Fatih Akın, yeni filmi In The Fade (2017) ile Cannes Film Festivali’ne katılıyor. Film, kocası ve oğlu meşhur neo-Nazi örgütü National Socialist Underground (NSU) tarafından öldürülen bir kadının intikam hikayesini konu alıyor.

NSU, Almanya’daki faaliyetlerini hâlen sürdürüyor mu?

Şimdilerde bir skandalla çalkalanıyoruz, malum, bazı aşırı sağcı grupların ve neo-Nazilerin Alman ordusunda yer aldığı ortaya çıktı. Bombalı saldırılar düzenleyip Suriyeli sığınmacıları suçlamayı planlamışlar, daha fazla sığınmacının gelmesini engelleme amacıyla.

“Ben de Bu Ülkede Bir ‘Öteki’yim”

 

Bu film sizin kişisel tarihinize nasıl dokunuyor?

Öyle ya da böyle, geçmişimden dolayı ben de bu ülkede bir “öteki”yim. Siyah saçlarım var, annem babam Türkiye’den gelme. Bu tür zenofobik saldırılar için harika bir hedefim. Birkaç yıl önce Nuremburg 2.0 diye bir internet sitesi bir liste yayınlamıştı hani, politikacıları ve sanatçıları listelemişlerdi. Benim adım da o listedeydi, bir neo-Nazi hedefiydim. Beni bu filmi yazmaya ve çekmeye iten de, bu grupların muhtemel hedefleri arasında olmam oldu. Bu filmle bir anlamda onlara karşılık veriyorum.

Harika müzik seçimlerinizle meşhur bir isimsiniz. Bu filmin müziklerini de Queens of the Stone Age grubundan Josh Homme yaptı. Nasıl gerçekleşti bu birliktelik?

Filmi yazarken çok fazla Queens of the Stone Age dinledim. Filmdeki karakterin dinlediği müzik de bu olabilir diye düşündüm sonra. Josh’a filmin ilk hallerinden birini gönderdim. O da izler izlemez beni arayıp filmi çok sevdiğini, çorbada tuzu olsun isteyeceğini söyledi. Dört beş kere telefonlaştık, on kere mailleştik ve müzik elimdeydi! Çok çabuk, sade ve net bir çalışma süreciydi.

Fatih Akın: Sonraki Filmim Hamburg’da Geçen Bir Seri Katil Filmi

 

Bunun Almanya doğumlu aktrist Diana Kruger’in ilk Almanca filmi olacağını öğrenince çok şaşırdım. O nasıl dahil oldu filme?

C: Onla 2012 yılında, Cannes Film Festivali’nde tanışmıştık. Birbirimizi sevdik. Almanya’da aktris olarak çok meşhur değil, daha çok modelliğiyle tanınıyor. Ona rol vermek burada, Almanya’da, pek alışılmış bir davranış değil. Her ne kadar bir Alman da olsa, burada bir yabancı gibi. Bu yüzden ona filmde rol vermek istedim biraz da, Almanya’daki insaların merakını cezbetmek için. Ayrıca görünüşünü seviyourm. Hakiki bir Alman suratına sahip; sarışın, mavi gözlü, tam bir Aryan suratı. Hakiki bir Aryan’ın Naziler’e karşı savaşma fikri hoşuma gitti.

Sıradaki filminiz ne olacak? Ne var aklınızda?

Eğer ilgimi çekecek bir teklif gelmezse burada, Almanya’da üç film daha çekeceğim. Biri bir slasher filmi. Bir romandan uyarlama; haklarını geçen yıl almıştım. Benim şehrimde, Hamburg’da geçecek ve bir seri katil hakkında olacak. Bir açıdan bir korku filmi, ama çok da eğlenceli ve aynı zamanda da üzücü. Bir de bir dövüş sanatları filmi üzerinde çalışıyorum. Bir film de Orta Doğu’da olup bitenlerle ilgili olacak.

221b9.sayı banner

Variety.com’da Alissa Simon imzalı söyleşiden derlenmiştir.

 

221B Dergi

Türkiye'nin tek polisiye kültür dergisi.

Bir yant bırakın