“The Bletchley Circle”: Kodların Gölgesinde Kadınlar I Ezgi Özcan

“The Bletchley Circle”: Kodların Gölgesinde Kadınlar I Ezgi Özcan

Bletchley Park adını muhtemelen çok azımız duymuştur. The Bletchley Circle adlı İngiliz polisiye dizisini izleyene kadar ben de duymamıştım. II. Dünya Savaşı esnasında, Nazi ordularının haberleşmek için kullandıkları kod sistemini kıran ekibin çalıştığı üssün adı, Bletchley Park. The Bletchley Circle ise, o üste çalışan bir grup kadının öyküsünü anlatıyor… “Sen benim karımsın, her şeyden önce bir annesin… Kararını ver.” Tutkuyla peşinden koştuğunuz bir amacınız varken dikkatinizin olması gereken yerden dağıldığını gören kocanız size bu cümleyi kursa ne cevap verirsiniz? Kadınlık görevlerinizin hatırlatıldığı bir noktada seçim yapmanız söylense hakkınızı hangisinden yana kullanırsınız? Bir kadın, bir erkeğin karısı ve çocuklarının annesi olmaktan fazlası olabilir mi? Ne saçma soru… Feminist tartışmaların teorik düzleminde, belletilmiş modernizm öğretilerinde, kalkınmacı ülkelerin ekonomik reçetelerinde, sağcı ve muhafazakâr olmayan sosyal katmanlarda, popüler kadın kültürünün dilinde buna verilecek cevap “Tabii ki!” olacaktır. “Tabii ki bir kadın her şey olabilir!” Bugünlerde kadınlardan beklenen bu. Her şey olmak zorundayız. İyi anne, iyi eş, iyi sevgili, iyi çalışan, iyi organizatör, iyi denge sağlayıcı, iyi her şey! İstediğini olmak isteyen kadın, her şey olmak zorunda kalıyor. Peki, her şey olan bir kadının istediğini olma, varlığını gerçekleştirme ihtimali ne kadar? Bletchley Park’ın öyküsü Bletchley Park adını muhtemelen çok azımız duymuştur. The Bletchley Circle adlı İngiliz polisiye devamını oku...
“Bozkır”, Ekran Serüvenine Bu Akşam Başlıyor

“Bozkır”, Ekran Serüvenine Bu Akşam Başlıyor

Bir dönem dergimizde yayımlanan Levent Cantek’in yazıp Murat Başol’un çizdiği çizgi roman Bozkır, televizyon macerasına hazır. Polisiye dizi, ilk bölümüyle bu akşam BluTV’de… Yiğit Özşener, Ekin Koç, Nur Fettahoğlu, Merve Çağıran ve Bige Önal ile usta oyuncu Altan Erkekli’nin kadrosunda yer aldığı 10 bölümlük Bozkır‘ın yapımcılığını ARC Film üstleniyor. Polisiye dizinin yönetmeni, Bugünün Saraylısı ve Eski Hikaye gibi dizilere imza atan Bahadır İnce. “Her katil, yaşadığı yere benzer” Levent Cantek’in genel öyküsünü kaleme aldığı, senaryosunu Ali Demirel ve Barış Erdoğan ile yazdığı Bozkır‘ın konusu kısaca şöyle: Deneyimli başkomiser Seyfi ile (Yiğit Özşener) genç, delidolu ve çaylak polis Nuri Pamir (Ekin Koç), şehirde bir çocuk cinayetiyle karşı karşıya kalır. Bu cinayet, onları şehrin nüfuslu işadamı Abbas Bey (Altan Erkekli) ve kızı Dilara’ya (Nur Fettahoğlu) götürüyor. Daha önce Masum, 7Yüz ve Sıfır Bir-Bir Zamanlar Adana‘da gibi işleri izleyicilerle buluşturan BluTV’nin iddialı dizisi, ekran serüvenine bu akşam başlıyor…
Peter Swanson İmzalı “Korkunun Kıskacında” Raflarda

