Yankı Enki, Sherlock Holmes’ün yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle’un izinden giderek bu nevi şahsına münhasır dedektifi yaşatan diğer yazarları ve onların eserlerini değerlendiriyor. 7. sayımızdan…

Bu eserlerden Türkçede yayımlananlar arasında öne çıkanlardan biri Mark Twain’in “Çift Taraflı Bir Dedektif Hikâyesi”dir. Orijinali 1902’de, henüz Sherlock popülerken yayımlanmış bir parodidir bu…

A. C. Doyle ölümsüz kahramanı Sherlock Holmes’ü 1880’lerde yarattı, 1920’lerin sonuna dek de okurların dünyasında yaşatmaya devam etti. Doyle, 1930’da hayatını kaybetse de Sherlock bir mitosa dönüştü, başka yazarların kitap sayfalarında yaşamaya devam etti. Öteki Sherlocklar, kimi zaman Doyle’un mirasına sadık bir şekilde yer aldı edebiyatta, kimi zaman parodilere malzeme oldu. Bazen Doyle’un imgeleminin çok ötesinde kimliklere büründü, bazen de yaşatılmak istenen Sherlock değil, Doyle oldu.

Untitled-1.cdrMark Twain’den “Çift Taraflı Bir Dedektiflik Hikâyesi”

Bu eserlerden Türkçede yayımlananlar arasında öne çıkanlardan biri, Mark Twain’in Çift Taraflı Bir Dedektif Hikâyesi‘dir. Orijinali 1902’de, henüz Sherlock popülerken yayımlanmış bir parodidir bu. Hem Sherlock’un akıl yürütmelerine hem de Doyle’un üslubuna karşı getirilmiş bir eleştiri olarak yorumlanabilecek bir öykü kurgulamıştır Twain. Sherlock’un da yanılabileceği ihtimali, bu ölümsüz mitosun başlangıcına önemli bir dipnot düşmüştür.

“Hafif Bir Akıl Tutulması”

Tarihte geriye gittiğimizde Twain’in eseri ne derece önem arz ediyorsa, günümüze yaklaştığımızda Mitch Cullin’in Hafif Bir Akıl Tutulması başlıklı romanı da o derece değer taşır. Mr. Holmes adıyla sinemaya uyarlanan bu romanda yazar, Watson’dan yoksun, yalnız, unutkan, melankolik ve ihtiyar bir Sherlock portresi çizer. Holmes’ün arıcılık merakının yanında Doyle’un üslubuna yakın bir polisiye öykünün de kurgulandığı bu roman, Sherlock’un bilinen ve bilinmeyen yönleriyle anlatıldığı bir öyküye sahne olur. Burada masum bir çocuğun trajik ölümü, neredeyse polisiye bir vaka gibi çözülür ihtiyar Holmes tarafından ama bunun yaşattığı kedere odaklanır yazar. Bu sefer Doyle’un öykülerindeki gibi sadece olgulara değil, duygulara da odaklanan bir insan vardır karşımızda. Bu romanda dedektiften öte bir karakterdir Sherlock.

mitch_cullin_final2Martínez’in Sherlockları

Rodolfo Martínez’in Sherlock Holmes & Ölülerin Bilgeliği ve Sherlock Holmes & Şairin Ayak İzleri başlıklı birbirine paralel iki eseri ise daha renkli ve bol edebi göndermeli bir Sherlock dünyasıyla buluşturur bizi.

Sherlock Holmes & Ölülerin Bilgeliği, üç ayrı öyküden oluşan bir kitaptır. Kitabın tamamında Doyle’un Sherlock literatürüne sadık bir üslup bulunur, fakat içerik daha doğaüstüdür. Bu kitapta anlatıcımız Watson’dır ve iddiasına göre bu onun kaleme aldığı son Sherlock eseri olacaktır. Ölülerin Bilgeliği başlıklı ilk öyküde çözülecek gizemli olayın temelinde bir cinayet vardır ama kurban, zamanında Sherlock Holmes’ün icat ettiği Sigerson adlı bir karakterdir. Kimliği bilinmeyen biri, Sherlock’un takma isim olarak kullandığı bir ismi kullanırken ölü bulunur. Başka bir deyişle kurban, aslında var olmayan biridir. Orijinal Doyle karakterlerinden biri olan Lestrade’la birlikte bu vakayı çözmeye çalışacaktır Sherlock ve Watson. Vaka çözüldükçe karşımıza korku edebiyatının ustası Lovecraft’la neredeyse özdeşleşen Necronomicon adlı esrarengiz kitap çıkar. Bu öyküde Sherlock’un yaratıcısı A.C. Doyle da bir kahraman olarak yer alır.

