221B Dergi, 16. Sayısında Grangé Dosyasını Açıyor

221B Dergi, 16. Sayısında Grangé Dosyasını Açıyor

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, 16. sayısında Jean-Christophe Grangé’yi mercek altına alıyor. Yeni sayı, raflarda… Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok okunan, tartışılan, her yeni kitabı merakla beklenen Fransız polisiye yazarı Jean-Christophe Grangé, tüm yönleriyle 221B’nin yeni sayısında. Fransız polisiyesi üzerine tez çalışması yapan Oytun Özgür, Fransız polisiyesinin kısa tarihçesini ve Grangé’nin bu tarihçedeki yerini aktardı. Yazar ve eserleri üzerine önemli çalışmalara imza atan Namık Kemal Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Tilbe, Kızıl Nehirler’i tüm ayrıntılarıyla inceleyen makalesiyle aramızda. Dergimizin olmazsa olmazı Dedektifler Ne Yer, Ne İçer köşesinde Fulya Turhan, usta polisiyecinin iki meşhur dedektifi Niémans ve Abdouf’u inceledi. Bir dönem Afrika’da yaşayan yazarımız Gözde Demirel Akan, Lontana ve Kongo’ya Ağıt ışığında Grangé romanlarında bir cinayet sahası olarak Afrika’yı ve Afrikalı karakterlerin romanlarda yer buluşunu yazdı. 221B yazarları arasına katılan sinema eleştirmeni Tunca Arslan da, Grangé romanlarının film uyarlamalarını değerlendirdi. Ayrıca Türkiye’deki tutkulu sayısız Grangé okurunu temsilen Kitap Ağacı Polisiye Kulübü’nden polisiyeseverlere Grangé’yi sevmelerini sağlayan nedenleri sorduk. Hitchcock, Sayers, Gore Vidal ve diğerleri… Kapak dosyamız dışında farklı eserlerle tanışmanızı sağlayacak değerli yazılar da var her sayıda olduğu gibi. Saniye Çancı Çalışaneller, Gore Vidal ve mahlas isimle yazdığı polisiyelerin analiziyle bir sosyal roman devamını oku...
Kıyameti Hatırlayın, Bay Holmes. Mahşerin Dört Atlısını… I Serkan Murat Kırıkcı

Kıyameti Hatırlayın, Bay Holmes. Mahşerin Dört Atlısını… I Serkan Murat Kırıkcı

Olayları gözlem yoluyla çözen tümdengelimci dedektifimiz yeteneklerine rağmen sıradan biri aslında. İyi bir eğitimle onun gibi olmak mümkün. Süper kahramanlar gibi ekstra bir olağandışı duruma, ısırılmaya, uzaydan düşmeye, doğa felaketlerinin ortasında kalmaya ya da biyolojik deneylere ihtiyaç yok. O yüzden özel bir kahraman. O yüzden eskimiyor… Bu dergiyi okuyorsanız 221B sakinisiniz demektir. Elbette Sherlock Holmes seviyorsunuzdur. Hatta kimileriniz için Sherlock deyince akan sular duruyordur sanırım, değil mi? Polisiye edebiyatın efsanesiyle ilgili zaten her şeyi bildiğinizi kabul edelim baştan. Bilmeyenler de “Sherlock!: Bir roman kahramanından daha fazlası” başlıklı dosya konulu 7. sayıdan beslenmiştir. Ufak bir girizgâh yapayım yine de. Polisiye seviyorsanız en önemli duraklarınızdan biri Sherlock Holmes’tür. Okumadan geçilmez. Filmleri ve dizilerini de izlememek için zor tutarsınız kendinizi. Nihayetinde yazarından bile meşhur bir karakter sözkonusu olan. Arthur Conan Doyle’un yarattığı Britanyalı hayali dedektif, 6 Ocak 1854’te Londra’da doğmuş ve ilk hikâyesi 1887’de tefrika edilmeye başlayan  Kızıl Dosya ile hayatın içine karışmış. 4 roman ve 56 hikâyeden oluşan külliyatıyla okunmaya devam etmekte. Guinness Rekorlar Kitabı tesciliyle filmlerde en çok canlandırılan karakter olması da cabası. Sadece bununla sınırlı değil üstelik, dizileri de atlamayalım. İzlediğimiz her polisiyenin Sherlock ve Watson’ı model almalarını da ekleyelim. Sherlock Holmes, üstadın sıkılıp öldürmesine rağmen halen yaşamayı sürdürüyor. Kitaplarının devamını oku...
“Mindhunter”: Muhteşem Görsellikteki Bir Tiyatro Oyunu Gibi I Kaya Heyse