Peter Swanson İmzalı “Korkunun Kıskacında” Raflarda

Öldürmeye Değer Kişiler ve Kalbimdeki Gizli Katil kitaplarının yazarı Peter Swanson’ın yeni romanı Korkunun Kıskacında, Zişan Sarı çevirisiyle Altın Kitaplar’dan çıktı. ABD’li yazar, romanına Alfred Hitchcock’un ölümsüz eseri Arka Pencere‘ye de saygı duruşunda bulunuyor… Kate Priddy, çocukluğundan beri kaygı bozukluğuyla baş etmeye çalışan bir genç kızdır. Onu birkaç yıl önce ölümden döndüren talihsiz olay yüzünden panik atak krizleri geçirmektedir. Boston’da yaşayan yakışıklı ve havalı kuzeni Corbin, kendi dairesini 6 aylığına onun Londra’daki dairesiyle değiştirmek istediğinde Kate, kendini hiç tanımadığı bir kentte, yepyeni bir tehlike içinde bulur. Çünkü yan komşusu Audrey Marshall cinayete kurban gitmiştir ve bu cinayet başka kadınların ölümleriyle de bağlantılıdır… Hitchcock’un “Arka Penceresi”ne saygı duruşu Son dönemde polisiye tutkunlarının yakından takip ettiği yazarların başında gelen Peter Swanson’ın yeni romanı Korkunun Kıskacında, insan psikolojisinin en karanlık ve ilkel yönlerini açığa çıkarma iddiasını taşıyan, gerilimin hiç düşmediği bir okuma vaadi sunuyor. Öldürmeye Değer Kişiler ve Kalbimdeki Gizli Katil adlı kitapları daha önce Altın Kitaplar’dan çıkan 1968 doğumlu ABD’li yazar, bu eserinde Hitchcock’un Arka Pencere‘sine de saygı duruşunda bulunuyor… Korkunun Kıskacında/Peter Swanson Altın Kitaplar/32 TL
Schorlau’nun Bir Dengler Macerası Daha Türkçe’de: “Kavuran Soğuk”

Schorlau’nun Bir Dengler Macerası Daha Türkçe’de: “Kavuran Soğuk”

Siyasi polisiyenin ustası, Alman yazar Wolfgang Schorlau imzalı bir Dengler macerası daha Türkçe’ye kazandırıldı. Dergimizin de yazarları arasında bulunan Schorlau’nun 2009 tarihli Kavuran Soğuk romanı, Hulki Demirel çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı… Alman ordusunun Afganistan’daki gizli görevinden dönüşte travmaya bağlı olarak sorunlar yaşayan, öfke nöbetleri yüzünden saldırganlaşan, psikiyatrik tedavi gören bir gedikli başçavuş Hans-Jörg Singer, bir anda hiç iz bırakmadan ortadan kaybolur. Karısı Sarah, özel dedektif Georg Dengler’den yardım ister. Polis de başçavuşu aramaktadır. Orduysa kayıp askerini aramakla pek ilgilenmiyor gibidir. O ara, birtakım esrarengiz cinayetler de işleniyordur… Siyasi polisiyenin ustası Wolfgang Schorlau’nun 2009 tarihli romanı Kavuran Soğuk, sonunda Türkçe’de. Karanlık bir vakanın arka planında dönüp dönüp Afganistan’da aslında neler olduğuna bakıyor roman. Dedektif Dengler, garip bağlantıların, zekâyı fazla mesaiye zorlayan ipuçlarının peşinde. Okursa, hem bunun hem de Dengler’in özel hayatı, duygu karmaşaları, sevgilisiyle tutkulu ilişkisinin… 221B Dergi’nin de yazarları arasında bulunan siyasi polisiye ustasının üç Dengler macerası; Koruyan El, Mavi Liste ve Münih Komplosu, daha önce yine İletişim Yayınları tarafından basılmıştı, hatırlatalım… Kavuran Soğuk/Wolfgang Schorlau İletişim Yayınları/27 TL
Yasin Uzun’dan Bir İlk Roman: Bir Dosya Üç Cinayet

