Margot Robbie’nin isimleri ortada geziyordu. Bunlardan biri bile kadroya katılsa yeterdi ama Quentin Tarantino, rüya karmayı kurmayı aklına koymuştu anlaşılan. Adım adım ilerleyen Tarantino, neredeyse her gün yeni bir ismi veya isimleri açıkladı, açıklanan bu isimlerden sonra her seferinde “Yok artık, o da mı ekibe dahil oldu? Acaba dahası gelecek mi?” yorumları yapıldı. Yorumlar yersiz değildi, yaşayarak öğrendik ve son isim, “Yok artık,” yorumunu taçlandırdı. Evet, Al Pacino, yaşayan efsane, Tarantino’nun Manson Cinayetleri’ni odağına aldığı yeni filmi Once Upon a Time in Hollywood‘un kadrosunda… Daha önce Tarantino ile hiç çalışmamış büyük ustayı, Leonardo DiCaprio’nun canlandıracağı karakterin menajeri Marvin Shwarz rolünde izleyeceğiz. Rüya kadroda kimler var? DiCaprio demişken filmde rol alacak isimleri alt alta koymakta yarar var: Leonardo DiCaprio, gözden düşmüş eski TV yıldızı Rick Dalton rolünde. Brad Pitt, Dalton’ın uzun yıllara dayanan dostu ve dizilerdeki dublörü Cliff Booth’u canlandırıyor. Margot Robbie, Manson çetesinin katlettiği, Dalton’ın kapı komşusu aktris Sharon Tate rolünü üstleniyor. Bu isimler dışında rüya devamını oku...
Robert Redford’un Oyunculuğa Veda Filmi: “The Old Man and the Gun”

Robert Redford’un Oyunculuğa Veda Filmi: “The Old Man and the Gun”

Sinemanın yaşayan efsanesi Robert Redford, oyunculuğa daha fazla devam etmeyeceğini aylar önce açıklamıştı. Redford, son bir filmle kariyerinin bu kısmına veda etmeye hazırlanıyor. 70’lerin harika atmosferinde geçen The Old Man and the Gun, ustanın emekliliğine yakışır cinsten hoş bir seyirlik vaat ediyor… 70’lerinde cezaevinden kaçıp banka soygunlarına devam eden eski suçlu Forrest Tucker’ın gerçek hayat öyküsüne dayanan The Old Man and the Gun, güçlü kadrosu ve sağlam kamera arkası ekibinin yanında Robert Redford’un oyunculuğa veda edeceği film olması açısından önem taşıyor. Redford’a Sissy Spacek ve Casey Affleck eşlik ediyor Redford’un kibar ama tehlikeli soyguncu Tucker karekterine hayat verdiği filmde, efsanevi aktöre Tucker ile aşk yaşayan Jewel karakterini canlandıran Sissy Spacek, Tucker’ı yakalamaya takan ama her seferinde başarısız olan dedektif John Hunt’ı oynayan Casey Affleck, tecrübeli oyuncu Danny Glover, Tom Waits ve Tika Sumpter eşlik ediyor. Film, 28 Eylül’de gösterimde Aksiyon vaadi içermeyen eski usül bir film The Old Man and the Gun, klasik bir soygun filmi olmaya aday… Filmin yönetmeni, daha önce Pete’s Dragon‘da Redford’la çalışan David Lowery. Robert Redford’un aynı zamanda yapımcılar arasında yer aldığı The Old Man And The Gun, 28 Eylül’de vizyona girecek…
“Kara Kitap”, Polisiye mi Tasavvuf Eseri mi? İkisi de! I Çağla Üren