“Mindhunter”: Muhteşem Görsellikteki Bir Tiyatro Oyunu Gibi I Kaya Heyse

Netflix yapımı Mindhunter, “Vahşi cinayetler neden işleniyor, nasıl seri katil olunuyor? Suçlu doğulur mu yoksa olunur mu? Neden sebepsiz olarak şiddete başvururuz?” gibi soruların ilk kez sorulduğu döneme götürüyor bizi. İnsan psikolojisini irdeleyen, derinlemesine ve korkutucu bir yolculuğa bir davet. Dizi aslında muhteşem görsellikteki bir tiyatro oyunu gibi. Takip etmek biraz zor olabilir ama karakterler öylesine etkileyici, oyuncu performansları o kadar üst düzey ki ekrandan gözlerinizi alamıyorsunuz… Şiddet, kabul etsek de etmesek de hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Şiddet, bizi sadece korkutmaz, midemizi bulandırmaz. Bazen bizleri uyuşturur, hatta hipnotize eder. Hayvanlara uygulanan şiddeti izlerken alt üst olur ancak gözlerimizi alamayız. IŞİD terörü, şiddeti kafa kesme videolarıyla, canlı canlı insan yakma prodüksiyonlarıyla adeta ana akım hale getirdi. Nereye baksak, nereye dönsek fiziksel, psikolojik ya da çevreye yönelen şiddetle karşılaşıyoruz. Şiddet, her yerde. Şiddet, hayatın karanlık yüzü. Şiddet, insan işi. Dolayısıyla genel olarak sanat ya da genellemeden kaçınarak yazalım; sinema ve televizyon da şiddet olgusunu her zaman işledi, işlemeye de devam edecek. Türe yeni bir soluk Netflix yapımı Mindhunter da işte tam bu konuyu ele alıyor: Vahşi cinayetler neden işleniyor, nasıl seri katil olunuyor? Suçlu doğulur mu yoksa olunur mu? Neden sebepsiz olarak şiddete başvururuz? Mindhunter, kalabalık ve çok işlenmiş bir polisiye türü devamını oku...
221B, 15. Sayısını Gururla Sunar

221B, 15. Sayısını Gururla Sunar

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, 15. sayısını gururla sunar. “Gerçekten Kurguya Polisiye” dosyasıyla çıkan yeni sayımızda neler var kısaca bakalım mı? 16. ve 17. yüzyıllarda idamları izlemek için meydanları dolduran insanlardan bugün polisiye eserleri soluksuz takip edenlere… Yüzyıllar, yaşadığımız koşullar, sistemler, ülkeler, haritalar değişse de insanın suç ve suçluya dair geliştirdiği merak değişmiyor. İşte, biz de buradan yola çıkarak gerçek suç hikâyelerinin ilgi görmesi, yayımlanması ve okunmasından doğan polisiyenin yani gerçeklerden doğan kurgunun peşine düştük. Editörlerimizden Fulya Turhan, gerçek suç hikâyelerinin yayımlandığı broşürlerden kurgu eserlere uzanan, polisiyenin tarihi gelişimini aktaran ayrıntılı yazısıyla tatlı bir gezinti vaat ediyor yeni sayımızda. Agatha Christie ve “zehirleri” Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı Bölümü Araştırma Görevlisi Zeliha Duran, İspanya tarihindeki önemli vakalardan Fuencarral Cinayeti’ni ve bu cinayetten doğan eserleri aktarıyor. Çınla Akdere, hayatını anlatan film, dizi, kitapların arasına her dönemde yenileri eklenen, Fransa tarihinin en ilginç figürlerinden, ülkenin ilk özel dedektifi Vidocq’u ele alıyor. Bir suçluyken yaptığı anlaşmayla dedektif olan, kurduğu ekiple pek çok vakayı çözen fakat kullandığı teknikler nedeniyle hoş karşılanmayan, kendi özel dedektiflik bürosunu açarak dünyadaki ilk özel dedektif olan Vidocq, yaşamıyla sizi de etkileyecek… Sırada Ercan Akbay var. Bu kez kadın seri katilleri gündemine alan Akbay, devamını oku...
221B Dergi, 14. Sayısıyla Tüm Türkiye’de Satışta