Yasin Uzun’dan Bir İlk Roman: Bir Dosya Üç Cinayet

Bir Dosya Üç Cinayet, Yasin Uzun’un ilk romanı… Yazarın farklı kıta ve ülkelerde, uzun bir zaman dilimine yayılan polisiyesinde, eski BM Barış Gücü askeri, yarı Türk yarı İngiliz Hector’un peşinden Bangkok’tan Londra’ya, Sudan’dan Rotterdam’a dolaşıyoruz. Hector ise, hem av hem de avcı rolünde sıradışı bir seri katilin peşinde… “Bir Dosya Üç Cinayet”i yazmaya başlamadan önce neler yapıyordunuz? Kısaca tanıyalım sizi… İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ekonomi okudum. O dönem, Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri daha umut verici bir seviyede devam ediyordu. Ben de o konuda eğitimime devam etmek istedim. Marmara Üniversitesi’de AB İktisadı üzerine yüksek lisans yaptım ardından. Ne yazık ki hepimizin bildiği üzere Avrupa maceramız pek iyi gitmedi. İş Bankası’da bir süre çalıştıktan sonra şimdiki ismiyle Ticaret Bakanlığı’nda göreve başladım. 8 yıldır da buradayım. Vaktimin büyük kısmı, davranışsal iktisat gibi yeni teoriler ya da veri madenciliği ve blokzincir gibi gelişen teknolojilerin bakanlığımızda ve genel olarak kamu sektöründe nasıl kullanılabileceğini araştırmakla geçiyor diyebilirim. “Bir Dosya Üç Cinayet”, Temmuz ayında piyasaya çıktı. Kitabı ne zaman yazdınız? Kitabı yaklaşık 3 yıl önce yazmaya başladım. Sıkı bir polisiye okuru olarak uzun bir süredir yazmayı denemek istiyordum. Ankara’daki rutin içerisinde fırsat bulamamıştım. Konfor alanımdan çıkmam gerekiyordu sanırım. 2015 yılında Londra’ya yüksek lisans için gittiğimde kırılma anını devamını oku...
221B Dergi’nin 17. sayısı, Piyasaya Çıktı

221B Dergi’nin 17. sayısı, Piyasaya Çıktı

Çok beklettik, siz okurlarımızı endişe ve üzüntüye sevk ettik ama 221B Dergi’nin yeni sayısı, sonunda raflardaki yerini aldı. Yeni sayımızda neler var yakından bakalım mı? 17. sayımızın kapak konusu “Polisiyede Yardımcı Dedektifler…” Sherlock Holmes’ü Dr. Watson’dan, Hercule Poirot’yu Hastings’ten ve Strike’ı Ellacott’tan bağımsız düşünebilmek pek mümkün değil, öyle değil mi? “Dedektifler ne yer, ne içer?” köşesinde Fulya Turhan, Dr. Watson’ı incelerken, üstadımız Erol Üyepazarcı, Agatha Christie’nin dedektiflerine yardımcı olan karakterleri, Oytun Özgür de Fransız polisiyesinde karşılaştığımız yardımcı dedektifleri analiz etti. Doruk Tatar ise, casus edebiyatında yardımcı karakter konseptini ele aldı yeni sayımızda. Peki Türk polisiyelerindeki yardımcı dedektifler? Saniye Çancı Çalışaneller’in kaleme aldığı Algan Sezgintüredi’nin Vedat ile Tefo karakterleri analizi, yeni sayımızda. Yeni sayının kapak konusu, Polisiyede Yardımcı Dedektifler Ayrıca Tülay Güneş Kılıç, P. D. James’in yarattığı yeni kadın dedektif konseptini, Çağla Üren, Roman Polanski ve sinemasını, Melike Yazıcı Çangur, Isabel Allende’nin polisiye türündeki ilk eseri Cinayet Oyunu‘nu, Ekin Açıkgöz de, James Bond’un kullandığı silahları yazdı. Siyasi polisiyenin ustası, Alman yazar Wolfgang Schorlau ise, Münih Komplosu‘nun yazılış öyküsünü kaleme aldı. Karin Slaughter röportajı, 17. sayımızda Yeni sayımızda, romanları onlarca dile çevrilip milyonlarca kopya satan modern polisiyenin önemli isimlerinden Karin Slaughter’la yapılan özel röportaj da yer alıyor. Tabii her zaman olduğu gibi devamını oku...
Levent Cantek imzalı “Bozkır”, Yakında BluTV’de