“Kara Kitap”, Polisiye mi Tasavvuf Eseri mi? İkisi de! I Çağla Üren

Kara Kitap, polisiye roman türünde olsa da katili arayan bir dedektif anlatısından ayrılan ve katili bulmanın gittikçe önem kaybettiği bir metindir. Çünkü Galip’in yolculuğu sonunda bulduğu şey, kayıp karısı Rüya’dan çok yazma edimidir. Roman, bu olay örgüsü aracılığıyla yazma edimi ve yazarlık konusunu temel sorun haline getirir. Böylece yapısal olarak, kayıp şahsı arayan bir dedektifin hikâyesiyle geleneksel edebiyatın tasavvufi metinlerini yeniden yazmış olur… Berna Moran, Orhan Pamuk’un Kara Kitap romanı için, “Birçok postmodernist romanda olduğu gibi Kara Kitap‘ın konusu da anlatının kendidir,” der. Polisiye türdeki Kara Kitap‘ta yazarlık ve yazma edimi gerçekten de çok fazla irdelenir. Hatta romanın polisiyeliğini de çoğu zaman gölgede bırakır. Romanın başkarakteri Galip’in kendisini terk eden karısı Rüya’yı arayışında somut hale gelen polisiye olay örgüsü, aşağıda bahsedeceğimiz anlatım teknikleri, romanın yapısı ve karakter çizimleri aracılığıyla yerini tasavvufi ve yaratıcılıkla ilgili bir arayışa bırakır. Galip: Dedektif değil, yazar ve kâşif Romanda bir dedektif edasıyla karısını aramaya başlayan Galip karakterinin zihinsel süreçlerine iç monologlar aracılığıyla şahit oluruz. Onunla birlikte hem önemli tartışmalar yapar hem de cinayetle sonuçlanan tekinsiz bir yolculuğa çıkarız. Ancak Galip’in takındığı dedektif tavrı gittikçe değişir ve İstanbul sokaklarında ipuçlarına değil, tesadüflere dayanan keşif haline gelir. Galip, bu şekilde aslında romanın henüz başında talep ettiğini üretir. devamını oku...
Idris Elba’nın Yönettiği “Yardie”den Fragman Var

Idris Elba’nın Yönettiği “Yardie”den Fragman Var

Idris Elba’nın sinemadaki ilk yönetmenlik denemesi Yardie‘den fragman geldi. 70’lerden 80’lere uzanan bir süreçte Londra’da geçen polisiye, yaz sonunda gösterime girecek… Başlıca rolleri Aml Ameen, Stephen Graham, Akın Gazi, Everaldo Creary, Sheldon Shepherd, Shantol Jackson ve Naomi Ackie’nin üstlendiği Yardie, çocukluğunda gözleri önünde ağabeyi öldürülen Jamaikalı D’nin (Aml Ameen) öyküsünü anlatıyor. D’nin hikâyesi Jamaika asıllı Victor Headley’nin aynı adlı romanından uyarlanan filmin konusu kısaca şöyle: Ağabeyinin öldürülmesiyle yaşadığı travmayı bir türlü atlatamayan D, Kingston’ın hâkimi, müzik prodüktörü King Fox’un (Sheldon Shepherd) kanatları altında büyümüştür. Fox, bir gün onu Londra’ya çağırır. Suç dünyasına adımını atan D, orada 10 yıl önce ağabeyini öldüren bugünün güçlü suç baronu Rico ile (Stephen Graham) karşı karşıya gelecektir. “Yardie”, 24 Ağustos’ta vizyona giriyor Olumlu eleştiriler alan film, önce Wire, ardından da Luther ile çıkış yapan, sonrasında son dönemin en popüler oyuncularından biri haline gelen Britanyalı aktör Idris Elba’nın sinemadaki ilk yönetmenlik denemesi. Romanın sahibi Victor Headley’nin aynı zamanda senaryosuna da katkıda bulunduğu polisiye, ilk kez şubat ayında Sundance Film Festivali’nde gösterilmişti. Yardie, Britanya’da 24 Ağustos’ta vizyona girecek…
John Malkovich, Agatha Christie Uyarlamasında Hercule Poirot Rolünde