221B Dergi, 14. Sayısıyla Tüm Türkiye’de Satışta

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye kültürü dergisi 221B, 14. sayısıyla raflardaki yerini aldı. Yeni sayımızda İspanya’ya gidiyoruz… Edebiyattan filmlere farklı başlıklarda İspanyol polisiyelerine yakından bakarken “Profesör”ü evinize getiriyoruz! Son dönemin en çok konuşulan dizilerinden biri La casa de papel. Dizinin popülaritesi dilden dile yayılırken bir soruyu da gündeme getirdi: İspanya’da polisiye eserlerin geçmişi ve güncel durumdaki yükselişinin nedenleri nedir? Bu soruların peşine düşen 221B, İspanya polisiye edebiyatını ve tabii sinema ve televizyonunu mercek altına alıyor. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünden Prof. Dr. Nil Ünsal, İspanya polisiye romanında Eduardo Mendoza ve eserlerini ayrıntılarıyla inceledi. Yine aynı bölümden Araştırma Görevlisi Melike Yazıcı Çangur, 80’lerden günümüze İspanya polisiyesinin gelişimini, en önemli yazarları ve eserlerini aktardı. “Profesör”, 221B’de İspanya’nın en önemli yazarlarından Manuel Vázquez Montalbán’ın gustosu yüksek dedektifi Pepe Carvalho, Fulya Turhan’ın titiz incelemesiyle karşınızda. Antonio Altarriba’nın çizgiromanı Ben, Katil‘iyse Barlas Omay inceledi. İspanya sinemasında da polisiye yükselişte. Anaakımdaki pek çok polisiyeden özgün, başarılı ve zekice kurgulanmış bu filmleri Özlem Özdemir irdeledi. Ve 14. sayının büyük sürprizi: La casa de papel‘in “Profesör”ü Álvaro Morte (üstte), Türk basınında ilk röportajını 221B Dergi’ye verdi. Arne Dahl röportajı ve diğerleri… Dosya konumuzun dışında yine dolu dolu bir içerik okuyucuyu bekliyor. Kuzey‘in en devamını oku...
Otel Pasifik I Barlas Omay

Otel Pasifik I Barlas Omay

Bütün hikâyesi tek cilt altında toplanan Otel Pasifik, senaryosundaki bazı zaaflar sebebiyle potansiyelini tam anlamıyla açığa çıkartamasa da çizimleriyle harika bir eser. Barlas Omay inceledi. 10. sayımızdan… “Otel Pasifik”in kesinlikle ilgi çekici bir konuya sahip olduğunu düşünüyorum ve arka kapaktaki “Bir insanı cinayet işlemeye iten şey nedir?” sorusu da katillerin psikolojisi üzerinden güzel cevaplanıyor. Çizgi romanımızın senaryosu, kontrol edemediği duygularının dürtü ve saplantıya dönüşmesiyle cinayet işlemeye başlayan insanları anlatıyor ama burada ufak bir sıkıntı var; senaristler de farkında olmadan bir cinayet işliyorlar: Ana karakterin motivasyonunu daha bebekken öldürüyorlar. Her sabah poğaça aldığınız börekçideki kasiyer… Akşamları kapı kapı gezip çöp toplayan kapıcınız… Aynı ofiste beraber çalıştığınız iş arkadaşınız… Her gün görüp selam verdiğiniz veya sohbet ettiğiniz bu kimselerle ilgili fikriniz “Kendi halinde, efendi biri…” belki de. Ama bir gün geliyor o sessiz sakin insanlardan birinin önceki gece, ekmek bıçağını karşısındakinin karın boşluğuna sapladığını öğreniyorsunuz. “Kimseye karışmayan, kendi halinde, düzgün biriydi. Katilin o olduğunu duyunca şoke olduk.” Tanıdık bir açıklama değil mi? Katil olan kişinin davranışları bir anda değişim gösterebilir ama ya duyguları? Başka birinin ruhunu bedeninden sıyırıp alma isteğinin bir anda ortaya çıktığını söylemek biraz zor; dertli bir iç çekişten ters ters bakmaya, tehdit etmekten saldırıda bulunmaya ve en son öldürmeye devamını oku...
Endeavour Üzerine: Cinayet Operada Gizlidir I Ezgi Özcan