İkinci öykünün başlığı Ormanın Ötesindeki Topraklardan‘dır. Bu öyküde de yine polisiye ve korku edebiyatı iç içe geçer, çünkü sahneye Dracula ve Van Helsing çıkacaktır. Üçüncü öykü Düzenbaz Katil Macerası ise, daha klasik bir Doyle öyküsü gibidir. Bu kısa öyküde katilin kim olduğundan ziyade Holmes’ün Watson ve Lestrade’ı nasıl ters köşeye yatırdığı daha ilgi çekicidir. Martínez’in yeni ya da farklı bir Sherlock anlatmadığı söylenebilir bu öykü için. Yazdığı diğer Sherlock maceralarının içine doğaüstü unsurları katan ve farklı kurgu kahramanlarına ve yazarlara atıfta bulunan Martínez, belki de bu sade ve köklere sadık öyküyle günah çıkarmak istemiş olabilir.

holmes ve ölülerin bilgeliğiSherlock Holmes & Şairin Ayak İzleri, Martínez’in Sherlock Holmes ve Lovecraft bir arada konseptini devam ettirdiği bir romandır. Anlatıcımız William Hudson, 221B’nin sahibesi Martha Hudson’ın akrabasıdır. Çocukluğunu Sherlock Holmes’e duyduğu hayranlıkla geçirmiş, Watson’ın anlattığı öyküleri neredeyse ezberlemiştir. Holmes’den, “Beni ben yapan kişi,” diye bahseder. Onunla asıl tanışması ise Martha’nın cenazesinde gerçekleşir. Bu kitaptaki Holmes, tıpkı Mitch Cullin’in Hafif Bir Akıl Tutulması adlı romanındaki gibi, oldukça ihtiyar biridir artık. Yaşı düşünüldüğünde ölüm ona uzak değildir ama uzun zamandır arılarının sütüyle beslendiği için hâlâ gençliğini, çevikliğini korumaktadır.

Aradan yıllar geçtikten sonra Sherlock ve Hudson’ın ikinci karşılaşmaları İspanya’daki iç savaş sırasında olur. Aslında Hudson, oraya Mycroft tarafından gönderilmiş bir casustur ve Sherlock’la tekrar karşılaşması tesadüf değildir elbette. Önemli bir kitabın bazı insanların eline geçmesini engellemek gibi bir görevi vardır Hudson ve Sherlock’un. O kitap da Sherlock Holmes & Ölülerin Bilgeliği‘nde işlenen Necronomicon‘dur yine. Zaten tıpkı Holmes gibi Lovecraft da metinde bir kahraman olarak karşımıza çıkar. Bu kitabın diğer sürprizi ise Clark Kent’in de öyküde önemli bir rol üstlenmesidir. İkinci bölümünde anlatıcı değişir ve Sherlock’un ağzından dinlemeye başlarız öyküyü. Ölümcül büyü kitabı Necronomicon‘un ve kahramanlarımızı bir araya getiren olayların perde arkasını anlatan bu bölümden sonra tekrar Hudson devralır anlatıcı rolünü. Finale doğru Hudson ile Sherlock arasındaki ilişkinin bilmediğimiz bir yanı ortaya çıkar. Hatta Mycroft’la ilgili de bir sürpriz bekler bizi.

ipek eviKısacası kitap, bol kahramanlı, bol karakterli, kalabalık bir olaylar dizisine ev sahipliği yapar. Bir Doyle eserindeki gibi, olaylara hâkimiyetini koyan, sürekli analiz halindeki bir Sherlock portresinden ziyade, Lovecraft ve Clark Kent gibi şaşırtıcı karakterle yan yana geldiğinde ne düşündüğünü, ne yaptığını merak ettiğimiz bir Sherlock çıkar karşımıza. O yüzden Martínez’in sadece Sherlock Holmes hayranlarını değil, Superman fanları ve Lovecraft okurlarını gözeterek de yazdığı bir eserdir bu.

Doyle Vakfı onaylı “İpek Evi”

Anthony Horowitz’in İpek Evi adlı romanı ise klasik bir Sherlock Holmes öyküsü anlatır bize. Yazarın kullandığı dil ve üslup da Doyle’unkine oldukça yakındır. 19. yüzyılın ruhuna sadık bir romandır bu yüzden. Yine de İpek Evi, konusundan ziyade unvanıyla ön plana çıkan bir eser olmuştur son yıllarda çünkü Conan Doyle Vakfı’nın uzun zaman sonra onayladığı bir Sherlock romanıdır bu. Horowitz, İpek Evi‘nin getirdiği başarının ardından bir de Moriarty‘yi yazmıştır geçtiğimiz yıllarda. Bu eser de aynı şekilde Doyle Vakfı’ndan onayı almıştır.

Sonuçta, her yazarın Sherlock’u yeniden yarattığı bir dünya ile Sherlock’un hiç olmadığı bir dünya arasındaki sınırın mimarı A.C. Doyle’dur. Öteki Sherlockların ona mı yoksa kamuya mı ait olduğu tartışmalıdır ama şu gerçek bakidir: Doyle’un 1887’de yayımladığı Kızıl Dosya, polisiye tarihinin en kalın dosyası olacaktır.

221B Dergi

Türkiye'nin tek polisiye kültür dergisi.

Bir yant bırakın