Levent Cantek imzalı “Bozkır”, Yakında BluTV’de

Levent Cantek’in yazıp Murat Başol’un çizdiği çizgi roman Bozkır, bir dönem dergimizde yayımlanmıştı, okurlarımız hatırlayacaktır. Çizgi dizi oradan yola çıkıp daha da büyüdü, televizyona yelken açtı. Levent Cantek’in genel öyküsünü kaleme aldığı dizi, yakında BluTV’de başlıyor… Levent Cantek’in öykünün çerçevesini çizip Ali Demirel ve Barış Erdoğan ile senaryosunu yazdığı Bozkır‘ın yapımcılığını ARC Film üstleniyor. Polisiye dizinin yönetmeni, Es Es, Bugünün Saraylısı ve Eski Hikaye gibi dizilere imza atan Bahadır İnce. Başrollerde Yiğit Özşener’le Ekin Koç yer alıyor Kadroya gelince: Başrolleri Yiğit Özşener’le Ekin Koç üstleniyor. Onlara Nur Fettahoğlu, Merve Çağıran, Bige Önal ve tecrübeli oyuncu Altan Erkekli eşlik ediyor. Deneyimli başkomiser Seyfi ile (Yiğit Özşener) genç, delidolu ve çaylak polis Nuri Pamir’in (Ekin Koç) bir çocuk cinayetini aydınlatmaya çalışacağı dizi, farklı kurgusuyla izleyicisini büyük bir bulmacanın içine çekmeyi hedefliyor. Daha önce Masum, 7Yüz ve Sıfır Bir-Bir Zamanlar Adana’da gibi önemli işleri izleyicilerle buluşturan BluTV’nin iddialı dizisi Bozkır, yakında ekranda olacak…
True Detective’de 3. Sezon, 13 Ocak’ta Başlıyor

True Detective’de 3. Sezon, 13 Ocak’ta Başlıyor

True Detective‘in uzun süredir merakla beklenen yeni sezonu, sonunda yayın tarihine kavuştu. Başrolü bu kez Mahershala Ali’nin üstlendiği polisiyenin 3. sezonu, 13 Ocak’ta HBO’da başlıyor… Colin Farrell, Rachel McAdams ve Vince Vaughn’nın başrollerini paylaştığı 2. sezonu tamamlandığında tarihler 9 Ağustos 2015’i gösteriyordu. Reytingi hiç fena olmasa da ilk sezonun (hani Matthew McConaughey ve Woody Harrelson’lı olanı) gölgesinde kalmıştı. True Detective, 3,5 yıl sonra 3. sezonuyla dönüyor. Bu kez başrolde Oscar Ödüllü oyuncu Mahershala Ali var… Oscar Ödüllü oyuncu Mahershala Ali başrolde Ozarks’ta, geçmişi onlarca yıl öncesinden günümüze uzanan karanlık ve tüyler ürpertici bir suç silsilesinin tam ortasında Dedektif Wayne Hays’in (Mahershala Ali) yanındayız. Üç farklı zamanda geçen dizinin sekiz bölümlük yeni sezonunu üç farklı isim yönetti. İlk iki bölümün altında Jeremy Saulnier’in imzası var. Daniel Sackheim ve dizinin yaratıcısı ve yazarı Nic Pizzolatto ise kalan bölümlerde kamera arkasına geçti. Yeni sezonun yapımcıları arasında ilk sezonun efsanevi ikilisi Matthew McConaughey ve Woody Harrelson da yer alıyor, hatırlatalım… Kadroya gelince: Mahershala Ali’ye Carmen Ejogo, Stephen Dorff, Scoot McNairy, Mamie Gummer, Ray Fisher, Michael Greyeyes ve Brandon Flynn eşlik ediyor. True Detective‘in 3. sezonu, 13 Ocak’ta HBO’da başlıyor…
Yeni Bir Sherlock Holmes Romanı: “İstanbul’dan Gelmeyen Mektup” I Erol Üyepazarcı

Yeni Bir Sherlock Holmes Romanı: “İstanbul’dan Gelmeyen Mektup” I Erol Üyepazarcı