Endeavour Üzerine: Cinayet Operada Gizlidir I Ezgi Özcan

Morse, modern Sherlock'un başka bir varyasyonu gibi dursa da aslında ondan çok daha farklıdır. Zeki olduğunun farkındadır ama zekâsıyla böbürlenmez. Gösteriş peşinde değildir. Sherlock gibi duygularını reddetmez, sadece onlarla nasıl iletişim kuracağını bilmemektedir. Diğer yandan naif ve utangaçtır. Ve vicdani sorumluluğunu çok ciddiye alır.
Toprak, Buz ve Kar Arasında: Trapped I Ezgi Özcan

Toprak, Buz ve Kar Arasında: Trapped I Ezgi Özcan

Ezgi Özcan, yükselen Kuzey Polisiyeleri’nin en iyi örneklerinden Trapped‘ı değerlendirdi. İzlanda’nın soğuk, karlı ve karanlık atmosferinden bir kesit sunan diziye dair. 9. sayımızdan… Polisiye bir hikâyenin sadece İngiltere’nin puslu ve sisli ortamına değil, İzlanda’nın buzlu ve karanlık ortamına da çok yakışacağının göstergesidir “Trapped”. Görünüşte olağandışı hiçbir şeyin olmadığı sakin bir yerleşim biriminin, nasıl olağanüstülükleri içinde barındırdığını anlatır… 15 milyonluk İstanbul’da yaşamak ne demek? Trafikte çile çekmek, kalabalıktan omuz yemeden çıkamamak, hafriyat kamyonlarından şans eseri kurtulmak, her ay ev sahibinin zam salvolarından sıyrılmak, diğer yakada oturanlarla bazen bir sene buluşamamak, yeni açılan metro aktarma istasyonları arasında sürekli yol bulmaya çalışmak… Sadece karmaşa ve defans çabası mı bu kentte yaşamanın karşılığı? Başka katmanları yok mu? Bence var. Buraya İstanbul için bir parantez açalım. Adı olay parantezi olsun. Şehri bu paranteze aldığımızda ne söyleyebiliriz? O zaman cevabımız ne olur? Benim cevabım belli: İstanbul bize küçük olay yaşamayı unutturan, her gün büyük olaylarla sınandığımız bir kazan. En önemli özelliği hayret duygumuzun içini boşaltıp şaşkınlığımızı elimizden alması. İstanbullular için metrobüs kazası sıradan, trafik ortasında kavga sıradan, taciz sıradan, cinayet sıradan, bomba sıradan, katliam sıradan… Bizim gibi sıradanlık algısı bozulmuş insanlar için, daha küçük bir yerde yaşayan daha az sayıda insanın hayatını tahayyül etmek çok güç. devamını oku...
Öteki Sherlocklar I Yankı Enki

