Luther'la çıkış yakalayıp fenomen aktörler arasına girdi. Adı bir süredir James Bond için geçiyor. 007'yi canlandırmak için pek hevesli görünmese de geleceğin ne göstereceği bilinmez. Luther'ın kaderi de belirsiz ama Idris Elba, "Diziyle ilgili en mükemmel şey, bir sonraki adımın ne olacağını bilememek. Bu, sanırım cazibesinin bir parçası" diyor...

Hollywood Reporter'ın sorularını yanıtlayan İngiliz aktör, 4. sezonunda sadece iki bölümle sona episoded_221b Luther'ı şu sözlerle tanımlıyor: "Küçük bir tren gibi!" Londra'da geçen polisiyede canlandırdığı cinayet dedektifi karakteriniyse şöyle anlatıyor: "Çok fazla şeytanı var, bir süre sonra onları eve götürmeye başlıyorsunuz."

3. ve 4. sezon arasında iki yıl var. Karaktere tekrar girmek zor oluyor mu?

Her zaman biraz hareketlenme olur. Nereden geldiğini hatırlamak ve yeniden hayata döndürmek lazım. Benim için o kadar zor olmadı, onun pardösüsünü giydiğim anda ben oyum.

Bu karakteri yaşatmak etkileyici mi?

Kesinlikle evet. Sadece cinayet dedektifi olmak bile karanlık ve derin bir tecrübe. Luther çok ilkel bir dizi, izleyicisini de bu çekiyor. Luther'ın gördüğü bazı şeyleri hissederken buluyorum kendimi ve çoğu zaman eğlenceli de olmuyor. Sert bir karakter. Türlü şeytanları var. En nihayetinde bir bölümünü kendinizle götürdüğünüzü fark ediyorsunuz.

Dizinin cazibesi, sonraki adımı bilememekten geliyor

Luther'ın pardösüsünden süper kahraman kostümü gibi bahsediyorsunuz. Karakterin duruşu performansınızı ne kadar etkiliyor?

Bazı aktörler ruhsal durumla çalışır, bazıları da dış görünüşüyle. Benim içinse ikisiyle de demek doğru olur. Karakterin huyları, duyguları, gelgitleriyle çalışırım. Kostümü giydiğim zamansa hepsi bir araya gelir. Bence bunlar büyük bir bütün.

Luther'ın gösterişi 4. sezonda düşüşe geçiyor, eski haline dönmeden önce onu sivil kıyafetler içinde görüyoruz.

Biraz garipti. Bir uçurumun kıyısındaydı ve her anı planlanmış bir hayat yaşıyordu, bu çok doğal ve güzel geliyordu. Pardösüsünü yeniden giymek gerçekten iyi hissettirdi. Bu dizinin DNA'sını yenilemek gibi.

3 Emmy adaylığı, bir Altın Küre Ödülü, bir SAG Ödülü kazandınız bu sene. Sizin için Luther'ın böyle tanınması ne ifade ediyor?

Luther'ı her zaman "küçük bir tren" olarak tarif etmişimdir çünkü benim için tanıdık bir alandı. The Wire'dan sonra tekrar televizyonlardaydım ama bu kez başroldeydim. Senaryo iyiydi fakat seyircinin beğenip beğenmeyeceği kesin değildi. Dünya çapında hayran kitlesiyle bu başarı beni çok gururlandırıyor. Bu bana şunu anımsatıyor; değerli bir taş bulursunuz, işlersiniz ve o çok güzel bir elmasa dönüşür. Sabırlı ve cesaretli olup "Küçük parçalarla başlayacağım" demek gerekiyor.

Luther için gelecek belirsiz, hem karakter hem dizi için. Son sezonun finali üzerinden zaman geçti, bir sonraki adımınızın ne olacağını düşündünüz mü?

Tek söyleyebileceğim, düşünülen şeylerin olduğu (gülüyor.) Luther ile ilgili en mükemmel şey, bir sonraki adımın ne olacağını bilememek. Bu, sanırım cazibesinin bir parçası. "Devam etmeli" diye düşünüyorsunuz. Sonra ne yapacağımı düşünüyorum... Bakacağız...

221B Dergi

Türkiye'nin tek polisiye kültür dergisi.