Gökhan Tosun’un Sherlock Holmes-İstanbul’dan Gelmeyen Mektup adlı romanı, onlarcasını okuduğum, Doyle dışında yazılmış Sherlock öykülerinin en başarılılarından biri, Türk polisiye edebiyatında bu vadideki ilk ciddi örnek…221B okurlarına ülkemizde Doyle dışı yazılan ilk Sherlock romanını öneriyorum. Sir Arthur Conan Doyle’un yarattığı Sherlock Holmes tiplemesi, polisiye romanda hiç şüphesiz en büyük şöhrettir. Ernest Mandel, polisiye romanı incelediği ünlü yapıtı Hoş Cinayet‘te Holmes’ün yaratıcısı Doyle’u, “Polisiye romanın gerçek kurucu babası ya da en azından bu denli tutulan bir yazın türü olmasında en çok emeği geçen kişi” olarak tanımlar. Doyle, sevenlerinin “kanon” olarak tanımladığı 56 uzun öykü formatında, dört adet de roman formatında 60 adet Sherlock Holmes öyküsü yazmıştır. 221B okurlarına Sherlock Holmes’ün Doyle dışında yazılmış öykülerinden söz etmeden özgün Sherlock Holmes öykülerinin niteliklerinden kısaca bahsetmek gerekir kanısındayız. Doyle’un yazdığı öykülerde Holmes’e sorunlar çeşitli şekillerde gelir. Holmes dinler, soruşturur, sonra bazen gözlem yapmak için olay yerine gider, bazen koltuğunda oturarak sorunu çözer ve müşterisini haberdar ederek suçluyu yakalar. En sonunda dostu Doktor Watson’ı karşısına alarak olayı nasıl çözdüğünü anlatır. Sherlock Holmes’ü öncüllerinden farkı kılan özellikler… Doyle’un özellikle uzun öykülerinde kendi öncülleri Edgar Allen Poe ve Émile Gaboriau’nun eserlerinin aksine başlangıç durumu dondurulmamıştır yani suç işlenip olay bitmemiştir; geriye dönük olmayan soruşturma, bir suçu açıklamaktan devamını oku...
Ölüm! Ölüm! I Yankı Enki

Ölüm! Ölüm! I Yankı Enki

Alfred Hitchcock’un Vertigo‘su 60. yılında halen en popüler sinema filmlerinden biri olma sıfatını taşırken (haklı olarak), filmin uyarlandığı Ölüler Arasında (D’entre les morts) adlı roman, yazıldığı 1954’ten beri genellikle uyarlamasının gölgesinde kaldı. Hitchcock’un Vertigo‘suyla birlikte Türkçeye bu yıl çevrilen Fransız ikili Pierre Boileau ve Thomas Narcejac’ın kitabına biraz daha yakından bakalım mı? Bir arkadaşından karısını takip etmesini isteyen bir adam, bu işi kabul eden ve kadınla tanıştığında sadece onun hakkında değil, kocasının hakkında da gizemli gerçekleri öğrenip dehşete düşen eski bir polis ve tüm hakikatin ortaya çıkışını bir korkuya, daha doğrusu fobiye ve aynı zamanda bir hastalık semptomuna bağlayan bir öykü… Bu cümleler bize sinemanın köşetaşı haline gelmiş yönetmenlerden Alfred Hitchcock’un Vertigo filmini hatırlatmak için yeterli olsa gerek. Hitchcock’un eserleri arasında ilk akla gelen filmlerden Vertigo üzerine makaleler hatta kitaplar yazıldı, çeşitli kuramlar eşliğinde tartışıldı. Charles Barr’ın Vertigo adlı kitabı tamamen bu film üzerineydi. Slavoj Žižek, Yamuk Bakmak adlı psikanalitik popüler kültür kitabında Hitchcock filmlerine geniş bir yer ayırırken Vertigo filmi üzerine de tespitlerde bulundu. Modern insanın ve uygarlığın karanlık taraflarını anlatma ustası Hitchcock’un filmi gereken dikkati çekti fakat Vertigo‘nun uyarlandığı Ölüler Arasında (D’entre les morts) adlı roman, yazıldığı 1954’ten beri genellikle uyarlamasının gölgesinde kaldı. 1958 tarihli filmin 60. yılına devamını oku...