Öteki Sherlocklar I Yankı Enki

Yankı Enki, Sherlock Holmes’ün yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle’un izinden giderek bu nevi şahsına münhasır dedektifi yaşatan diğer yazarları ve onların eserlerini değerlendiriyor. 7. sayımızdan… Bu eserlerden Türkçede yayımlananlar arasında öne çıkanlardan biri Mark Twain’in “Çift Taraflı Bir Dedektif Hikâyesi”dir. Orijinali 1902’de, henüz Sherlock popülerken yayımlanmış bir parodidir bu… A. C. Doyle ölümsüz kahramanı Sherlock Holmes’ü 1880’lerde yarattı, 1920’lerin sonuna dek de okurların dünyasında yaşatmaya devam etti. Doyle, 1930’da hayatını kaybetse de Sherlock bir mitosa dönüştü, başka yazarların kitap sayfalarında yaşamaya devam etti. Öteki Sherlocklar, kimi zaman Doyle’un mirasına sadık bir şekilde yer aldı edebiyatta, kimi zaman parodilere malzeme oldu. Bazen Doyle’un imgeleminin çok ötesinde kimliklere büründü, bazen de yaşatılmak istenen Sherlock değil, Doyle oldu. Mark Twain’den “Çift Taraflı Bir Dedektiflik Hikâyesi” Bu eserlerden Türkçede yayımlananlar arasında öne çıkanlardan biri, Mark Twain’in Çift Taraflı Bir Dedektif Hikâyesi‘dir. Orijinali 1902’de, henüz Sherlock popülerken yayımlanmış bir parodidir bu. Hem Sherlock’un akıl yürütmelerine hem de Doyle’un üslubuna karşı getirilmiş bir eleştiri olarak yorumlanabilecek bir öykü kurgulamıştır Twain. Sherlock’un da yanılabileceği ihtimali, bu ölümsüz mitosun başlangıcına önemli bir dipnot düşmüştür. “Hafif Bir Akıl Tutulması” Tarihte geriye gittiğimizde Twain’in eseri ne derece önem arz ediyorsa, günümüze yaklaştığımızda Mitch Cullin’in Hafif Bir Akıl Tutulması başlıklı romanı devamını oku...
Türkiye’nin Tek Dizi Kültürü Dergisi Episode, 8. Sayısıyla Raflarda

Türkiye’nin Tek Dizi Kültürü Dergisi Episode, 8. Sayısıyla Raflarda

Türkiye’nin tek dizi kültürü dergisi Episode, 8. sayısıyla piyasaya çıktı. Her zaman olduğu gibi yine dopdolu bir içerik sunan Episode’un Yabancı kısmında, son yılların en iyi 50 polisiyesini değerlendirdik. Yerli kapağımızdaysa Çukur‘daki Vartolu karakteriyle herkesin konuştuğu Erkan Kolçak Köstendil yer alıyor. Keyifli okumalar… ABD, İngiltere, İspanya, Fransa, Almanya ve özellikle Kuzey Avrupa… Dünyanın pek çok yerinde özellikle son birkaç yıldır polisiye, yükseliş dönemini yaşıyor. Özgün senaryolar, edebiyat uyarlamaları, Sherlock Holmes ya da Hercule Poirot gibi kült karakterlerin yeniden uyarlamaları… Peki, neden polisiyeyi seviyoruz, neden katillerin, korkunç cinayetlerin dünyasına izleyici ya da okur olarak dahil oluyoruz? Öncelikle çıplak gerçeği önümüze serdiği, elbette iyi ya da kötü her eylemin neden-sonuç ilişkisiyle açıklanması gerektiğini, belki de halının altına süpürülen toplumsal sorunları gün yüzüne çıkarttığı, aynı zamanda aklın, bilimin, analitik düşüncenin her gizemi çözebileceğini gösterdiği için… Son yılların en iyi 50 polisiyesi 2 yıldan uzun bir zamandır, Türkiye’nin tek polisiye kültür dergisi 221B’yi de yayımlayan bizler, bu yükselişte Episode okurlarına bir yol haritası sunmak istedik. Böylece son zamanların en iyi polisiye dizilerini incelediğimiz, önerdiğimiz bir kapak dosyası hazırlamaya karar verdik. La casa de papel‘den Beck‘e, Sherlock‘tan Grantchester‘a, Trapped‘dan henüz başlayan Hard Sun‘a son yıllarda yüzlercesini gördüğümüz polisiye dizilerin bizce en iyi ve önemli örneklerini devamını oku...