John Malkovich, Agatha Christie Uyarlamasında Hercule Poirot Rolünde

Kenneth Branagh, Alfred Molina ve unutulmaz David Suchet… Sırada John Malkovich var. Usta aktör, BBC için çekilecek Agatha Christie uyarlaması The ABC Murders‘da polisiye kraliçesinin ölümsüz kahramanı Hercule Poirot’yu canlandıracak… 1936 tarihli Agatha Christie romanı The ABC Murders (Türkçeye Cinayet Alfabesi olarak çevrilmişti), 1965’te The Alphabet Murders ismiyle sinemaya uyarlanmıştı önce. Yıllar sonra bu kez BBC eliyle mini dizi oluyor polisiyenin kraliçesinin eseri. Tecrübeli isimler kadroda Dizide Christie’nin kahramanı Belçikalı dedektif Hercule Poirot’yu usta isim John Malkovich canlandırıyor. Çekimlerine önümüzdeki ay başlanacak The ABC Murders‘da aktöre Harry Potter serisinden hatırlayabileceğiniz Rupert Grint’in yanı sıra Andrew Buchan (Broadchurch), Eamon Farren (Twin Peaks), Tara Fitzgerald (Game of Thrones), Bronwyn James (Harlots) ve Freya Mavor (The Sense of an Ending) gibi tecrübeli isimler eşlik edecek. Altı yeni uyarlama yolda Sarah Phelps’in senaryosunu yazdığı dizinin yönetmeniyse The Frankenstein Chronicles‘dan Alex Gabassi… BBC ile Christie’nin haklarını elinde bulunduran Agatha Christie Limited’in anlaşması uyarınca altı yeni dizi uyarlaması daha yolda, hatırlatalım…
Stephen King’i Korkutan Yazardan Yeni Kitap: Şeytan Kayası

Stephen King’i Korkutan Yazardan Yeni Kitap: Şeytan Kayası

2015 Bram Stoker Ödülleri’nde Romanda Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülen Kafamdaki Hayaletler‘in yazarı Paul Tremblay’in yeni kitabı Şeytan Kayası, raflardaki yerini aldı. Numen Yayıncılık etiketiyle çıkan romanında yazar, okuru kayıp bir çocuğun izini sürmeye çağırırken herkese küçük bir tavsiye veriyor: “Şeytanı yalnızca ona gerçekten bakmadığınızda görebilirsiniz.” 19. yüzyılda, bugün ABD’deki Borderland Milli Parkı’nın bulunduğu bölgeye köprü inşa etmeye giden işçiler, tüyler ürpertici bir deneyim yaşar. İnsanların arzu ve zayıflıklarından faydalanmak için kulaklarına arsız vaatler fısıldayan şeytanın neden olduğu kaos ve acı, Oakes Eastman adında zengin bir adamın araziyi satın alıp şeytanı ormandaki ortası yarık bir kayanın içine hapsetmesiyle son bulur… Şeytanı yalnızca ona bakmadığınızda görebilirsiniz Aradan 200 yıl geçer. Tommy adında bir çocuk, iki arkadaşıyla buluşmak için çıktığı evine bir daha dönmez. Tommy her yerde aranırken annesi Elizabeth, oğlunun hayaletinin kendisini ziyaret ettiğine inanmasına neden olacak işaretler görmeye başlar. Tommy hayatta mıdır yoksa ölmüş müdür? Evden mi kaçmıştır yoksa istediği halde evine dönemiyor mudur? Elizabeth’in gördükleri hayal midir peki? Yoksa Tommy, ona bir şeyler anlatmaya mı çalışıyordur? Kafamdaki Hayaletler‘in yazarı Paul Tremblay, geçen yıl British Fantasy Society Ödülleri: “August Derleth” En İyi Korku Romanı Ödülü sahibi yeni kitabı Şeytan Kayası‘nda okuru kayıp bir çocuğun izini sürmeye çağırırken herkese küçük bir devamını oku...