Barış Soydan’ın bugünümüze ışık tutan romanı Cemaatçinin Ölümü‘nü meslektaşı Timur Soykan değerlendirdi. 10. sayımızdan…

Barış Soydan’ın kitabında gazeteciliğin polisiye yazarlığında sunduğu bütün avantajları görmek mümkün. Bunlardan birincisi; akıcı ve etkili anlatım. Yıllarca gazete birinci sayfası yazan, editörlük yapan bir kalemin kelime seçimleri ve hikâyeyi sunuş biçimi tabii ki etkili oluyor. İkincisi; sahicilik. “Cemaatçinin Ölümü”nde gazetecilik yaparken tanık olunan olaylar, mekânlar gerçekliğine toz kondurulmayan titizlikte anlatılıyor…

Türkiye uzun süredir gizem dolu bir polisiyenin sahnesi. “İçinde yaşamasak eğlenceli ülke,” denir ya tam da öyle. Filmlerde olsa, “Hadi oradan!” diyeceğin komplo teorilerinin, kumpasların ve kendini çok iyi gizleyen karanlık güçlerin gerçeğini, ülke olarak yaşadık, yaşıyoruz.

0000000721742-1Jean-Christophe Grangé’a, Dan Brown’a dudak ısırtacak tarikat ve gizli örgütlerin kralı, bizim ülkeden çıktı hatta devleti ele geçirdiler. Siyasi iktidarla kurdukları komplolarla binlerce kişiyi hapsettiler, can aldılar. Fetullah Gülen Cemaati ve suç ortağı AKP’nin kavgası başlayınca gizem aydınlandı. Kirli işler, ilişkiler ortalığa saçılmaya devam ediyor.

Şüphesiz tüm bu yaşananlar hiçbir polisiye yazarının aklına gelmeyecek kadar fantastik ve şaşırtıcıydı. İşte, hayatın hayal gücü, bu kadar güçlü. Yaşananlar polisiye yazarlarına yıllarca yazılsa tüketilemeyecek malzemeler sunuyor.

Devletteki kavganın içinde

Cemaatçinin Ölümü kitabında Barış Soydan, Fetullah Gülen Cemaati ile AKP’nin kavgasının yeni başladığı günlerde bu tarihi gizemin içine dalıyor. Kahramanımız Ufuk Lodos, Barış Soydan gibi gazeteci ve Köşk’te son günlerini geçiren Cumhurbaşkanı’nın hayalet yazarı olması teklif edilince macera başlıyor. Kendisine kitabı yazmasını teklif eden ve cemaatçi olduğu iddia edilen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Gündüz öldürülünce adım adım devlet içindeki kavganın içine sürükleniyor.

Gazeteciliğin polisiye avantajları

Barış Soydan’ın kitabında gazeteciliğin polisiye yazarlığında sunduğu bütün avantajları görmek mümkün. Bunlardan birincisi; akıcı ve etkili anlatım. Yıllarca gazete birinci sayfası yazan, editörlük yapan bir kalemin kelime seçimleri ve hikâyeyi sunuş biçimi tabii ki etkili oluyor. İkincisi; sahicilik. Cemaatçinin Ölümü‘nde gazetecilik yaparken tanık olunan olaylar, mekânlar gerçekliğine toz kondurulmayan titizlikte anlatılıyor. Gazeteci kaleminin üçüncü avantajıysa polisiyeye kattığı politik tat. Barış Soydan, hikâyesine politik atmosferi ustaca yerleştiriyor. Kitapta siyasi kulislerdeki çekişmeler, güç savaşları, çatışmalar öyküyü hiç duraksatmadan yer alıyor.

Barış Soydanın "Boruotu Cinayeti" adlı bir polisiye romanı daha bulunuyor...
Barış Soydan’ın “Boruotu Cinayeti” adlı bir polisiye romanı daha bulunuyor…

Kitaptaki pek çok bölümde yazarın birebir tanık olduğunu düşündüren ve belgesel keyfi yaşatan olaylar dikkat çekiyor. Barış Soydan, okurunu Çankaya ve Huber Köşkü’nün koridorlarında, bahçesinde gezdiriyor; First Lady ile karşılaştırıyor; istihbaratçılarla, bürokratlarla buluşturuyor. Bütün bu tanıklıklarda siyaset sahnesinde bir dönem yaşananlarla ilgili önemli ipuçları bulunuyor.

221B_10_webYandaş medyanın içinden

Cemaatçinin Ölümü‘nü başarılı kılan bir diğer özellikse bir dönemin gazeteciliğine ışık tutması. Ufuk Lodos, yıllarca AKP yandaşı medyada çalışmış solcu bir gazeteci. Cinayeti aydınlatacak gerçeğin peşindeyken yıllarca iktidarın yalanlarına hizmet etmenin vicdan azabını çekiyor ve bunun özeleştirisini yapıyor. İktidarın emrindeki medyanın işleyişi konusunda çok çarpıcı ayrıntıları anlatıyor.

Barış Soydan, akıcı anlatımı, sahici karakterleri ve olay örgüsüyle Türkiye’de eksikliği hissedilen politik polisiyeye önemli bir katkı yapıyor.

221B Dergi

Türkiye'nin tek polisiye kültür dergisi.

Bir yant bırakın